Necmi Çelik bildiriyor - Türkiye İş Bankası Genel Müdürü
Ersin Özince, bankacılık kariyeri ve deneyimleriyle ilgili bir şeyler yazmak söz konusu olduğunda, aklında kalanların büyük bir kısmının sıkıntılar, problemler ve olumsuzlar olduğunu söyledi. Özince, "Bankacılık serüvenimde, kariyerimde beni en çok etkileyen konu, imkanları çok kısıtlı ülkemizin tasarruflarının doğru kullanılması yönünde bankacılıkta, sermaye piyasasında yapılması gereken işlerin çoğu zaman yapılmaması, geç yapılması ve yanlış yapılması olmuştur. Türk bankacılığının biraz deneme yanılma suretiyle gelişmesinden dolayı, bir şeyler yazacak olsam yazacaklarım kendim adına da ülkem adına da çok olumlu ve iftihar edilecek şeyler olmayabilir. Ülkenin ekonomisinde ve siyasetinde sürekli hatalar yapılması bizi devamlı bir stres altında tutmuştur" diye konuştu.
-İŞ BANKASI MODELİ DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN BİR MUCİZE-
Ersin Özince, ANKA'ya yaptığı açıklamada, İş Bankası gibi çok özel bir Cumhuriyet müessesesinde çalışmaktan dolayı çok şanslı olduğunu belirtti. Özince, kendisi açısından bankanın kuruluş görevini, hedeflerini, misyonunu bugün koruyabiliyor olması ve kuruluşunda çok ortaklı olarak düşünülen ve planlanan yapının hala çok geniş ortak tabanı ile götürüyor olmasının çok önemli olduğunu kaydetti.
Özince, şunları söyledi:
"Doğrusu bu konuda en büyük başarının da başta Atatürk'ün hisselerinin temsilcisi CHP, İş Bankası çalışanları ve emeklileri olmak üzere daima birlikte hareket eden yüz binlerce adetteki halk ortaklarına ait diye düşünüyorum. Anonim bir sahiplik var ve bu kitlenin şahsi menfaatleri bir tarafa İş Bankası'nı bir Cumhuriyet müessesesi gibi görmeleri ve halen bu duygunun yaşıyor olması gerçekten bir mucize. Bunun dünyada pek fazla bir benzeri de, örneği de yok. Bu modelin, kolektif sermaye modelinin Türkiye' de çalıştırılabilmesini Cumhuriyeti kuranların çok büyük bir icadı olduğunu düşünüyorum. Bu icattan faydalanılmaya devam edilmeli. Aslında bu model bize aittir diye Türkiye Cumhuriyeti'nin tescil ettirmesi ve bunu kullanması lazım."
-HEM BANKACILIĞIN HEM TARİHİN SORUMLULUĞUNU TAŞIYORUZ-
Ersin Özince, çalışma arkadaşlarıyla birlikte ellerinden gelenin en iyisini yaparak, bir yandan halka açık anonim bir şirket olmak, bir yandan da cumhuriyet müessesesi olmanın sorumluluklarını yerine getirmek çabası içinde olduklarını dile getirdi.
Özince, şöyle konuştu:
"Bu konuda her gün sayısız kere eksiklerimizi görüyoruz. Ama bu eksiklikler prensiplerimizde, kuruluş ilkelerimizde değil, sektörel güncel konularla ilgili. Ticari bir kuruluş olmanın yanı sıra bize yüklenen sosyal sorumlulukları, görevleri hiçbir zaman aklımızdan çıkarmıyoruz. Sosyal sorumluluk derken biz sadece topluma karşı hayır işlerini anlamıyoruz, işimizi sosyal sorumlulukla yapmaya özen gösteriyoruz. Çevreye duyarlı olup da insana duyarlı olmazsanız, örneğin çevreye duyarlı olup da insanların ekonomik ve sosyal sorunlarıyla ilgilenmezseniz bu duyarlılık ne kadar anlamlı olabilir. Bizim çizgimiz yönetimler değiştikçe değişmez."
-GENEL MÜDÜR OLARAK KOLAY VE KONFORLU BİR HAYATIM VAR-
Bankanın mevcut ortaklık yapısı hakkında bilgi veren Ersin Özince, 1998'den bu yana İş Bankası'nda Hazine'nin payının olmadığını söyledi. Özince, " Şu anda Özelleştirme İdaresi'nin elinde bindeli bir oranda A Grubu hisseler var. Bankanın yüzde 41.5'i çalışanlar ve emeklilerin oluşturduğu İş Bankası Munzam Sandık Vakfı'na ait. Yüzde 28.1'i Atatürk hisseleri ve CHP idaresinde. Geri kalan 30.4'lük kısmı da halka açık olarak İMKB'de işlem görüyor" diye konuştu.
Mevcut ortaklık yapısı ve yönetim kurulu kompozisyonu dikkate alınarak bankanın yönetiminde dengelerin nasıl sağlandığı yolundaki bir soruyu yanıtlarken, aslında yönetici olarak bakıldığında çok kolay ve fevkalade konforlu bir hayata sahip olduğunu belirten Özince, konuşmasına şöyle devam etti:
"Ben 10 yıldan beridir banka genel müdürlüğünü, yetkili kurulların ve hissedarların desteği ve onayıyla sürdüren 15'inci Genel Müdürüyüm. Benim görev yaparken şu tür kaygılarım yok; İktidarlar değişir, hissedarlar değişir, hissedarlar ölür, ailelerin yeni üyeleri gelir, çocukları farklı düşünür, yabancı hissedarlar gelir, hisselerini alırlar satarlar ve ben nasıl davranmayalım gibi. Arkamda çok kararlı bir hissedar yapısı var. Ama öncelikle belirtmeliyim ki İş Bankası'nı çok iyi tanıyan bir hissedar yapısının seçtiği yönetim kurulları ile çalışma rahatlığı içindeyim. İkincisi, ben neredeyse mesleki kariyerimin çok önemli bir bölümünü paylaştığım meslektaşlarımla birlikte çalışıyorum. Geçen sene tanıştığım birileriyle çalışmıyorum. İş hayatımız da aynı sermaye yapımız gibi çok kolektiftir. Bu sözünü ettiğiniz dengeleri korurken kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmiyorum."
-HİSSEDARLARIMIZ HİSSELERİNE ATA YADİGARİ GİBİ BAKAR-
Özince, bankayı yönetirken benimsediği görev anlayışını ise şu sözlerle dile getirdi:
"Bizden beklenen görevimizi yapmaktır. Atatürk'ün dediği gibi, halkın itibarına ve itimadına layık olarak bankayı götürebiliyorsanız ve Bankayı başarılı idare edebiliyorsanız görevinizi yapıyorsunuz demektir. Başarıdan kasıt da Bankanın güçlü konumunu sürdürmek ve etkin çalışma ortaya koymaktır. Bu inançlı hissedar topluluğuna da mutlaka uygun gelir payı, kar payı dağıtmak ve değer artışı sağlamak da aynı derecede önemli. Kolektif ortaklık yapımızda bu beklenti süreklidir. Bizim hissedarlarımızın çok az kısmı, son yıllarda ortaya çıkan temayüllerle, yarın hisse şuraya çıksın da satayım düşüncesindedir. Hissedarlarımızın çoğu bu hisseleri atasından kalan bir miras gibi saklıyor. Eski Türkçe ile yazılı kurucu hisselerini Atatürk bile yeni Türkçe yazılı olanıyla değiştirirken, eskilerini hala değiştirmeyen ortaklarımız var, tarihi bir eser olarak ellerinde tutan."
-NE GİYECEĞİME, NE YİYECEĞİME NE DİYECEĞİME KARAR VERMEKTE ZORLANIYORUM-
İş Bankası Genel Müdürü Özince, bankayı yönetmenin kendisi için kolay olduğunu ifade etti. Özince, şöyle konuştu:
"Zor olan ne diye sorarsanız, burada sorumluluk duygusu çok daha ağır geliyor. Bankayı çok kar ettirebilirseniz ancak toplum sizi sevmez, ya da siz toplumu sevmezsiniz. İçe dönük olursunuz, çıkar 37'inci katta oturursunuz. İnsanlar size itibar göstermiyorsa karlılık tek başına neye yeter. Bizde yöneticiler toplumun liderliğini de üstlenirler. Kendinizi İş Bankası'na kabul ettirmek önemlidir. Bir başarı varsa da bu kabulde yatıyor. Bugün, benim babam yaşındaki İş Bankalılar bana Sn. Genel Müdür diye hitap ettiklerinde, benim de bunun karşılığını sadece banka bilançosu ile değil, halim, tavrım, davranışımla ve her türlü olumlu eylemle karşılık verebilmem lazım. Tabi ki bunun bana yarattığı zorluklar var. Çoğu zaman ne yapacağıma, ne diyeceğime, nasıl yiyeceğime, nasıl giyineceğime, nasıl duracağıma çok daha fazla dikkat etmek durumunda kalıyorum."
-PROFESYONEL OLARAK SON GÖREVİM OLUR-
"Bankacılıktan başka beğenileri, düşünceleri ve idealleri de olan bir insanım" diyen Ersin Özince, "Geçtiğimiz yıllarda heves ettim, dedim ki ben artık 30 yılı geçtiğime göre artık iş hayatımı sonlandırsam, emekli olsam. Bizim camiamızda böyle bir söylenti çıktığında büyüklerimiz ve çok kimse hayır katiyen böyle bir şey yapmamam gerektiğini söyleyerek, böyle bir kararın kendimi düşünmek olduğunu öne sürdüler. Bu beni bir yönüyle onore etti, bir yönüyle de ciddi ikaz etti. Tabi ki bankanın yetkili kurulları bana ne kadar görev verirse o kadar kalırım. Bana teşekkür edilse, ben bir şey değil diyerek gidip de ekmeğimi başka bir yerde aramayı düşünmem. Böyle de bir ilkemiz var. Profesyonel yöneticiyim, ne yapalım canım İş Bankası'nda buraya kadarmış diyemem. Bunlar işin zor yönleri. Sonuçta bir kolektif sermayeye, İş Bankası ideallerine, Cumhuriyet ideallerine şu veya bu hüviyet altında hizmet etmek sorumluluğunu da taşırız. Bu onurlu ama bugünün koşulları altında taşınması da zor bir görevdir" diye konuştu.(ANKA)
(NÇ/NB/ZG)