Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinin 1'inci yılına denk gelen AKP grup toplantısında "22 Temmuz" mesajı verdi. 22 Temmuz seçimlerinin akşamı parti genel merkezinde yaptığı konuşmayı hatırlatan ve o konuşmasından pasaj okuyan Erdoğan, "Tercihleri ne olursa olsun bütün vatandaşlarımız bizim için birdir, beraberdir. Herkesin tercihi bizim için kutsaldır, aynı derecede önemlidir, değerledir. Hepsinin meselesi bizim meselemiz, derdi bizim derdimizdir. Partimiz kurduğumuz gün böyle kuruldu, bu düşünceyle kuruldu, 22 Temmuz seçimlerinde sonra da aynı noktadayız. Aynı anlayışla, aynı düşünceyle yolumuza devam ediyoruz" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. 22 Temmuz seçimlerinin 1'inci yıldönümüne gelen grup toplantısına Başbakan Erdoğan da bu tesadüfe işaret ederek konuşmasına başladı. Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinin milletin kendilerine, 5 yıllık icraatlarını onayladığını gösterdiğini ve iktidardan olan memnuniyetini ortaya koyduğunu söyledi. Milletin demokrasi tarihinde sadece Demokrat Parti'ye nasip olan bir destekle kendilerini taltif ettiğini söyleyen Erdoğan, "Seçim meydanlarında "marifet iltifata tabidir' demiştim. Milletimiz, partimize yönelik büyük teveccühüyle icraat ve politikalarımıza iltifatını göstermiş oldu. Biz de bunun hakkını daha çok çalışarak ülkemize ve milletimize daha çok hizmet ederek vermek üzere hiç durmadan yolumuza devam ettik yolumuza devam ediyoruz" dedi.
-22 TEMMUZ GECESİNE ATIF YAPTI-
Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz akşamı AKP Genel Merkezi'nde yaptığı konuşmayı anımsatarak, şöyle dedi:
"22 Temmuz akşamı konuşmada "milletimizden aldığımız güçlü desteğin omuzlarımıza daha ağır bir sorumluluk yüklediğini' söyledim. "Kazanan sadece AK Parti değil, kazanan demokrasi olmuştur, kazanan güven ve istikrar, kazanan birlik ve beraberliğimiz, kazanan topyekün milletimiz olmuştur, memleketimiz olmuştur' demiştim. Yine dedim ki "sadece bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyen farklı siyasi tercihlerde bulunan vatandaşlarımızın da mesajını alıyorum, anlıyorum' demiştim. İradelerini, tercihlerini saygıyla karşılıyorum. Tercihleri ne olursa olsun bütün vatandaşlarımız bizim için birdir, beraberdir. Herkesin tercihi bizim için kutsaldır, aynı derecede önemlidir, değerledir. Hepsinin meselesi bizim meselemiz, derdi bizim derdimizdir. Partimiz kurduğumuz gün böyle kuruldu, bu düşünceyle kuruldu, 22 Temmuz seçimlerinde sonra da aynı noktadayız. Aynı anlayışla aynı düşünceyle yolumuza devam ediyoruz."
Millete karşı hiçbir ayrımcılığa gitmeden bir ve milleti bir bütün olarak kucaklayarak hizmet ettiklerini savunan Erdoğan, "Bizim hareket noktamız milletimizdir, birlik ve beraberliktir, hep birlikte kazanmaktır. Zira bütün bir tarihi tecrübe göstermektedir ki hep birlikte kazanmayı başaramayan milletler hep birlikte kaybetmeye mahkumdur. Biz herkes için özgürlük, herkes için adalet, herkes için demokrasi, herkes için refah diyerek yola çıktık. İnanıyorum ki, demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşıyacak olan da bu birlik ve beraberlik ruhumuzdur" dedi.
-"MESELELERİ HALININ ALTINA SÜPÜRMEDİK"-
Erdoğan, ülke meselelerinin bir bütün olduğunu ve bu meseleleri birbirinden koparmadan ele almak gerektiğini kaydederek, "Bazı meselelere erteleyen, "şimdi zamanı değil' diyerek bazı meseleleri halının altına süpüren o eski siyaset tarzını asla benimsemedik. Türkiye geçmişte ne çektiyse esas meselelerini halının altına süpürme siyasetinden çekmiştir. Bazı meseleleri çözümsüz kabul ederek basılarıyla yaşamaya, vatandaşı alıştırmak suretiyle bazı sorunları öteki sorunlarla yedeklemek suretiyle, toplumsal karşıtlıklar üzerinde siyaset yaparak çözümü güçleştirmek, çözümü adeta imkansız göstermek, Türkiye'ye büyük bir zaman ve enerji kaybettirmiştir. İktidara geldiğimizde Türkiye'nin çözülemeyecek meselesi olmadığını, sorunlarımız halının altına süpürülmezse, meselelerimizle yüzleşmekten kaçınmazsak
Türkiye ağırlıklarından kurtulacağını söyledik. "Türkiye ağırlıklarından kurtulmazsa gelişemez, büyüyemez' dedik. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Türkiye'nin çözümsüz hiçbir meselesi yoktur. Yeter ki birbirimize güvenelim yeter ki aynı cumhuriyet idealleri aynı gelecek hedefleri etrafında kenetlenelim. Yeter ki güven ve istikrarın sürekliliğini sağlayalım. Yeter ki açık ve şeffaf bir demokrasiye inanalım" diye konuştu.
Erdoğan, toplumsal ihtilaflardan beslenen, birleştirici olmak yerine ayrıştırıcı bir dil kullanan eski kolaycı siyaset yolunu benimsemediklerini de söyleyerek, "Böyle yapsaydık 22 Temmuz'da 80 ilden milletvekili çıkartan parti olamazdık" şeklinde konuştu.
-"80 YILDA NEREYE GELDİK 5 YILDA NEREYE?"-
Cumhuriyet'in kurulduğu 1923'ten bugüne kadar 85 yıl geçtiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, "85 yılın, 80 yılında nereye geldik ve 5 yılda hamdolsun nereye geldik. Bunu bütün alanlarda düşündüğümüz zaman bir şeylerin olup olmadığını aklı selim zaten kabul edecektir. Bugün çok sayıda meseleyi bir arada konuşmamız zaman içinde müzminleşen birçok meseleyle yeniden yüzleşmemiz, zaten toplumdaki değişim iradesinin olgunlaştığını gösteriyor" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bazıları farkında olmasa da geniş boyutlu bir değişim yaşadığını da söyleyerek, şöyle devam etti:
"Tesis ettiğimiz demokratik istikrar ortamı, Türkiye'nin ufkunu büyütmüş demokrasi ve özgürlükler alanında kaydedilen gelişmelerle toplumdaki değişim iradesi kendini ortaya koyabilecek uygun bir zemine kavuşmuştur. Yani Türkiye'de siyasi ve sosyal alanda, ekonomik alanda adeta her gün güncellemesini yapabilen bir irade mevcuttur. Bu çok çok önemlidir. Demokraside güncelleme, hukukta güncelleme, temel hak ve özgürlüklerde güncelleme, ekonomide, uluslararası ilişkilerde kaydedilen bu gelişmeler hep bu güncellemenin neticesidir."
-"BU MAKAMLAR GELİP GEÇİCİ"-
Uzlaşmanın bir düşünce üzerinde yüzde yüz mutabakat anlamına gelmemesi gerektiğini de belirten Erdoğan, "Eğer toplumun kahir ekseriyeti, büyük bir çoğunluğu bir düşünce üzerinde mutabakat sağlıyorsa, orada uzlaşma temin edilmiş demektir. Gönül arzu eder ki bu yüzde 100 olsun ama olamıyorsa, geri vitese takacak halimiz yok" dedi. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde iktidar-muhalefet sürekli kavga halinde olmaz. İktidarın beyaz dediğine muhalefet siyah, aynı şekilde de muhalefetin beyaz dediğine iktidar siyah demez. Bizim ülkemizde bu varsa, ki var, o zaman bizim burada bir çıkmazımız var. Demek ki taraflarda eksiklikler var. Ama siz bir araya gelmeye muhalefet eder, bundan kaçarsanız o zaman da kusura bakmayın iktidar nereye kadar bu işi kovalayacak? Bu teklif bir kere olur, iki kere olur. Ama biz yine devam edelim, yine devam edelim. Ama asıl buluşma asıl birleşme nerede olacak? Tabanda, halkta olacak. Eğer halkta bu bütünleşme varsa, mesele bitmiştir. Halkta uzlaşma varsa mesele bitmiştir. Biz buna bakarız. Onun için de kimse bu makamlarda kalıcı olduğunu iddia edemez. Bu makamlar gelip geçicidir. Hepimiz gelip geçiciyiz. Kimse buraya kalkıp da çiviyi çakıp ben buradayım diyemez. Demokrasi budur. Siyaseti de böyle yaptığınız sürece halk sizi yüceltir."
-"KIBRIS'TA KİMİN MASADAN KAÇTIĞI ORTADA"-
Hafta sonu KKTC'ye yaptığı ziyaret hakkında da bilgi veren Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü de Kıbrıs sorununa ayırdı. Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını belirten Erdoğan, "Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir" dedi.
Kıbrıs sorununda kimin barış istediğinin kimin istemediğinin, kimin masadan kaçtığının ortada olduğunu söyleyen Erdoğan, "Her zaman yapıcı olacağız diyorum. Bunu anlayamayanlar kendilerini çek etsinler. Her zaman bir adım önde olmak barıştan, çözümden yana olmaktır, oturduğun yerde kalmak çözümsüzlüktür" dedi.
Annan Planının Güney Kıbrıs tarafından istenmediğine de işaret eden Erdoğan, buna karşın Güney Kıbrıs'ın AB'ye üye alınarak ödüllendirildiğini belirtti. KKTC'nin ise tecrit altında tutulduğunu vurgulayan Erdoğan, "21. yüzyılda böyle bir tecride göz yummak büyük bir insanlık dışıdır" diye konuştu. 28 Mayıs 2004'te BM tarafından hazırlanan Kıbrıs raporunun halen BM Güvenlik Konseyi'nin sümeni altında durduğunu da söyleyen Erdoğan, raporun açıklanmasını istedi.
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ın zaman zaman iç politika malzemesi yapıldığını da belirterek, kendilerine yönelik Kıbrıs'ı satıyorlar, taviz veriyorlar eleştirilerini de sert bir dille yanıtladı. Erdoğan, "Bunları diyenler bugün Kıbrıs için ne yapmışlar" diye sordu. (ANKA)
(İG/ZG)