Oral Çalışlar'ın "Liderler Hapishanesi" adlı kitabında, Atatürk'ün "Gençliğe Hitabe"sini
İsmet İnönü'nün yazdığını iddia etmesi üzerine, Prof.
Hikmet Özdemir, Nutuk'un müsveddelerinin Atatürk'e ait olduğunu belirtti.
Oral Çalışlar, "Liderler Hapishanesi" adlı kitabında, İsmet İnönü'nün Nutuk'un "Gençliğe Hitabe" bölümünü kendisinin yazdığını Bülent Ecevit'e anlattığını ve Ecevit'in de bunu kendisine söylediğini yazmıştı. Prof. Hikmet Özdemir konuya ilişkin ANKA'ya yaptığı açıklamada, bu iddiada gösterilen iki tanığın da hayatta olmadığını ifade ederek, "İsmet İnönü'nün günlükleri 2001 yılında yayınlanmıştır. Necdet Uğur'un İnönü, Atatürk ve Çakmak'la ilgili çok önemli bilgiler bulunan bir kitabı ise 1994 yılında yayınlanmıştır. Her iki tanık da bu önemli ayrıntı hakkında günlük ve anılarında bir bilgi vermemişlerdir" dedi.
Nutuk hazırlanırken Atatürk'ün yanında bulunan ve yazım aşamasında en yakından tanıklık eden Afet İnan'ın ise konudaki bütün ayrıntıları ve hatta Atatürk'ün "Gençliğe Hitabe"yi okurken gözlerinden iki damla yaş geldiğini bile yazdığını belirten Prof. Dr. Özdemir, bu bilgilerin yayınlanma tarihi olan 1966 yılında İsmet İnönü'nün de hayatta olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Özdemir, Afet İnan'ın bu konudaki tanıklığını şöyle anlattı:
"1927 yılında sıcak bir yaz akşamında, Atatürk, İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda arkadaşlarıyladır. Prof. Afet İnan bundan sonrasını şöyle anlatmaktadır:
O, arkadaşlarına adeta bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde, "Oturunuz ve dinleyiniz!' dedi. Nutuk'un sonuna koyacağı satırları yüksek sesle okumaya başladı. Dinleyicilerin nefes dahi almadıklarını sanıyorum. Nutuk bu satırlarla son bulacaktı. Atatürk bu metni okuyup bitirdiği zaman, derin bir nefes almış ve iki damla gözyaşını da bizlerden saklamamıştı.
Bu Gençliğe Hitabe okunduğu akşam artık tarih olmuş olaylar konuşma mevzuu değildi. Atatürk coşmuş konuşuyor ve başkalarına diğer akşamlar olduğu gibi konuşma fırsatı vermiyordu. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbali üzerinde duruyordu. "Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyete inananlarla onu koruyanlara ve yaşatacak olanlara emanet etmek lazımdır' diyordu.
Gençliğe Hitabe yazısını ilk dinleyenlere methetmek fırsatı dahi verdiğini hatırlamıyorum. Sadece onun sözleri hala bugün dahi kulaklarımda akisler yapmaktadır.
'Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik mevkiine geçtiği vakit, Türk milleti yükselecektir' diye telkinlerde bulundu. O, Türk Gençliğinin sağduyusuna, milliyetçiliğine, vatan muhabbetine inandığını ve onlara güvendiğini söylüyordu.
(Müsveddelerin) 505-506 sahife numarasını taşıyan bu son yapraklarda görüldüğü gibi hemen hiçbir düzeltme yoktur. Yazı, Atatürk'ündür. Üç yerdeki düzeltme ise yazarken yapılmıştır. Evvela "Ey Türk Genci' demiş, fakat hemen Genci kelimesini silerek "Gençliği' demiştir.
İkincisi ise, "Galipler cebren ve hile ile' cümlesinin başındaki "Galipler' kelimesini silmiştir.
Sonuncu düzeltme ise, "İşte bu ahval ve şerait içinde dahi Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.' Bu cümleyi yazarken düzeltme yapmıştır.
Devam ettiği en son cümle ise yarım kalmış ve onu tamamen silmiştir. O da aynen şöyledir: "Efendiler, son kuvvetini kendi mefkûresinde ve damarlarında bulan Türk evladının elinde İstiklal ve Cumhuriyetini ilanihaye mahfuz ve masun olacağına Türk sancağının itibarı daima yüksek bulunacağına'
Atatürk, arkadaşlarına elindeki müsveddelerin son kısmını okurken şöyle seslenmiştir:
"Muhterem Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı beyanatım, en nihayet mazi olmuş bir devrin hikayesidir. Bunda milletim için ve müstakbel evlatlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek bazı noktalar tebarüz ettirebilmiş isem kendimi bahtiyar addedeceğim.
Efendiler, bu beyanatımla milli hayatı hitam bulmuş farz edilen büyük bir milletin istikbalini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslara müstenit milli ve asri bir devleti nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım. Bugün vasıl olduğumuz netice asırlardan beri çekilen milli musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum.'" (ANKA)
(AS/ZG)