Eski Milli Hakem Toroğlu'ndan, Gıda Denetimi Yapılmamasına Tepki

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Eski Milli Hakem Erman Toroğlu, Besin Maddelerindeki Zararlı Maddelere Dikkat Çektiğinde Büyük Tepki Aldığını Ancak Daha Sonra Haklı Olduğunun Anlaşıldığını Belirterek, "Maalesef İnsanların Hayatları Türkiye'de Çok Ucuz. Bu Organik Tarım Ne Kadar Kontrol Ediliyor?" Dedi.

Eski Milli Hakem Erman Toroğlu, besin maddelerindeki zararlı maddelere dikkat çektiğinde büyük tepki aldığını ancak daha sonra haklı olduğunun anlaşıldığını belirterek, "Maalesef insanların hayatları Türkiye'de çok ucuz. Bu organik tarım ne kadar kontrol ediliyor?" dedi.

Türkiye Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Vakfı (TAÇSAV) tarafından Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen 'Besin Maddelerinde Sağlığa Zararlı Olabilecek Maddeler' konulu panel Dedeman Otel'de gerçekleştirildi. Panel öncesinde İHA'ya bir açıklama yapan TAÇSAV Genel Başkanı Doç. Dr. Hasan Acar, sağlığa zararlı maddelerin hem bitkisel kökenli hem de hayvansal kökenli birçok besin maddesinde bulunduğuna dikkat çekti. Yurt dışında yapılmış çok sayıda araştırmaya göre, gerek bitkilerde, gerekse hayvansal kökenli gıda maddelerinde kullanılan hormonlar ve kimyasalların, ortalama yüzde 60-70'e varan oranda kanser riskini arttırabildiğini vurgulayan Acar, Türkiye'de ise bunun kontrol altında olduğunu söylemenin mümkün olmadığını kaydetti. İngiltere'de yapılan bir araştırmada ise, düşükleri olan, erken doğum yapan, sakat doğum yapan ve kısırlık sorunu olan çiftlerde, tamamen doğal ürünlerle beslenme rejimine geçildiğini ve bu insanların yaklaşık yüzde 80'inde bu sorunlarının çözüldüğünü bildirdi. Zararlı maddeler içeren bu besinlerin insan hayatını çok önemli ölçüde etkilediğini ifade eden Acar, "Bir hekim olarak şunu söylemek istiyorum. Doğal olmayan her şeyden uzak durmak lazım. Her türlü katkı, hormon, kimyasal, tarım ilacı gibi. Tıp matematik değil. Yani bir maddenin 50 miligramı zararlı da, 49 miligramı zararsız diyemezsiniz. O yüzden temel prensip olarak doğal, doğada ne varsa doğru olan odur, sağlıklı olan odur" diye konuştu.

Yapay gübreler kullanıldığını, hayvanlara östrojen yapıda maddeler verildiğini belirten Acar, "Bakıyorsunuz durduk yere erkeklerin göğüsleri büyüyor. Son yıllarda meme kanseri, rahim kanseri oranı son derece arttı. Sebebi hep bu maddeler. O yüzden temel prensip olarak şunu edinmek lazım. Doğru olan, sağlıklı olan şey, doğal olan şeydir" şeklinde konuştu.

Bu konuda denetim işinin devlete ait olduğunu da kaydeden Acar, ithal edilen ürünlere de dikkat çekti. Acar, "Yurt dışından geri çevrilen çok miktarda gıda maddesinin iç piyasaya verildiğini biliyoruz. O yüzden de bu konuda ciddi önlemler almanın zamanıdır. Yabancılar ithal ederken her türlü kontrol yapılıyor. Bizde bunun tamamının yapıldığını söylemek zor" dedi.

Yerli ürünlerin ithal ürünlerden çok daha sağlıklı olduğunu da vurgulayan Acar, "Birincisi, ithallere çok fazla yüz vermeyelim. İkincisi, her şeyi mevsiminde yiyelim. Doğal olanı tercih edelim, kışın kış sebze ve meyveleri, yazın yaz sebze ve meyveleri tercih edelim. Et fiyatlarının yükseldiği dönemlerde verilen hormonun daha sığırların vücudundan atılmadan piyasaya veriliyor. Bunu devletin denetlemesi lazım. Denetimi sıkılaştıralım. Birbirimizi uyaralım. Her zaman doğal olan şey sağlıklı olan şeydir" ifadelerini kullandı.

"REZİLLİK DİZ BOYU, İNSAN SAĞLIĞI GİDİYOR"

Panele katılan eski Milli Hakem Erman Toroğlu ise, besin maddelerinin bazılarında hormon, bir kısmında da zirai ilaçların belli oranların dışına çıkılarak kullanıldığını kaydetti. Özellikle tavuklarda antibiyotiklerin yüklenmesinin insan sağlığına inanılmaz derece zararlı olduğuna işaret eden Toroğlu, "Ben bunları dediğimde ortalık karıştı. Önce karşı gelenler oldu. Ama sonradan onların feveranlarının da haksız olduğu, zavallı halkın bu konuda çok bilinçsiz olduğu, bayağı da mağdur durumda olduğunu sonradan anladılar" dedi.

Bu konuda devletin kontrolünün çok zayıf olduğunu savunan Toroğlu, besin maddelerinin üzerinde tüm ayrıntıların yazılı olması gerektiğini dile getirdi. Türkiye'de şimdi organik tarım modası çıktığını ifade eden Toroğlu, "Peki bu organik tarım ne kadar kontrol ediliyor? Ne kadar bu işin üzerinde denetim mekanizması var? Veya bu organik belgeler nasıl alınıyor? Bu belgeler para karşılığı verildiği acaba oluyor mu? Bunlar araştırılıyor mu? Çünkü maalesef insanların hayatları Türkiye'de çok ucuz. Benim başım belaya giriyor. Mahkemeye veriyorlar, mahkemelerle uğraşıyorum, olsun uğraşalım ama böyle panellere de çağırıyorlar" diye konuştu.

Bankaların 65 milyar dolar hortumlandığını ve bu rakamın şu andaki dış borcun yarısı olduğunu belirten Toroğlu, "Bunların bir kısmı içeri atıldı. Bir kısmından paralar geri alındı. Bir kısmı da battı. Peki bunlara imza eden bürokratlar neredeler? Hepsi dışarıda geziyorlar. Türkiye öyle enteresan bir ülke. Düzgün bir ülke olsa, kim imza etmişse 'gel arkadaş buraya' derler. İmzayı atıp bu işe göz yuman, yani devlet, dışarıda adamları, yapanlar içerde, bir kısmı girdi bir kısmı girmedi. Bu 'orta oyunu' olursa bu işler devam eder" dedi.

Hormon ve zirai ilaçlar konusunda da gerekli şahısların ya seslerini çıkartamadıklarını ya çıkardıkları sesin duyulmadığını ya da seslerinin 'yukarıdan' kesildiğini anlatan Toroğlu, şunları kaydetti:

"Çünkü ben bir Tarım Bakanı biliyorum, 'çilekte hormon yoktur' dedi, çileği yedi. Bir ay sonra çıktı 'Bunun çiçek aşamasında var da, meyveye geçmez' dedi. Nasıl bir işse bu anlamadım. Bir Bakan çayda bir şey yok dedi. Doğu Karadeniz'de binlerce insan kanser oldu. Karadeniz kanserden kırıldı. O çayları imha etseniz ne olurdu? Ama politikacı oyu düşünüyor, geldiği koltuğu düşünüyor, parayı düşünüyor. O kadar rezillik diz boyu, insan sağlığı gidiyor. Benim gibi birkaç tane çıkıyor konuşuyor. Onun da başı belaya giriyor. Böyle bir ortaoyunu gidiyor."

Panelde konuşan Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin ise Türkiye'de gıda güvenliği olmadığını söyledi. Özellikle sağlığa hormondan çok daha zararlı olan zirai tarım ilaçlarının reçete ile satılması gerektiğini belirten Yetkin, ancak ilaç tekelinin bu çabaları engellediğini söyledi. Bu ilaçların çok sinsi olduğunu ve etkilerinin yıllar sonra ortaya çıktığını belirten Yetkin, denetim konusunda kamunun zafiyeti olduğunu kaydetti.

(MÜG-MÜG-MEF-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı