Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün yol ayrımının eşiğinde olduğunu söyleyen TGSD Başkanı Ahmet Nakkaş, hazır giyim ihracatında son dört ayda yaşanan daralmanın daha önce hiç yaşanmadığını belirterek,
SSK primlerinde ve enerji maliyetlerinde yüzde 50 indirim, kurumlar vergisi muafiyetinin sağlanması ve bölgesel asgari ücret uygulanması hayata geçirilmedikçe bu durumun düzelemeyeceğini söyledi. Nakkaş, ayrıca; "Hükümet söylemden eyleme geçsin, 100 milyar dolar ihracatın önünü açsın" dedi.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) düzenlediği basın toplantısıyla Türk Hazırgiyim Sektörü'nün 2008 yılı ilk yarı yıl değerlendirme sonuçlarını açıkladı. Toplantıya Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Nakkaş, Başkan Danışmanı Dr.Can Fuat Gürlesel ve Dernek Sekreteri Mehmet S.Kumbaracı katıldı.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş, dört ay boyunca hükümetle birlikte sürdürülen, sektörün iyileştirilmesine yönelik Strateji Eylem Planı'nın uygulamaya konulmasında bugüne kadar bir arpa boyu yol alamadıklarını, bu planda "can suyu" olarak adlandırılan önlemlerin hemen uygulanmaya başlanılmasını hükümetten istedi.
-İÇ PAZAR İYİCE DARALDI-
Türk Hazır Giyim Sektörü 2008 ilk yarı yıl değerlendirmesi raporunu hazırlayan TGSD Başkan Danışmanı Dr.Can Gürlesel teknik analizleri basınla paylaştı. Dünyada var olan ekonomik sıkıntının global hazır giyim pazarını da etkileyerek yavaşlatmaya başladığını belirten Gürlesel, sözlerini şöyle sürdürdü; "İç pazarda yüzde13.3 oranında oldukça önemli bir daralma söz konusu, üretim maliyetleri sürekli artmakta, TGSD'nin hazırladığı Strateji Eylem Planı'nın hayata geçirilmesi sürekli gecikmekte, bu gecikmeyle beraber sektör zaman kaybedildikçe daha fazla zarar görmektedir. Avrupa giyim pazarında ilk 6 ayda bir yavaşlama söz konusu, kendi içinde Avrupa giyim pazarında hiç daralma yaşamamıştı Türkiye, bu bir ilk. ABD ve Japonya'da da bizim kadar olmasa da ilk altı ay içinde bir daralma söz konusu. Enerji, işçilik maliyetlerimiz sürekli artmakta. 2003 yılından beri bu durumu öngörerek sektörü geliştirecek, iyileştirecek önlemleri hükümete sunuyoruz, fakat maalesef daha ortada atılmış somut bir kanıt yok" diye konuştu.
-"BAKANLARIMIZ ARTIK SÖYLEMİ BIRAKIP EYLEME GEÇMELİLER"-
Nakkaş, "Strateji Eylem Planı'nın "can suyu" olarak nitelediğimiz kısmının Acil Eylem Planı'na dönüştürülmesini ve hemen hayata geçirilmesini istiyoruz" derken hazırladıkları Acil Eylem Planı'nda şu başlıklara dikkat çekti:
"-Yüksek maliyetler nedeniyle sektörümüzün kullanamadığı finansal araçlar geliştirilmeli ve gerekli iyileştirilmeler yapılmalı.
-İhracat ve ithalat rakamları arasında sektör lehine olan net katma değerin yüzde 10-15'lik bölümü veya 23 milyar dolarlık ihracatın yüzde 10'u sektörün iyileştirilmesi ve yatırımlar olarak kaynak olarak ayrılmalı.
-Rekabetçi niteliği olan büyük işletmelerdeki teknolojik değişim ve dönüşümün sağlanabilmesi için mali destek verilmeli.
-Emek yoğun sektörümüzün az gelişmiş bölgelere taşınması özendirilerek desteklenmeli, bunun için gerekli alt yapı çalışmaları oluşturulmalı.
-İş gücü verimliliğinin artırılması için alınacak danışmanlık hizmetleri maliyetlerine finansal destek sağlanmalı.
-SSK primlerinde yüzde 50 indirime gidilmeli.
-Enerji maliyetlerinde yüzde 50 indirim yapılmalı.
-Kurumlar vergisi muafiyeti sağlanmalı.
-Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmeli veya asgari ücret uygulaması tamamen kaldırılmalı
-Devletin sektör sahip çıktığı inanç ve hissi verilmeli".
Nakkaş, son maddeyle ilgili olarak "Uzun zamandır işletmelere sektörün iyiye gideceği yönünde telkinlerde bulunduk, fakat söylemden eyleme geçilmedikçe ne acıdır ki bizimde inandırıcılığımız kalmıyor" dedi. Ahmet Nakkaş ayrıca, sektörün iyileştirilmesi, teknolojiyi geliştirmek, işgücü verimini artıracak hizmet içi eğitime destek verilmesinin, nitelikli eleman ihtiyacı için çok önemli olduğunu, gerekirse bu konuyla ilgili üniversitelerle işbirliği yapılması gerektiğinin altını çizdi.
-ANADOLU BİRLİĞİ YARATMADAN, AB YARATAMAZSINIZ
Nakkaş sözlerine şöyle devam etti; Uluslararası finans çevreleri, bugün 12 milyon dolar olan dünya ticaretinin 2020'lerde 32 milyon dolara ulaşacağını hesaplıyorlar. Bizde bu pastadan payımızı almak istiyorsak, organik pamuk üretimi gibi stratejik ürün yatırımına önem vermeliyiz. Kendi değerlerimizi kullanarak nihai üründeki katma değeri bu ülkenin kazanmasını sağlamamız gerekiyor. Anadolu'yu bir yana bırakıp sanayiciyi Mısır gibi ülkelere gitmeleri yönünde teşvik ederek arzu edilen büyümeyi yakalamak mümkün olmaz. Mısır'dan çok daha kötü bölgelerimiz varken bu ülkeye 200 milyon dolar yatırım gitti. Bu politikanın Türkiye'nin ve Türk insanının yararına olmadığına inanıyoruz. Böyle giderse reel sektörün %90'ı yabancılaşır. Global ekonomide bir yerimiz olmasını, Türkiye'nin güçlü bir ülke olarak anılmasını istiyorsak, dış ticaret açığımızın azalması hayatidir, bu açık bu kadar fazla iken güçlü bir devlet olmak hayaldir".(ANKA)
(ST/NB/ZG)