Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Kabatepe, otomotiv yan sanayinde katma değerin yüzde 10 seviyelerinde olduğu yolundaki iddiaları yalandı. Kabatepe, AR-GE'de iyi politika yürütüldüğü takdirde hedefin yüzde 50'lere yükseltileceğini söyledi.
Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayicileri Derneği'nin (TAYSAD) girişimleriyle kurulan Otomotiv Endüstrisi Tanıtım Komitesi (OETK), sektörle ilgili son gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı. Otomotiv endüstrisi hakkındaki bilgi eksikliğini gidermek için faaliyetlerini sürdüren OETK, sektörün ülke ekonomisine 2007 yılında 20.3 milyar dolarlık ihracatla büyük katkı sağladığını, bunun da 3.5 milyar dolarının dış ticaret fazlası olarak cari açığa ilaç olduğu vurgulandı. 2008'in Ocak-Nisan arasındaki üçte birlik döneminde ise 2.6 milyar dolar dış ticaret fazlasının elde edildiği hatırlatılırken, yıl sonu hedefinin ise yaklaşık 7 milyar dolar fazlayla kapatmanın planlarının yapıldığının altı çizildi.
"YÜZDE 40'I AŞTIK" Otomotiv endüstrisinin katma değerinin yüzde 10 seviyelerinde olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Kabatepe, "Katma değer yüzde 10 seviyelerinde kalsaydı böyle ana ve yan sanayi olamazdı. Katma değer yüzde 40'ları aşmıştır. Küresel oynadığımız oyunda kalite ve müşteri profilinde sıkıntı yaşamıyoruz. Fikri mülkiyet, AR-GE ve tasarım yolunda tamamen kreatif rollerle başarı artmıştır. AR-GE'de iyi çalışma katma değeri yüzde 50'lere taşır" dedi.
AR-GE desteğinin artırılması ile enerjide dışa bağımlılığın azaltılması konularına da dikkat çeken Kabatepe şöyle konuştu: "Global markalar bile birçok alanda faaliyetlerini outsourcing ediyor. Örneğin Ford, muhasebe hizmetini Hindistan'dan alıyor. Biz de Ford olarak Gebze'de önemli bir mühendislik merkezi geliştirdik. Burada 400 kişi var ve bu 500-600'e kadar çıkabilir. Artık dizayn işini yurt dışına da satabiliyor olmak lazım. Tüm Türkiye'ye bunu yaymak lazım. Bu önemli bir iş kapısı olacak. AR-GE'de daha iyi bir politikamız olması lazım. Bu yönde eksiklik görüyorum." "B VE C SEGMENTLERİNDE ÜRETİM ARTACAK" OETK yöneticileri adına konuşan Erkut Özerman da, sıfırdan yeni yatırımla ilgili yapılan açıklamaların arkasında somut bir gelişme olmadığına dikkat çekerken, Orta Avrupa'ya yapılan 2. dalga yatırımlardan bir kısmının kaçırıldığını vurguladı. Hafif ticari araç üretiminde Avrupa'da ilk sıralarda yer alan Türkiye ile ilgili görüşlerini de paylaşan Özerman, "8-10 yıl sonra hafif ticari araç üretimi de gidecek. Ancak katma değeri yüksek diğer segmentlerin üretimi artacak. Belki A segmentinin gelmesi zor, ama B ve C segmentlerinde üretim artacaktır. Bunun sinyalleri geliyor. Binek araç ihraç edenin katma değeri daha yüksek oluyor. 8-10 yıl içinde bunu göreceksiniz" diye konuştu.
Söz konusu sinyallerle ilgili de AR-GE'ye ciddi yatırımlar yapılmasını, buna destek verilmesini ve ana sanayi firmalarının 100'leri aşan mühendis istihdam etmesini gösteren Özerman, "Bunlar hep ileriye dönük üretimin ve ihracatın garantisini veriyor. Hyundai ve Toyota yeni binek araçlarının üretimi için ülkemizde arayış içindeler. Renault'un yeni jenerasyon Megane için üretimi başlayacak" dedi.
"DEVLET YATIRIM İÇİN CAZİBEYİ ARTIRMALI" Kaliteden feragat etmemek koşuluyla tasarım ve AR-GE daha da geliştirileceğini vurgulayan Uludağ Taşıt Araçları ve Yan Sanayi İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Ferit Sünneli de "Üretim ve kalitede başarıyı yakaladık. Asıl hedef küresel boyutta rekabetçiliği sürdürülebilir kılmaktır. Bu oyunu doğru oynayabilirsek tasarım ve üretimde büyük oyuncu olmama için hiçbir neden yok. Katma değere artırabilmemiz için üretim olmalı. Bunun en büyük bileşenlerinden biri ise yabancı yatırım. Yabancı yatırımcı cazibe kriterlerine bakıyor, sürdürülebilirliği sağlamak da devlete düşüyor. Devletin bu cazibeyi artırma için üzerinde çok ciddi çalışması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
(CY-ÖK-E)