DTP Grup Başkanvekili
Selahattin Demirtaş, şeffaf, demokratik bir devlet yönetimi için karanlık örgütlenmelerin, devlet dışı örgütlenmelerin veya devlet içine çöreklenmiş örgütlenmelerin tasfiye edilmesi gerektiğini belirterek, "Fakat bu yapılırken de masum niyet karinesine mutlaka riayet edilmesi lazım. İnsanlar peşinen suçlanmamalı, kamuoyu önünde teşhir edilmemelidir" dedi.
DTP Grup Başkanvekili Demirtaş, Sivas olaylarının yıldönümü dolayısıyla DTP Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'la birlikte TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Kışanak, 2 Temmuz'un Türkiye'nin karanlık sayfalarından birinin yıldönümü olduğunu belirterek, 15 yıldır her 2 Temmuz'da Sivas katliamının gerçek faillerinin adalet önüne çıkartılarak, bu katliamın hesabını vermesini istediklerini söyledi. Aradan geçen onca yıla rağmen Sivas başta olmak üzere benzer karanlık olaylarla ilgili yürütülen hukuki sürecin kamuoyu vicdanını tatmin edecek bir sonuca ulaşmamasının, Alevi vatandaşların, Kürtlerin ve demokratik kamuoyunun adalete ve hukuka olan güvenini sarstığını öne süren Kışanak, hukuku hiçe sayarak suç işleyenlerin yargılanması ve gerekli cezaya çarptırılmasının hukuk devleti olmanın bir gereği olduğunu belirtti. Kışanak, "Dün yeni bir boyuta taşınan Ergenekon operasyonu aslında hukuk dışına çıkanların yargılanması açısından büyük bir fırsat yaratmaktadır. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir" dedi.
Basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını cevaplayan DTP Grup Başkanvekili Demirtaş, Ergenekon soruşturması kapsamında dün gerçekleştirilen gözaltılarla ilgili soru üzerine DTP olarak Türkiye'de hukuk dışına çıkanların, kimliği ne olursa olsun mutlaka yargı karşısında hesap vermesi gerektiğine inandıklarını söyledi. Hukukun üstünlüğünün gereğinin bu olduğunu kaydeden Demirtaş, batılı devletlerin soğuk savaş sonrası kendi çetelerini, gladyolarını tasfiye ettiklerini ancak Türkiye'de bu tasfiye sürecinin henüz gerçekleşmediğini belirtti. En üst düzeyde bu derin örgütlenmelerin üstüne gidilmesi, siyasi sorumlularının ortaya çıkarılması ve bütün yapılanmalarının deşifre edilmesinin, Türkiye'nin demokratik geleceği için olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Demirtaş şunları söyledi:
"Eğer şeffaf, demokratik bir devlet yönetimi istiyorsak bunun için mutlaka karanlık örgütlenmelerin, devlet dışı örgütlenmelerin veya devlet içine çöreklenmiş örgütlenmelerin tasfiye edilmesi lazım. Fakat bu yapılırken de masum niyet karinesine mutlaka riayet edilmesi lazım. İnsanlar peşinen suçlanmamalı, kamuoyu önünde teşhir edilmemelidir. Savcılar da soruşturmayı yaparken adil ve hızlı bir şekilde iddianameyi bir an önce hazırlayıp herkesi tatmin edecek bir yargılamayı mutlaka başlatmalıdırlar. Adil yargılama hem yargılananlar açısından hem de bu yargılamayı izleyenler ve etkilenenler, bununla ilgili olanlar açısından bir haktır." Hızlı bir yargılamayla Türkiye'deki bu derin yapılanmaların hızlı bir şekilde tasfiye edilmesini beklediklerini kaydeden Demirtaş, bu gerçekleşmezse Türkiye'nin demokratikleşebileceğine inanmadıklarını vurguladı. Bu operasyonlar yapılırken hiçbir siyasi çıkar gözetilmemesi gerektiğini bildiren Demirtaş, hükümetin bu operasyonu kendi siyasi takvimine uygun bir şekilde yürütmemesi gerektiğini vurguladı. Demirtaş, ucu nereye varırsa varsın bu olayın üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi.
Demirtaş, Anayasa Mahkemesi'nin Haklar ve Özgürlükler Partisi'nin kapatılması istemini reddettiğinin hatırlatılması üzerine her partinin kapatma davasının kendi özgün koşullarında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Demirtaş, "Hiçbir partinin kapatma davası bizim davamıza benzemez. DTP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmayacaktır diye bekliyoruz. Bu konudaki düşüncelerimiz güçlüdür. AK Parti'nin de, DTP'nin de kapatılmaması gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.
(ZÇ-CC-CC-Y)