Milli Eğitim Eski Bakanı Hasan
Celal Güzel, Kayseri'de MÜSİAD Kayseri Şubesinin tertiplediği 'Demokrasi, Millet ve Devlet' konulu konferans verdi.
Konferansın açılış konuşmasını Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kayseri Şube Başkanı Şaban Çopuroğlu yaptı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Milli Eğitim eski Bakanı Hasan Celal Güzel, siyasi partileri boşuna kapatırsınız. Birini kapatırsınız, birisi açılır. AK Parti gider, PAK Parti gelir, ben adını koydum bile. AK Parti yüzde 47 oy ile gider, PAK Parti yüzde 70 ile gelir. Geçenlerde Başbakan'ın dediği gibi, İsmet İnönü Atatürk'ün resimlerini paralardan pullardan kaldırmıştı. Sayın Abdullah Gül, bunu yaparsa Türkiye'de ayaklanma çıkar, yaka paça indirmeye çalışırlar. O zamanlarda milli şef milletin bütün diktasıyla kabus gibi üzerindeydi. CHP o dönemden itibaren büyük bir problem haline geldi. CHP her zaman seçimden mağlup çıktığı için demokrasiyi hiçbir zaman benimsememiş, hala aklı milli şeflik döneminde olan halkı hor gören, demokrasiyi kabul etmeyen, halkın milli ve manevi değerlerini kabul etmemiş bir siyasi partidir. Tam bir faşist partidir. CHP jakube oligarşi birinci unsurudur. İkinci unsuru ise CHP'nin maalesef tahrik ettiği silahlı kuvvetlerin darbeci güçleri olmuştur. Ben milliyetçi bir vatansever olarak, TSK'nın önemine inanırım. Mukaddes, mübarek, muazzez diyerek üç sıfatla kullanırım ve peygamber ocağı olarak görürüm. Her zaman başımızın üzerinde taşımaya hazırız. Ama kendi görevi olan milli savunma görevini yapmak şartı ile. Eğer o görevi bir tarafa bırakır, siyasete müdahale ederse, o zaman karşısına çıkarız. Çünkü o artık silahlı kuvvetler değildir. O yozlaşmış bir çete haline gelmiştir. O yüzden karşısına çıkmak, bizim vebalimiz, sorumluluğumuz ve görevimizdir. Üçüncü unsur ise siyasallaştırılmış yargıdır. Bu ad ilk defa yüksek adalet divanı ile ortaya çıkmıştır. Türkiye'de eğer yargı mensupları tarafsız, bağımsız ve vicdanlı davransalardı, kendilerini tank gibi top gibi darbecilerin aleti yapmasalardı, Türkiye'de demokratik nizam çoktan sağlanırdı. Ama maalesef böyle olmamıştır. Yüksek Adalet divanı fevkalade alçak bir mahkeme olmuştur. Bu millete yıllarca hizmet eden, milletin sevgilisi olan bir Başbakan'ı ve iki arkadaşını alçakça şehit etmişlerdir. Ve bunun adı da mahkemedir. Bundan sonra da milletin yargıya olan saygısı da azalmıştır. Yargı en büyük kötülüğü kendisine yapmıştır. Bir mahkeme başkanı düşünün ki, idama mahkum ettiği Başbakan'a seni buraya tıkan güç böyle istiyor diye bilsin. Bundan daha büyük şerefsizlik olabilir mi?. Bunu bu mahkeme yapmıştır. Durum şuanda da öyledir. Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararını duyduktan sonra benim Türkiye'de Yüksek Mahkemeye ve diğer yargı organlarına güvenim kalmamıştır. Ben Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına saygı duymuyorum. Anayasa Mahkemesi tarafsızlığını gösterecek, hukuktan yana olacak o zaman başımızın üzerinde hukukumuzu taşımasını biliriz. Jakube Oligarşi'nin dördüncü ayağı ise üniversitelerdir. 12 Eylül darbecileriyle YÖK bu ülkenin en büyük belası haline gelmiştir. 18-19 yaşlarındaki genç kızlar, yıllarca hiçbir totaliter rejime benzerine rastlanmayan uygulamayla eğitim dışına itilmiştir.
Düşünebiliyor musunuz, Üniversiteler arası kurulda üyeler ellerinde Türkiye laiktir, laik kalacak pankartlarıyla dolaşıyorlar. Rahmetli Menderes o dönemlerde kara cübbeliler demişmiydi, hatırlamıyorum ama ben diyorum. Bunlar kara cübbelilerdir, kara kafalılardır. Türkiye'de son olarak yaşadığımız kriz günlerinin sebebi, hukuki değildir. Bunun hukukla falan hiçbir alakası yoktur. Bu resmen ve alenen bir iktidar kavgasıdır. Bir güç yarışmasıdır. Siz madem ki eşi baş örtülü olan bir cumhurbaşkanı seçtiniz, siz mademki baş örtüsü yasağını kaldıracaksınız, Anayasa'yı değiştirdiniz, bizde sizin partinizi kapatırız demişlerdir. Bu kadar basit. Bunu bu şekilde görmek lazım. Bunun hukukla bir ilgisi yoktur. Bunu düzeltebilmek için de mutlaka sizin sorumluluğunuz vardır. Hakkınıza sahip çıkmalısınız, milletiniz sahip çıkmalısınız, partiniz varsa partiniz sahip çıkmalısınız. 7 tane bürokratın 70 milyonun oyunu çöp tenekesine atmasına nasıl göz yumarsınız. Ben bunu anlayamıyorum. Hedef sadece Başbakan değil, Cumhurbaşkanı da vardır. Yekta Güngör Özden öyle diyor. Çünkü diyor onun seçilmesini hiçbir zaman hazmedememişlerdir. Halk çocuğunun, bir ustabaşının oğlunun cumhurbaşkanı olmasını hazmedememişlerdir. Bu makamda hep ağalar, paşalar ve sonradan 80 yaşından sonra yolunu değiştirip, halk partili olan esas maskesiyle Süleyman Demirel gibi siyaset münafıkları gelmiştir. Bunun için hazmedememişlerdir. Çünkü Atatürk milli bir kahraman onu bir kenara bırakıyorum, ondan sonra bu makama hiçbir zaman hak ederek kimse gelmemiştir. Bizim kendi insanımıza sahip çıkmamız lazım, onların şahısları o kadar önemli değil. Onlar bizi temsil ediyorlar. Bizde çok önemli değiliz, çünkü biz de gerçekten inancımızı temsil ediyoruz. Onun için önemlidir bu dava. Bizim inancımıza, bizim değerlerimize saygılı olmayı eninde sonunda öğrenecekler. Ama burada zararı yine millet görecek. Daha şimdiden milyarlarca dolar zararı gördük. Abdurrahman Yalçınkaya milyarlarca dolar zararı ödeyecek kuvvete sahip mi? Yada Deniz Baykal ödeyebilir mi? Partisi'nin genel kongresini yapacak, kurultayını yapacak ve dişine göre adayları bir güzel yiyecek, Atatürk'ün arkasına sığınacak. Belki nutuk atacak AK Parti'ye, Başbakan Erdoğan'a saldıracak ve tek parti olarak Türkiye'de iktidar olacağı günleri bekleyecek. Çünkü biliyorlar ki, bu millet onu ve onun gibiler asla sandıktan çıkarmayacaktır" dedi.
Konferansın ardından MÜSİAD Kayseri Şube Başkanı Şaban Çopuroğlu, Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel'e, üzerinde MÜSİAD'ın ambleminin bulunduğu porselen tabak hediye etti.
(SE-HE-ÖK-Y)