F Tipi Cezaevine Karşı Ortak Deklerasyon

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Disk, Kesk, Ttb, Hak-iş, TMMOB, Meslek Örgütleri, Sanatçılar ve Aydınların Bulunduğu Bir Grup Yayınladıkları Ortak Deklârasyonda, Adalet Bakanlığının İlgili Meslek Odaları ve İnfaz İdaresi ile Ortak Yürüteceği Sorun Tespiti ve Değerlendirme Çalışmaları Sonuçlanıncaya Kadar "Güven Artırıcı" Adımın Atması İstendi.

DİSK, KESK, TTB, Hak-İş, TMMOB, meslek örgütleri, sanatçılar ve aydınların bulunduğu bir grup yayınladıkları ortak deklârasyonda, Adalet Bakanlığının ilgili meslek odaları ve infaz idaresi ile ortak yürüteceği sorun tespiti ve değerlendirme çalışmaları sonuçlanıncaya kadar “güven artırıcı” adımın atması istendi.

Türk Tabipler Birliği(TTB), DİSK, KESK, TMMOB, Hak-İş’in de aralarında bulunduğu meslek örgütleri, sendika temsilcileri, avukatlar, Vedat Türkali, Eşber Yağmurdereli, Atilla Dorsay, Edip Akbayram’ın da aralarında bulunduğu aydın ve yazarlar, The Marmara Oteli’nde “123. Ölümü Durdurmak İçin: F Tipi Cezaevinde-Tecrit Sorunu ve Çözümü” başlıklı toplantı düzenledi. F Tipi cezaevlerinde uygulanan “tecridin” kaldırılması talebiyle 244 gündür ölüm orucunda olan avukat Behiç Aşçı’nın videoya alınan konuşması katılımcılara aktarıldı.

BEHİÇ AŞÇI’DAN ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Konuşmasında, “Sorun ölüm orucu değil, tecrittir” diyen Behiç Aşçı, tecridin getirdiği yıkım ve tahribatın çözülmesi gereken önemli bir sorun olduğunu söyledi. Tecridin içine aldığı herkesi öğüttüğünü, yok ettiğini ve pos haline getirdiğini belirten Aşçı, bu insanların daha sonra et-kemik şeklinde toplumun içine salındığını anlattı. Aşçı, “Tüm herkesi, bugün ve yarın tecride karşı mücadele etmeye ve tecridi ortadan kaldırılmasına karşı adım atmaya ve çözüm üretmeye çağırıyorum” dedi.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, TTB Merkez Konseyi Başkanı Gencay Gürsoy, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, KESK Başkanı İsmail hakkı Tombul’un katıldığı toplantıda, F Tipi Cezaevlerinin insan sağlığı açısından zararları konunun uzmanlarının yaptığı sunumlarla katılımcılara anlatıldı.

F TİPİNDE ÇÖZÜME KARŞI ORTAK DEKLÂRASYON

Meslek odaları, sendika konfederasyonları, sanatçı, aydın ve yazarların da aralarında bulunduğu grup, toplantı sonrasında Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere ortak bir deklârasyon yayınladı.

Deklârasyonda, Türkiye’de 19-22 Aralık 2000 tarihinden bu yana, F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevleri başta olmak üzere, benzeri diğer cezaevlerinde, tutuklu ve hükümlülerin tek kişilik veya küçük gruplu hücrelere yerleştirildiği, bu bağlamda diğer tutuklu ve hükümlülerden yalıtıldığı bir infaz modelinin uygulandığı kaydedildi. Islah adı altında geliştirilen ve uluslararası sözleşme, standart ve uygulamalara aykırı olan bu uygulama nedeniyle, tutuklu ve hükümlülerin; savunma, havalandırma, okuma, görüş yapma, diğer tutuklu ve hükümlülerle temas etme, giyinme, sağlık olanaklarından yararlanma gibi temel ve vazgeçilmez haklarının kısıtlandığı ve hatta kimi zaman tamamen ortadan kaldırıldığı kaydedildi. Ortak deklârasyonda, bu modelin olumsuzlukları dışında, tutuklu ve hükümlülerin en başta bedeni ve ruhi yapılarında, kültürel ve siyasal kimliklerinde onarılmaz yaralar açtığına dikkat çekilerek, tartışılan bu infaz modelinin, 6 yıl içinde, 122 tutuklu ve hükümlünün hayatına mal olduğu, 600’ün üstünde de tutuklu hükümlünün sakan kalmasına yol açtığı ifade edildi.

F TİPLERİNDE İYİLEŞTİRME YAPILMALI

İstanbul Barosu’na bağlı avukat Behiç Aşçı’nın bu modele karşı başlattığı ölüm orucunun 244. gününde olduğu ve hala cezaevlerinde ölüm orucunda olan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğuna işaret edilen deklârasyonda, sorunun kalıcı çözümüne ilişkin şöyle denildi:

“Adalet Bakanlığının, baro ve meslek odalarının katıldığı bir çalışma grubu sorunun kapsamını ve çözüm imkanlarını araştırmasında olduğuna inanıyoruz. Köklü ve kapsamlı çözüm bulununcaya kadar mevcut mevzuatın izin verdiği iyileştirme gerçekleştirilmelidir. Bakanlık infaz mevzuatının gereklilikleri, ulusal infaz politikası, güvenlik gibi gerekçelerle mevcut modeli sürdürme ısrarını iki nedenle terk etmelidir. Birincisi önerilen çözümün cezaevlerinde ne iç ne de dış güvenlikte en küçük zaafa yol açması söz konusudur. İkincisi ise muhtemel bir güvenlik safiyeti iddiası hem gerçek olmakla hem de ‘kötü muamele’ için gerekçe kabul edilemezliği nedeniyle gündemden çıkarılmalıdır.”

Kaynak: ANKA