Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargının da içinde bulunduğu e-devlet projesinde noterlik kurumunun çok önemli ve etkin bir sorumluluğu bulunduğunu belirterek, "Kurumsal işlemlerin elektronik ortama taşınması sonucu yöneticilerin hukuksal işlemleri de takip edebilecek olmaları, noterlik mesleğinin amacı olan hukuki güveni sağlama yönünden çok yararlı olacaktır" dedi.
Türkiye Noterler Birliği'nin (TNB) Hilton Otel'de gerçekleştirilen 37. Olağan Genel Kongresi'nde konuşan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, toplumda saygın bir yeri bulunan noterlik mesleğinin kamu hizmeti niteliğinde olup, toplumda hukuki güvenliği sağlamak, anlaşmazlığı çözümlemek, gerekli işlemleri belgelendirmek ve yasayla verilen diğer görevleri yapmak gibi çok önemli bir işleve sahip olduğunu belirtti. Noterlik kurumunun yasa hükümleriyle belirlendiği gibi adalet sistemi içerisinde bulunduğuna işaret eden Gerçeker, noterliğin Adalet Bakanlığı ve TNB'nin gözetim ve denetim altında faaliyet gösteren bir kurum olduğunu hatırlattı. Noterliklerin kurulması, kapatılması, noterlik bölgeleri, noterlik mesleğine kabul, noterlerin atanması işlemlerinin yasa hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından yerine getirildiğini belirten Gerçeker, TNB'nin ise noterlik hizmetini amacına uygun bir şekilde yapılmasını, gelişmesini ve meslektaşlar arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamak amacıyla kurulan ve kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliğe sahip bir kuruluş olarak görev yaptığını kaydetti. 1512 sayılı Noterlik Yasası incelendiğinde, noterlik mesleğinin hukuksal alanda ne kadar önemli görevler üstlendiğinin çok açık görüleceğini vurgulayan Gerçeker, şunları kaydetti:
"Bu görevin iyi, hızlı ve kaliteli gerçekleştirebilmesi için gelişmeler takip edilerek, çağın gereklerini de dikkate almak suretiyle yapılan çalışmalarla, modern teknolojiye uygun elektronik noterlik hizmetinin sağlanması konusunda önemli bir ivme kazanıldığı görülmektedir. Yargının da içinde bulunduğu e-devlet projesinde, noterlik kurumunun çok önemli ve etkin bir sorumluluğu bulunmaktadır. Kurumsal işlemlerin elektronik ortama taşınması sonucu yöneticilerin hukuksal işlemleri de takip edebilecek olmaları, noterlik mesleğinin amacı olan hukuki güveni sağlama yönünden çok yararlı olacaktır." TNB'nin yükseköğrenim mezunu yeni hukukçu gençleri, mesleğe özendirici yaklaşımların, nitelikli hukukçuların bu mesleğe özel bir ilgi duymalarına neden olacağını dile getiren Gerçeker, "TNB'nin tarafsız yapısını koruması, her kurumda olması gerektiği gibi Atatürkçü çağdaş çizgide, cumhuriyet değerlerine gönülden bağlı olarak görev yapması, toplumda hukuki güvenin yerleşmesinde son derece önemli bir etken olacaktır" diye konuştu.
"Büyük bir mutlulukla ifade etmek isterim ki, TNB'nin değerli başkanı ve değerli yöneticileri, etkin, üstün ve özgün sorumluluk bilinciyle yerine getirdikleri görev ve çalışma yöntemi her türlü takdire layıktır" diyen Gerçeker, "Hukukçu olmanın ağır sorumluluğu yanında her koşulda güvenilir olmanın da üstesinden geleceğine inandığım siz noter arkadaşlarımı kutlarım" şeklinde konuştu.
"70 MİLYON ŞÜPHELİ DURUMA DÜŞÜRÜLMEMELİ" Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ise, noterlik mesleğinin katib-i adilden bugüne kadar geçirdiği evrim doğrultusunda hizmetlerini daha iyi verecek duruma getirmesinde yarar bulunduğunu belirterek, bu kapsamda meslek öncesi eğitimin yeniden düzenlenmesinin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu söyledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Türk, 'dinleme' konusunda yaşanan tartışmaları, kanunlara eklenen hükümlerin uygulanmasındaki yanlışlıklardan kaynaklanan bir durum olarak niteledi. MİT, polis ve jandarma kanunlarında yer alan hükümlerle suçların önlenmesi konusunda 'iletişimin tespitine hakim tarafından karar verilmesi, gecikmesi sakıncalı olan durumlarda da bu kararın cumhuriyet savcıları tarafından verilmesi' yönünde bir düzenleme yapıldığını anımsatan Türk, şunları kaydetti:
"Ama bu düzenlemelerde hiçbir zaman genel nitelikte bir iletişimin tespiti karar öngörülmemiştir. Bu çerçevede Yargıtay'ın kararı, çok önemli bir tespiti ortaya koymaktadır. Şüphesiz, suçların önlenmesi konusunda bunun yapılmasında bir zorunluluk vardır ama hiçbir zaman bu bir son çare olarak kullanılacak tedbir niteliğinin ötesine gitmemelidir ve hiçbir zaman 70 milyon insanı şüpheli durumuna düşürmemelidir. Bu nedenle uygulama son derece önemlidir." Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde olduğunu hatırlatan Türk, Anayasa değişikliklerinin sadece şekil bakımından incelendiğini ifade ederek, "Ama bir de 1961 Anayasası döneminde olduğu gibi cumhuriyetin değişmez nitelikleriyle ilgili 'teklif edilemezlik' ilkesinin uygulama alanı bulup bulmadığı da Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karardan anlaşılacaktır. Herhalde, önemli bir karar söz konusudur" şeklinde konuştu.
(TAN-CC-CC-Y)