|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa ile bütünleşme projesinin gerektirdiği dönüşümlerin kesintisiz reformlarla devam edeceğini belirterek, "Bu nedenle 2008'in Türkiye açısından bir Avrupa yılı olacağını özellikle bir kez daha tekrarlamak istiyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla Çankaya Köşkü'nde bir resepsiyon verdi. Yaklaşık 250 davetlinin katıldığı resepsiyonda Gül konukları resepsiyon salonunun kapısında karşıladı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün görev döneminde ilk kez düzenlenen resepsiyonuna, yasama, yürütme ve yargı organları ile sivil toplum örgütleri ve basın kuruluşlarının temsilcileri, Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkelerin Ankara'daki Büyükelçileri, Dışişleri eski Bakanları, Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarları, eski Avrupa Birliği Genel Sekreterleri, Avrupa Birliği nezdindeki eski Daimi Temsilciler ile İstanbul 2010 Kültür Başkenti Yürütme Kurulu üyeleri katıldı.
Resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Gül, sadece seçkin bir grubun hayali olarak başlayan AB düşüncesinin artık, halkların gerçeğine dönüştüğünü vurguladı. Dolayısıyla bugün bir Avrupa ülkesi olan Türkiye'de, Avrupa Günü'nün kutlanmasıyla milyonlarca insanın paylaştığı ortak değerlerin ve ortak bir idealin vurgulandığına işaret eden Gül, "Türkiye bakımından Avrupa ile bütünleşme süreci cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün koyduğu çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda başlamıştır ve devam etmektedir" diye konuştu. AB'nin demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, sosyal haklara, serbest piyasa ekonomisine ve kültürel çeşitliliğe dayanan temel değerlerin gerek cumhuriyet felsefesi ve uygulamaları gerekse anayasanın temel ilkeleriyle tam bir uyum içerisinde olduğuna işaret eden Gül, şunları kaydetti:
2008 TÜRKİYE AÇISINDAN AB YILI "Bu doğrultuda devletimizin ve halkımızın, bütün kurum ve kesimleri ile katıldığı geniş bir mutabakat çerçevesinde büyük mesafeler katedilmiştir. Avrupa ile bütünleşme projesinin gerektirdiği dönüşümler kesintisiz reformlarla devam edecektir. Bu nedenle 2008'in Türkiye açısından bir Avrupa yılı olacağını özellikle bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Avrupa'nın gelecek tasavvurunda Türkiye'nin yer almış olması, Avrupa'nın da siyasi, ekonomik, kültürel ve diplomatik gücünü pekiştirecek bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu proje aynı zamanda küresel etkileri bakımından da değerlendirilmelidir. Geleceğin Avrupası, medeniyetler arası çatışma endişesini ortadan kaldıracak bir barış ve refah merkezi olmalıdır ve olacaktır. Türkiye'nin de tam üyesi olacağı böyle bir Avrupa dünya barışı, istikrarı, uyumu ve refahı için başat rol oynamaya adaydır. Türkiye-AB bütünleşme süreci işte bu anlayış içinde yapıcı bir yaklaşım ile teşvik edilmelidir." MÜZAKERELER, İÇ POLİTİKAYA ALET EDİLMEMELİ Cumhurbaşkanı Gül, bu durumun Türkiye'ye verilmiş olan taahhüdün gereği olduğu gibi, AB'nin kendi gelecek tasavvuru ve güvenilirliği bakımından da bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. Katılım müzakerelerinin Türkiye'nin ve istisnasız bütün Avrupa ülkelerinin ittifakla ve en yüksek düzeydeki siyasi iradeyle başladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
"Bu husus müzakere sürecindeki güçlüklerin aşılması için iki tarafa da gerekli yasal ve siyasi zemini sağlamaktadır. Teknik niteliği ağır basan katılım müzakereleri sürecinin bazı Avrupa ülkelerindeki veya Türkiye'deki iç politika mülahazalarından ve tartışmalarından etkilenmemesine herkes özen göstermelidir. Katılım müzakerelerine paralel olarak toplumumuzun tüm kesimlerinin AB ile bütünleşme süreci hakkında bilgi sahibi kılınması ve bu sürece dahil olması büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde Türkiye'nin dinamizminin ve Avrupa'ya katacağı değerlerin Avrupa halklarınca daha iyi anlaşılmasına ihtiyaç bulunduğu da görülmektedir. Dolayısıyla karşılıklı olarak yanlış anlamaların giderilmesi, doğru bilgilere ulaşılması, ön yargılardan kurtulunması ve saptırmaların önlenmesi bu süreçte büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda iletişim odaklı faaliyetleri çok önemsiyorum. Bu faaliyetlere ivme kazandırılmasını gönülden istiyorum." Resepsiyon, Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmanın ardından TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu tarafından 'mini-konser' verildi. Koro, Mozart'ın Türk Marşı ile Beethoven'in 9. Senfonisi'nden ve Ahmet Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu'ndan birer bölüm seslendirildi.
(TAN-ÖK-Y)
(İhlas Haber Ajansı) 09.05.2008 14:02 [1345106]
|