DTP Grup Başkanı Ayna Gözaltıların Zamanlamasına Dikkat Çekti

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

DTP Grup Başkanı Emine Ayna, Ergenekon Soruşturması Kapsamında Yaşanan Gözaltıların Zamanlamasına Dikkat Çekerek "Tam da AKP'nin Kapatılma Davasında Savunmaların Yapılacağı Gün, Birilerine Mesaj Verir Gibi Eş Zamanlı Olarak Gözaltıların Yaşanması, Kamuoyunda Haklı Olarak Kuşku Yaratmıştır.

DTP Grup Başkanı Emine Ayna, Ergenekon soruşturması kapsamında yaşanan gözaltıların zamanlamasına dikkat çekerek "Tam da AKP'nin kapatılma davasında savunmaların yapılacağı gün, birilerine mesaj verir gibi eş zamanlı olarak gözaltıların yaşanması, kamuoyunda haklı olarak kuşku yaratmıştır. Günler öncesinden alınmış mahkeme kararının uygulanacağı günün seçiminin tesadüf olduğunu düşünmek mümkün değildir"diye konuştu. Ayna, Ergenekon soruşturmasının AKP hükümetinin siyasal programına uygun bir tarzda yürütüldüğünü söyledi.

DTP Grup Başkanı Emine Ayna, partisinin Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye'nin bu sabah sıcak bir gelişmeyle uyandığını ve dört büyük gözaltı yaşandığını belirten Ayna, şunları söyledi:

"Bu dört büyük gözaltının AKP kapatma davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yapacağı sözlü açıklama öncesine denk gelmesi dikkat çekiyor. Elbette soruşturma kapsamında sonuna kadar gidilmesi ve operasyonun genişletilmesi önem taşıyor. Türkiye'nin çeteler ve kontrgerilla örgütlenmelerinden tümüyle kurtulması için her türlü siyasi kaygıdan uzak, politik çıkar çatışmalarının bulaşmadığı ciddi bir demokrasi cephesinin güç birliği yapmasına ihtiyaç vardır. Ancak nerdeyse bir yıldan bu yana kesintili bir şekilde yürütülen Ergenekon operasyonundan anlaşıldığı kadarıyla, AKP hükümeti bu operasyonu kendi siyasal programına uygun bir tarzda yürütmektedir. Çetelerin üzerine giderken bile kendi partisel hesaplarını önde tutan bu anlayışın Türkiye'ye demokrasi getirmesini beklemek hayalci bir yaklaşımdır. Tam da AKP'nin kapatılma davasında savunmaların yapılacağı gün, birilerine mesaj verir gibi eş zamanlı olarak gözaltıların yaşanması, kamuoyunda haklı olarak kuşku yaratmıştır. Günler öncesinden alınmış mahkeme kararının uygulanacağı günün seçiminin tesadüf olduğunu düşünmek mümkün değildir"

Hukuk dışına çıkmış, çetelere bulaşmış, yasaları çiğneyerek toplum üzerinde baskı ve korku yaratmış kişilerden kim olursa olsun hukuk karşısında hesap sorulması gerektiğini ifade eden Ayna, "Şu anda göz altında bulunan kişilerle ilgili iddiaların ne olduğu konusunda yeterli bilgiler bulunmadığı için çok fazla değerlendirme yapmayı da doğru bulmuyoruz. Ancak insanların kimlikleri hiç kimseye suç işleme özgürlüğü tanımaz. Kontrgerilla faaliyetlerinin ve örgütlenmesinin tümüyle ortaya çıkarılması için sonuna kadar üstüne gidilmesi konusunda bizlerde konunun takipçisi olcağız." diye konuştu.

"SİVAS'IN DİRENİŞ RUHUNU 1 HAZİRAN'LA BİRLEŞTİRELİM"

Ayna konuşmasında, yarın Sivas katliamının yıldönümü olduğunu hatırlatarak 15 yıl önce 37 kişinin karanlık güçlerce katledildiğini söyledi. Ayna, Maraş ve Çorum'dan sonra tarihin sayfalarında Sivas katliamı olarak yerini alan 2 Temmuz'un alevi yurttaşların ve demokratik kamuoyunun vicdanında kanayan yara olarak tazeliğini koruduğunu ifade etti. Dönemin siyasal sorumlularının Sivas katliamının hesabını vermediğini ve alevi yurttaşlarından özür dilemediğini ifade eden Emine Ayna, "Ülkemizde bir daha böylesine karanlık olayların yaşanmamasının yolu geçmişle yüzleşmek, karanlık olayları açığa çıkartmak ve sorumlulardan hesap sormaktan geçmektedir. Bunun için de Sivas'ı Çorum'da, Maraş'ta, Susurluk'ta, Şemdinli'de, Ergenekon'da, toplumu hizaya sokmaya çalışan planlarda aramak gerekiyor. Birbiriyle bağlantılı bu karanlık süreçleri açığa çıkartmak ancak toplumsal muhalefetin gücüyle mümkün olacaktır. Buradan şu çağrıyı yapmak istiyoruz. Bu ülkenin aydınlık geleceğinden yana olan, demokrasi, barış ve özgürlükleri savunan, halkların kardeşliğine inanan siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendika ve diğer demokratik kurumlar olarak gücümüzü demokrasi cephesi etrafında birleştirmeliyiz. Eğer Sivas'ın direniş ruhunu 1 Haziran'la birleştirebilirsek, Türkiye'yi gerçek bir demokrasi ve özgürlükler ülkesine dönüştürecek gücü de yakalamış oluruz." diye konuştu.

"KUYUMCU TİTİZLİĞİYLE HAZIRLANMIŞ PLANLAR DEVREYE SOKULUYOR"

Ayna, son günlerde bir takım planların ortaya çıktığını, bunlardan birinin Genelkurmay'ın "kamuoyunu TSK çizgisine çekme'yi hedefleyen diğerinin de AKP'nin Kürt halkına karşı geliştirdiği plan olduğunu öne sürdü. Kamuoyunu hizaya sokmak için bazen bombaların kullanıldığını bazen de kuyumcu titizliğiyle hazırlanan planların devreye sokulduğunu savunan Ayna, "Geçmişte bu tür planlar Milli Güvenlik Kurulu'ndan çıkardı, şimdi doğrudan Genelkurmay bünyesinde oluşturuluyor. Bu tür planların dayanağını her zamanki gibi yine Kürt sorununun çözümsüzlüğü oluşturuyor. Planın gösterdiği bir gerçek daha var o da; statükonun gücünü koruma ve yaşatmanın ötesine geçen, toplumu kuşatma altına alarak yeniden inşa etmeye çalışan bir mantığın olduğu görülüyor. Giderek Türkiye'yi bir faşizm ülkesi, toplumu da milliyetçi, militarist bir topluma dönüştürme projesidir bu" diye konuştu. Plandaki yazıların mürekkebi bile soğumadan ilk hizaya gelenin AKP olduğunu da savunan Ayna, "Sınırötesi operasyon tezkeresi, DTP'ye karşı linç kampanyası, Meclis grubumuzu tecrit etme çabaları hükümetin hizaya geldiği noktalar olmuştur." dedi. AKP'nin kürt sorununa dönük her söylemi ve verdiği her mesajın sahte ve kandırmaca olduğunu öne süren Ayna, "Altında hükümetin imzası bulunan "Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı' siyasi bir takım söylemlerle Bölge halkını kandırmaya çalışan AKP'nin takkesini artık düşürmüştür. AKP, hakkındaki kapatma davasından en az hasarla kurtulabilmek için "Kürt sorununu en iyi ben ezerim' diyerek bu planla kendini ispatlamaya çalışmaktadır. Burada yeni bir konseptin geliştirildiğini de görmek gerekiyor. Başbakan Erdoğan'ın kapalı kapılar ardında yaptığı görüşme ve yürüttüğü pazarlıkların yansıması direk Kürt sorunu üzerinde yaşanmaktadır." Diye konuştu.

"DTP DAVASININ GÖRMEZDEN GELİNMESİ ÜZÜCÜ"

Ayna konuşmasında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin raporuna da değindi. AKPM'nin raporunda AKP hakkındaki kapatma davasına geniş yer verilmesine rağmen DTP davasının görmezden gelindiğini, bunun da üzücü olduğunu ifade eden Ayna, Avrupa'yı "Avrupa Birliği ne yazık ki, AKP Hükümeti'nin Kürt sorununda izlediği savaş politikasını yeterince görememekte, geçmiş yıllarda çıkartılan kimi demokratikleşme yasalarını da çözüm adımı gibi algılamaktadır. Bu açıdan Avrupa Birliği'nin Kürt sorunu karşısındaki bu tutumunu kaygıyla izliyoruz." Sözleriyle eleştirdi.

ALMANYA'YA ROJ TV TEPKİSİ

Ayna, Almanya'nın Roj Tv'nin faaliyetini yasaklamasını da "Bu her şeyden önce haber alma ve haber verme hakkının engellenmesidir. Bu karar Avrupa Birliği'nin özgürlük anlayışıyla çelişmektedir. Kaldı ki bugün Avrupa Birliği'nin Türkiye'den en fazla adım atmasını istediği alanın başında düşünce özgürlüğü geliyor. Bu anlamda yasaklama kararı Türkiye'de düşünce özgürlüğü konusunda direnç gösteren statükonun da elini güçlendirecektir. Umut ediyoruz ki, bu yanlıştan biran önce geri dönülür. Avrupa Birliği'nden beklentimiz, Kürt sorununun çözümünü hızlandıracak demokratik reformların gerçekleştirilmesini teşvik edici rolünü güçlü bir biçimde oynamasıdır. " şeklinde değerlendirdi. (ANKA)

(EG/ZG)

Kaynak: ANKA