İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Ekrem Demirtaş, "Ahmet Priştina olsaydı biz bu seçimi almıştık" dedi.
Basın mensuplarıyla bir akşam yemeğinde buluşan İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş, EXPO sonucunu değerlendirdi. EXPO'yu kazanmada belediye başkanının misyonunun sorulması üzerine Demirtaş, vizyon sahibi olmanın önemine değinerek şöyle konuştu: "Şunu söyleyeyim, İzmir'de bu EXPO yarışında belediye başkanı Ahmet Piriştina olsaydı biz bu seçimi almıştık. Bu seçimde Ankara merkezli bir yürütme kurulu yerine bir icra kurulu olarak biz devam etseydik, odalar birliğimizin gücünü arkamıza alsaydık biz bu seçimi kazanmıştık. Bu kadar öz bu. Çünkü Ahmet Piriştina tuttuğunu koparmak için çalışan vizyon sahibi bir insandı." OYLAMA ÖNCESİ YAŞANANLAR Oylama gününe kadar EXPO'yu İzmir'in kazanacağına inandığını ifade eden İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş, sonuçla birlikte tam bir hayal kırıklığı yaşadığını belirtti.
Seçim gününden bir önceki gece seçimi kazanmanın huzuru ile rahat bir uyku uyuduğunu, bu denli İzmir'in kazanacağına inandığını ifade eden Demirtaş, seçim günü oylama salonuna gittiğinde olanları şöyle anlattı: "Seçim günü sabah oylamanın yapılacağı salonun önüne geldiğimde ilk hayal kırıklığımı orada yaşadım. İtalyanlar bir tarafta ve bizim İZTO olarak getirdiğimiz ekip bir tarafta başka bir şey yok. Bir gün önce gece EXPO Genel Sekreterine telefon açtım, 'Organizasyon nedir, kaçta nerede buluşuyor Türkiye'den gelen ekip ona göre bir plan yapalım, ben de o saatte oraya geleyim' dedim. O da 'Bizde bir program yok. Hasan Tunçağ bu konsorsiyumun bu işlerle ilgili sorumlusu, ona bir soralım' dedi. Ben aradım Hasan'ı. 'Bir folklor ekibi organize ettik, yarın orada olacak' dedi. Ben de 'Peki Türkiye'den gelenler gelmeyecek mi salonun önüne?' diye sordum. O da 'Böyle bir organizasyonumuz yok' dedi. Ben de 'Bu çok doğru değil' dedim." Sonra genel sekreteri aradığını anlatan Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Yarın en geç 8:30'da salonun önünde olun' dedim. Çünkü 9'da genel kurul başlıyor. Ben 8:15'te gittim ve gittiğimde korkunç bir tablo vardı. İtalyanlar orada ve bizim ekip başka kimse yok. Ben saat 9'dan önce kongre salonuna gittim delegelerin kimlik kartlarını aldığı yere ve orada 30 İtalyan gördüm en az. İtalyanlar kim kart alırsa onu yakalıyorlar, girdikleri kapıdan tekrar dışarı çıkartıp asansör boşluğundan gözlüyoruz, asansörle yukarı çıkarıyorlar ya da aşağı indiriyorlar. Bunun üzerine ne oluyor yukarıda ne var diye araştırdık. Milano Belediye Başkanı Moratti gelmiş, İtalya dışişleri Bakanı Dalema gelmiş, 10'u aşkın iş adamı gelmiş, yakaladıkları delegeleri yukarı çıkarıyor, yukarı çıkan delegeleri izliyorum, bir 15-20 dakika sonra onların kontrolünde aşağı indiriliyor. Bu tabloyu görünce artık biz kim nereye çıktıysa onu tekrar kulise alma ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü bakıyoruz birçoğu bizim garanti oy diye saydığımız insanlar. Madagaskar, Fildişi Sahilleri gibi banko oyları yukarı çektiler." Oylama günü sabah salonda İZTO'nun 3 kişilik ekibinden başka hiç kimsenin olmadığını belirten Demirtaş, EXPO'nun bu süre zarfında kaybedildiğini söyledi.
SABAH OYLAMA SALONUNDA BİZDEN BAŞKA KİMSE YOKTU EXPO'nun bir seçim yarışı olduğunun unutulduğunu belirten Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim ne yürütme kurulumuz var, ne belediyemiz var ne başka kurumumuz var, ne fahri konsoloslarımız var, ne İzmir'den gelenlerimiz var kimse yok. Saat 9'da başlayan ve 12'ye kadar devam eden süreçte biz seçimi kaybettik. Seçim aslında bizimdi." EXPO'nun kaybında kendisinide suçlu bulan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ben hatamı kabul ediyorum. Ben orada 3 kişi olmamalıydım. Ben orada seçim yaşamış, bu konuda deneyimi olan İZTO'nun 15 tane meclis üyesini oraya sokabilseydim, onları bu işin üzerine salabilseydim biz bu seçimi koparırdık. Ama ne yazık ki biz kendi insanlarımızı ağırlamaktan, onların otel, yemek rezervasyonlarını yapmaktan, onları gezdirmekten delegelerle hiç ilgilenmedik ki, ilgilenmediler ki. Yürütme kurulu seçimden bir gün önce gece İzmir'den gelen insanların nerede yemek yiyeceği ile meşguldü, onları ağırlamakla meşguldü. Biz o gece sabaha kadar delege ile meşguldük, delege ile uğraştık. Biz de onların yaptığını yapabilseydik ama içeriye girme şansımız yoktu." Necmi Çalışkan, EXPO Ofisi Sorumlusu Nesteren Kesen'e dahi kart alınamadığını anlatan Demirtaş, şöyle konuştu: "Babası Aydın Kesen'in kartıyla içeri soktuk onu. Çünkü ona verilmedi kart. Kime verildi kart? Milletvekillerimize, büyükelçilerimize, diğer önemli kişilere. Oysaki seçimi almak için oy almak üzere çalışan bizdik, başka kimse çalışmıyordu ki. Bu işin seçim olduğunu herkes unuttu. Bu iş bir yeme, içme, gezme, organizasyon, sunum gibi görüldü. Sunumun ne önemi vardı ki." SAAT 9-11 ARASI 12 OYUMUZ GİTTİ İngiltere, İspanya, Almanya, Japonya, Güney Kore gibi devletlerin oylarını belirleyen faktörler olduğunu belirten Demirtaş, bu faktörün "ben ne kazanacağım" faktörü olduğunu söyledi. Çin, Güney Kore, Almanya gibi ülkelerin oylarının Türkiye'de ekonomik anlamda çıkarları olacağı için kesin olduğunu belirten Demirtaş, gelişmiş ülkelerin oylarından şüphe duymadıklarını, İzmir'e EXPO'yu kaybettirenin küçük ülkeler olduğunu bildirdi.
Arap ülkeleri ile Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın ilgili olduğunu belirten Demirtaş, küçük ülkelere yaklaşım tarzının farklı olması gerektiğine şöyle dikkat çekti: "Afrika, Güney Pasifik, Karayipler vardı. Bu ülkeler o kadar küçük bir ekonomiye ve nüfusa sahip ki, ihracatlarının toplamı 60 milyon dolar mesela. Bizim bir firmamızın ihracatı. En büyüğü 1 milyon nüfuslu ülkeler. Biz seçimi bilen insanız. Seçimi bildiğimiz için de gittik Loscertales'e 'oyu kim atıyor' dedik. 'Son anda belli olur' dedi. 'Peki geçen seçimde oy kullananlar aynı olur mu?' dedik. 'Benzer olur ama değişebilir de' dedi. Biz bunun üzerine delege kim, ülke kim, tek tek görüştük. Hedef ti izliyorum, bir 15-20 dakika sonrbelli oyu kim atacaksa sandığa ona gitmek gerekiyor ve biz çetele tutmaya başladık. Biz çeteleye tutmaya başladığımızda oy sayımız 22'lerdeydi. Seçimin son günü yani 1 gün önce gece 90 sayısına eriştik. Ama 90 sayısına erişirken görüşmediğimiz ülkeler vardı. Onların oy bilgisini biz Dışişlerinden alıyorduk. Dışişleri 'Marshall Adaları oyunu bize verecek' dediler. Biz o delegeyi seçime 2 gün kala bulduk, bize 'biz oy kullanmayacağız' dediler, gelmedi, kullanmadı. Özbekistan bize verecek dediler, vermedi. İsviçre verecek dediler, vermedi. Romanya, Bulgaristan konusunda emin değiliz. Böyle oylar yüzünden bizim oyumuz 90'dan 65'e düştü. 65'e düşmezdi ama son gün saat 9 ile 11 arası 12 oyumuz gitti bizim" ORADA İNANILMAZ BİR SAVAŞ YAŞADIK EXPO sayesinde delegelerle sıkı dostluklar kurulduğunu ifade eden Demirtaş, halen mesaj gönderdiklerini ve o mesajlarda İzmir'in kaybetmesine çok üzüldüklerini belirttiklerini söyledi.
EXPO oylamasında resmen bir savaş yaşandığını ifade eden Demirtaş, şöyle konuştu: "Orada inanılmaz bir savaş yaşadık. İki kişi konuşuyoruz, yanımızda Madagaskar delegesi var, oyunu garantiledik. İtalyan geliyor, Madagaskarlı'ya 'sizinle konuşabilir miyiz' diyor. Ben ittiriyorum. Orada itiş kakış yaşadık. Sağımızda, solumuzda, arkamızda hep birer İtalyan kulak misafiri, sürekli istihbarat toplayıp birilerine gönderiyorlar. Bizim gibi delege tanımıyorlar. Biz her gelen delege ile kucaklaşıyoruz. Hepsini iyi tanıdık. Tanımadığı için salona giriyor, koltuklarda ülkenin ismi yazıyor. Bakıyor, hangi ülke onun oyu değil, yakalıyor delegeyi götürüyor yukarıya. İşte böyle tek tek avladılar. Ama o gün bizim Büyükşehir Belediye Başkanımız saat kaçta geldi, yürütme kurulumuz kaçta geldi salona, İzmir'den gelen ekibimiz kaçta geldi. Biz 3 kişi savaştık orada, 3 kişi ne yapabilirsiniz ki. Biz kaleyi savunmaya çalıştık ama dayanacak güç yok ki, 30 tane İtalyan var karşınızda ve her gelen kişiyi yukarıda avladıktan sonra gittiler oylama sırasında yanlarında oturdular. Orada televizyona beyanat verdi hepsi. Beni kimse görmedi, çünkü ben delegeye sahip çıkmaya çalışıyordum. Ama ben tribüne futbol oynamakla bu seçimin kazanılamayacağını bilen bir insanım, ben bu kadar yıl seçim yaşamış bir insanım" OYU GARANTİ OLAN ÜLKELERE GİDİLDİ Oyu garanti olan ülkelere gidilerek boşuna zaman harcandığını söyleyen Demirtaş, eleştirilerinin yürütme kurulu tarafından dikkate alınmadığını söyledi.
Yürütme kuruluna gerekli uyarıları yaptığını belirten Demirtaş, şöyle konuştu: "2 hafta süren gezilere gidildi ve bu ülkeler çoğu zaman oyu belli olan ülkelere yapılan gezilerdi. Güney Afrika'ya gitmeye gerek yoktu, çünkü oyu bize gelmeyeceği belliydi, Japonya'ya gitmeye gerek yoktu, çünkü oyu bizeydi, bu belliydi. Bu ortam içerisinde, uyarılarımıza rağmen bana 'Bir tek sen mi biliyorsun bu işi' dediler. Zaten iş orada koptu. Bir daha yürütme kurulu toplantılarının hiçbirine katılmadım. Biz EXPO ofisi olan tek kurumuz. Koordinasyon için yürütme kurulunun toplantılarına elemanlarımızı gönderdim. Onları toplantıdan dışarı attılar. 'Ancak yürütme komitesi üyesi girer buraya' dediler." MAĞLUBİYETİ BİLE PAYLAŞAMADILAR Demirtaş, mağlubiyetin bile paylaşef ti izliyorum, bir 15-20 dakika sonrılamadığını söyledi. EXPO'nun kaybedilmesinin dünyanın sonu olmadığını belirten Demirtaş, İzmir'in daha nice organizasyonlara ev sahipliği yapacağına inandığını bildirdi.
EXPO'da her işin son ana bırakıldığını belirten Demirtaş, şunları söyledi: "EXPO ofisimizi uluslararası organizasyonlar bürosu yaptık. 2004 yılında başlamış bir macera. Bizim için 1992'de başlamıştı. 2007 Şubat ayına kadar İZTO EXPO'yu bu noktaya getirdi. Temayı, logoyu belirledi, uluslar arası organizasyonlara katıldı, Aziz Kocaoğlu'nu o toplantıda sandalyeye oturtarak konuşma hakkını sağladı. Ama her şey son dakikaya bırakıldı, düzgün yürümedi ve 3 başlı bir yürüyüş oldu, ardı ardına başkanlar atandı.
Tanıtım Başkanı atanmasından sonra ilk seyahat Ekim ayında yapıldı, Nisan 2007'de İtalya bir tur atmıştı ve 2007 sonuna kadar gidilen ülke sayısı 50'ydi. Son anda toparlayıcı çalışmaları yapmasaydık, Türkiye hezimete uğrayacaktı." Gerçekleri İzmir kamuoyunun bilmeye hakkı olduğu için açıklama yaptığını belirten Demirtaş, şöyle konuştu: "Bu olanlar tarihe not düşülecek. Çünkü bu işte kaybettirenler var. Nisan ayında Moratti bu turları yapıp ülke ülke gezmeye başladığında, Necmi Çalışkan ile Aziz Kocaoğlu'na gittik. Dedim ki, 'Başkan Ankara'dan bu konuda bir hareket göremiyoruz, geç başımıza bir ekip oluşturalım, turlamaya başlayalım' , 'Hiçbir yere gitmem, Ankara gitsin, ben bu işin başında değilim' dedi. Şahidim olduğu için söylüyorum bunları. Aslında bizim bu işin başında ya da sonunda olmamız önemli değildi. Önemli olan İzmir'di." Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere herkesin EXPO'ya gönülden destek verdiğini belirten Demirtaş, ne yazık ki bu desteğin yeterli olmadığını, önemli olan şeyin oyu alabilmek olduğunu ifade etti.
EXPO'YU İÇ SİYASETİN KARMAŞASINA SOKTUK Nisan 2007'ye kadar bütün giderlerin İZTO tarafından karşılandığına dikkat çeken Demirtaş, şunları söyledi: "Sonrasında da devletten fon sağlanmıştı, ama uzun süre belediye ve il özel idaresi yasal olmadığı gerekçesiyle para veremedi. Belediye son parayı seçime bir hafta kala verdi. Bir iç siyasetin karmaşasına soktuk EXPO'yu. Kocaoğlu, 'mikserler olmasaydı bu duruma düşmezdik' diyor. Mikser, aracı, tefeci, paçadan aşağı çeken, minare gölgesi gibi ifadelerde kullanıyor bizi. Başkan bunlarla uğraşıyor.
'Nereden çıktınız siz' diyor bize Kocaoğlu, ben 15 yıldan beri bu işin içerisinde, sen nerden çıktın, tesadüfen çıktın." EXPO'nun kaybedilmesinde kendisinin de hataları olduğunu belirten Demirtaş, oylama günü salona daha kalabalık bir ekiple gidilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Kapıdan girerdik, bacadan girerdik ama olmadı, orada eksikliğimiz oldu. Elimizde biraz da cephane olması gerekiyordu. Kuru sıkıyla bu iş olmuyor" ifadelerini kullandı.
İZMİR'İN EXPO'YU KAYBETTİĞİNİ KABULLENMESİ LAZIM EXPO'yu kazanmış gibi yola devam edilemeyeceğini belirten Demirtaş, İzmir'in EXPO'yu kaybettiğinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
İzmir'in EXPO'yu kazanmasıyla kente bir sihirli değnek değeceğini ve kentin bütün sorunlarını çözeceğini belirten Demirtaş, şöyle konuştu: "Ama tabi ki artık çözmeyeceği anlamına gelmiyor. Biz ti izliyorum, bir 15-20 dakika sonryatırımları İzmir'e kazandırabiliriz ama kenti bir program içinde bir gelişmişlik düzeyine götürecek yatırımları sağlayamayabiliriz. Halbuki biz EXPO ile 2015 yılı geldiğinde her türlü eksiğini tamamlamış bir dünya kenti İzmir olmayı hedefliyorduk. Bunun olması için İzmir'in birlikte olması lazım. Ama söylemde değil gerçekte birliktelik olmalı. Yağcılıkları bırakalım, gerçekleri söyleyelim. Biz EXPO olayında yürütme kurulunun büyükelçileriyle ittifak oluşturup yanlışlara doğru demeseydik bugün belki daha iyi noktada olacaktık. Ama İzmir'de böyle bir alışkanlık var ne yazık ki" Faturanın herkese kesilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, mağlubiyetin sorumluluğundan kimsenin kaçamayacağını söyledi. EXPO'ya üye kaydettirmenin önemine de değinen Demirtaş, bu yönde hiçbir çalışma yapılmadığını, yürütme kurulunun bu konuya eğilmediğini anlattı.
DIŞİŞLERİNİN BİR GÜNAHI YOK Dışişleri Bakanlığı'nın üzerine düştüğünü yaptığını ifade eden Demirtaş, "Dışişlerinin burada bir günahı yok, onlar atadı, görevini yaptı. Burada büyükelçilerin, yürütme kurulunun çalışmasının eksikliğini ifade ediyorum. Tabiki özveriliydiler, ama önemli olan sonuca dönük çalışabilmek. Yeni üye kaydettirmek gerekir diye defalarca ikaz etmeme rağmen hiç kimse böyle bir girişim yapmadı" diye konuştu.
İTALYA RÜŞVETİ EKRANDA VERDİ Başbakanın Paris'e gelmemesinin oylama üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşünmediğini belirten Demirtaş, zaten Cumhurbaşkanı'nın geldiği yerde Başbakan'ın gelmesinin şekil olarak doğru olmayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı'nın başından bu yana bu işe kendisini verdiğini ifade eden Demirtaş, şöyle konuştu: "Hakkını İzmir olarak ödemeliyiz. Adaylık sürecinde de sonraki süreçte de cumhurbaşkanı çok büyük katkı yaptı. Başbakanın olmaması çalışmadığı demek değil. Başbakan kabinede bakanlarını belli ülkelerde görevlendirdi. Başbakan da bu işe ağırlık verdi vermesine ama dediğim gibi biz bu işin seçim olduğunun farkına varamadık." EXPO'nun İzmir'e çok yakın olduğunu, bu nedenle kaybedilmesine çok üzüldüğünü ifade eden Demirtaş, İtalya'nın rüşvet vererek bu yarışı kazandığını söyledi. İtalya'nın bütün ülkelere vaadlerde bulunduğunu belirten Demirtaş, "İtalya, seçim günü her ülkeye bir hastane okul bir sağlık merkezi gibi miktarı birkaç yüz milyon doları geçen rüşveti ekranda verdi. Yani sonuçta ben garip bir ticaret odası başkanıyım" dedi.
Gazeteye verilen ilanlarla ilgili de konuşan Demirtaş, Vali Kıraç'a isim belirtilerek teşekkür edilmemesinde art bir niyet olmadığını, aksine Kıraç'ın EXPO için çok çalıştığını ifade ederek Vali Kıraç'tan özür diledi.
(EY-YK-HO-Y)