İlk üç aylık dönemi yaklaşık 8 milyar 500 milyon YTL ciro ile kapatan faktoring sektörü, bir önceki yılın ayın dönemine göre yüzde 25 büyüme gösterdi.
Faktoring Derneği, 2008 yılı ilk 3 aylık tahmini dönem cirosunu, düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıda konuşan Faktoring Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman, bankacılıktan sonraki en yaygın finansman yöntemi olan faktoringin, yeni dönemde yaşadığı önemli değişimle birlikte KOBİ'lere odaklandığını ifade etti. Faktoring şirketlerinin 2009'da uygulamaya geçecek olan Basel II ile birlikte bankaların KOBİ'lere dönük yüzü olmaya hazırlandığını söyleyen Ataman, 2008 yılı sektör cirosunu 36 milyar dolar olarak öngördüklerini de açıkladı.
Ataman, faktoring sektörünün, 2007'de dünyada yüzde 27 büyürken, Türkiye'de 28 milyar dolarlık ciro ile yüzde 45 büyüdüğünü, 2010 yılı ciro hedeflerinin ise 100 milyar dolar olduğunu söyledi.
Merkezi Hollanda'da bulunan, 62 ülkedeki 229 üyesi ile yılda 758,3 milyar euro'luk ciro yaratan Factors Chain International'ın (FCI) yıllık raporuna göre, Türk faktoring sektörü, sektör büyüklüğünde bugün Avrupa'da 9. sırada. Sektör yıllık 3 milyar dolarlık ihracat faktoringi ile bu alanda da dünya 3.'sü. Türk faktoring sektörü, Türkiye'de ve dünyada hızlı büyürken, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK) dönemi, yeni Kanunla hızlanacak olan düzenleme çalışmaları, 2009'da bankacılıkta uygulanmaya başlanacak olan Basel II kriterleri gibi gelişmelerle hareketli günlere hazırlanıyor. Sektör güçlü oyuncuları ile imajını yenilerken, ticaretin olduğu yerde var olan, güçlü ve yararlı bir finansman yöntemi olarak, KOBİ'lerin ve tüm sektörlerin finansmanı için çalışıyor.
2008 İLK 3 AYLIK DÖNEMİNDE YÜZDE 25 BÜYÜDÜ 2007 yılını yüzde 45'lik büyüme ve 28 milyar dolar ciro ile (bankaların gerçekleştirdiği faktoring işlemleri dahil) ciro ile kapatan sektörün, yeni gelişmelerin de etkisiyle hızlı büyümeye devam edeceği öngörülüyor. 2008 yılı ilk 3 aylık dönemini yaklaşık 8 milyar 500 milyon YTL (dolar bazında 7060 milyon dolar) ciro ile kapatan faktoring sektörü, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 25 büyüdü. 44 üye ile sektör cirosunun yüzde 80'lik bölümünü temsil eden şirketleri temsil eden Faktoring Derneği'nin yönetim kurulu üyelerine göre, BDDK ile başlayan yeni dönem, yeni yasanın hayata geçmesi ve bankacılıkta uygulanmaya başlanacak olan Basel II kriterleri gibi önemli gelişmelerle sektör büyüme ivmesini arttıracak. KOBİ'lere odaklanan sektörün 2008 için ciro hedefi ise 36 milyar dolar. Sektörde ilk 3 ay ile son dönem arasında bu kadar fark olmasının temel nedeni ise yılın 3 ve 4. çeyrek dönemlerinde işlem hacminin en yüksek seviyelere ulaşması.
"2009'DA ÖNEMLİ BİR BÜYÜME BEKLİYORUZ" Faktoringin, en sade anlatımıyla "alacakların temlik alınarak, garanti, finansman, iş görme hizmetlerinden en az birinin verildiği bir finansman yöntemi" olarak tanımlayan Faktoring Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman, bu yöntemle çalışan şirketlerin, tahsilat operasyonu yükünden kurtulurken, önemli avantajlar yarattıklarına da dikkat çekti. Ticaretin olduğu yerde var olan faktoringin, kayıtlı ekonomiyi destekleyen önemli iş kollarından biri olduğunu vurgularken, sektörün her yıl ortalama yüzde 30 büyüdüğüne işaret etti. Ataman, Türkiye'de faktoring sektörünün hızlı büyümekle birlikte şirketlere sağladığı avantajların henüz tam olarak algılanmadığını, bu noktada 2009 yılının sektörün patlama yılı olacağını söyledi.
2010'DA HEDEF 100 MİLYAR DOLAR Ataman, büyümeyle birlikte sektörün 2010 yılında ulaşacağı ciroyu 100 milyar dolar olarak öngördüklerini de dile getirdi. BDDK'nın regülasyonu altına girmesiyle birlikte, sektörün finans piyasasında daha fazla güçleneceğini söyleyen Ataman, kanun boşluğundan kaynaklanan yanlış algı nedeniyle, sektörün potansiyelini ne yazık ki bugüne kadar değerlendiremediğini de dile getirdi.
Yeni dönemde algıdaki değişimin de hızlı olacağını düşündüklerini söyleyen Ataman, "Faktoring, dünyada oldukça yoğun kullanılan bir finansman yöntemidir. Ancak Türkiye'de zaman zaman acze düşmüş şirketlerin başvurduğu bir araç olarak algılanıyor. Biz bir yola çıktık, yeni dönemde sektörün gerçek kimliğini ortaya çıkaracağız. Faktoring, ticaret yapan herkesin kullanabileceği çok net ve destekleyici bir finansman yöntemidir. Kaldı ki, Türkiye gibi net işletme sermayesi düşük bir ülkede bunu en iyi karşılayan yöntemlerden biri olmalıdır. 2006'dan bu yana BDDK ile çalışmaya başladık, çok önemli bir yol kat ettik. Sektörün gerçek oyuncuları faaliyetlerine devam edecek. Şimdi ise yeni Kanun tasarısı ile daha da güçlenecek ve yapılanmamızı tamamlamış olacağız. Açıkçası ben bu rakamı da atlama taşı olarak görüyorum, sonraki hedeflerimiz çok daha büyük olacak. Uzun bir dönemdir beklediğimiz bu yeni dönem ile birlikte sektörün profesyonel gücü ön plana çıkacak" dedi.
"KREDİ SİGORTASI SEKTÖRÜ DAHA DA GÜÇLENDİRECEK" Türkiye'de 18 yıllık bir geçmişe sahip olan sektörün temellerinin ihracat faktoringi ile atıldığını belirten Ataman, işletme sermayesi güçlü olmayan bir ülke olarak, Türkiye'nin faktoringden yararlanabileceği çok sayıda avantaj olduğuna dikkat çekti. Dünyada faktoring sektöründe alacağı garanti altına almak, finansman sağlamak ve tahsilat hizmeti vermek üzerine kurulu üç işlevin olduğunu belirten Ataman, garanti altına almanın yurtiçi uygulamalarda fazla kullanılamadığını belirtti.
"BASEL II İLE BÜYÜME HIZLANACAK" Türkiye'de 2009'da uygulamaya geçecek olan Basel II düzenlemelerinin, bankaların kredi değerlendirmelerinde önemli bir değişime neden olması bekleniyor. Bağımsız derecelendirme kuruluşlarının devreye girmesiyle, bankalar, dışarıdan incelemeye alınacak olan kredi müşterilerine, bu kurulumşların verdiği risk notuna göre kredi maliyetlerini yansıtacak.
Ataman, bu noktada faktoring sektörünün bankalar ile KOBİ'ler arasında köprü görevi üstlenebileceğini belirterek, "Konuya bu açıdan bakıldığında, faktoringi 'KOBİ'lerin esnek finansörü' olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Başka bir ifadeyle, biz, bankaların KOBİ'ler karşısındaki yüzüyüz ve bu yeni dönemde, rolümüz çok daha fazla ön plana çıkacak. BASEL II ile birlikte, kredi başvurularında bağımsız derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinin devreye girmesi ile özellikle KOBİ'lerimiz çok sayıda zorlukla karşı karşıya kalabilir. Bu noktada, kuşkusuz, finansmandaki rolümüz güçlenecektir" diye konuştu.
(CY-ÖK-E)