Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı
Özdemir Özok, "En sade yurttaşımızdan, en sorumlu kamu görevlisine kadar herkes kendini hukukla bağlı hissetmeli ve hukukun dolayısıyla yargının, hukuk kurallarına uygun olarak dokunamayacağı hiçbir kurum ve kişi olmadığına ve olamayacağına inanmalıdır" dedi.
Danıştay'ın 140. Kuruluş Yıldönümü ve İdari Yargı Günü dolayısıyla Danıştay'da düzenlenen törende konuşan TBB Başkanı Özok, demokratik hukuk devletlerinde idarenin tüm işlemlerinin hukuka bağlı ve bağımsız yargının denetimi altında olduğunu belirterek, "Bu inanç ve düşüncemizin oluşmasında, ülkemizde 140 yıldır, devletin 'mutlakiyet', 'meşrutiyet' ve 'cumhuriyet' dönemlerinde Şurayı Devlet ve Danıştay tarafından idarenin denetimi görevinin 'hukuk devleti' adına başarıyla yürütülmesinin katkısı tartışılamaz bir gerçektir" dedi. Yerleşmiş ve tartışılmasına gerek olmadığına inandıkları bu kurum ve ilkelerle ilgili olarak ne yazık ki son yıllarda büyük bir zihin ve kavram karışıklığı oluşturulduğunu savunan Özok, "Anayasa ve yasalarla görevli kıldığımız, yetkilerle donattığımız adli makamların yasal işlemlerini, bunlara dayanılarak veya başvurular üzerine mahkemelerin verdikleri kararları, 'yargıçlar devleti', 'yargıçlar darbesi', 'yargıçlar devletini kuracak hukuk darbesi' olarak nitelemeler karşısında, 'hukuk devleti' ve 'hukukun üstünlüğü' kavramları üzerinde düşünmek gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.
TBB Başkanı Özok, Anayasa Mahkemesi'nin bir kanunu, Danıştay'ın bir hükümet tasarrufunu iptal etmesinin, bazılarının yaklaşımının aksine, yasama ve yürütmeye müdahale ya da üstünlük olarak algılanmayıp, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesinin amaçladığı dengenin ve hukuk devletinin doğal sonucu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
İdari yargı başta olmak üzere ülkenin yargı ve hukuk düzeninin çok ciddi sorunlarla ve giderilmesi bir türlü başarılamayan eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Özok, şunları kaydetti:
"Öncelikle 'bağımsız yargı' ve 'güvenceli yargıç' sorunun çözümündeki ilk halkayı oluşturur. Kuşkusuz bu noktada öncelikle ele alınması gereken konu, 'Hukuk öğretimi-Hukukçu Eğitimi'dir. Adalet mademki devletin temelidir, o halde devlet temelini oluşturan hak ve adalet uygulayıcılarının eğitimine özel özen göstermek durumundadır. Toplumda birçok kişinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak kullandığı, 'hukukun üstünlüğü' ve 'hukuk devleti' kavramları, ancak nitelikli ve donanımlı hukukçuların uygulamaları ile yaşama geçebilir.
Bu kişilikte ve saygınlıkta hukukçular yetiştirilmesi için Türkiye Barolar Birliği olarak ülkemizdeki tüm hukuk fakültesi dekanlarıyla düzenli ve verimli toplantılar yapmaktayız. Bu toplantılar sonrası oluşturulacak ortak bilgiler bir rapor halinde siyasal iktidar temsilcileri başta olmak üzere YÖK Başkanlığı ve tüm ilgililere yollanacaktır." "Toplumsal barış ve güvenliğin temel koşulu hukuki ve yasal istikrardan geçer" diyen Özok, her gün yaşanan ve giderek sosyal yaşamı ağır bir biçimde tehdit eden ve artan bir ivme çizen suç oranlarının yanında, şiddet ve terörün ülkede özgürlük-güvenlik kavramlarının yeniden ciddi biçimde gözden geçirilmesini gerektirdiğini belirtti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davanın, 'erkler ayrılığı' ve 'hukuk devleti' ilkelerinin gereği olduğunu savunan Özok, şöyle devam etti:
"Ancak, davanın açılmasından sonra çeşitli kesimler tarafından sergilenen tablo 'hukuk devleti' ve 'yargı bağımsızlığı' olgularına ne denli uzak olduğumuzu bir kez daha acı bir biçimde ortaya koymuştur. Oysa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa'nın ve usul yasalarının amir hükümleri yanında, Anayasa Mahkemesi ve AİMH kararları doğrultusunda yasal görevini yerine getirmiştir. Yine Türk Ceza Kanunu'nun çeşitli maddelerine göre başlatıldığı anlaşılan ve kamuoyunda 'Ergenekon' olarak bilinen soruşturmayla ilgili yorum ve değerlendirmelerin de aynı mantıkla yapılması gereklidir. Oysa bu yapılmamakta, siyasal iktidar karşıtları 'kapatma davası'nın, siyasal iktidar yandaşları ise 'Ergenekon davası'nın haklılığı yönünde açık-örtülü bir kampanya başlatmışlardır. Bu yaklaşım ülke yargısı ve hukuk devleti olgusuyla bağdaşmayan çok tehlikeli bir girişimdir. Yapılması gereken yargıyı rahat bırakmak ve sorunları kendi kuralları içinde çözmesine yardımcı olmaktır." "En sade yurttaşımızdan, en sorumlu kamu görevlisine kadar herkes kendini hukukla bağlı hissetmeli ve hukukun dolayısıyla yargının, hukuk kurallarına uygun olarak dokunamayacağı hiçbir kurum ve kişi olmadığına ve olamayacağına inanmalıdır" diyen Özok, "Hepimiz 'hukuk devleti' ilkesinin özü olan bu kuralın yaşama geçmesi için gerekli duyarlılığı göstermeliyiz" şeklinde konuştu.
Törenin sonunda, Cumhurbaşkanı Gül tarafından Danıştay'dan emekli olanlara plaket verildi.
(TAN-NÇ-Y)