|
AK Parti'nin, hakkında açılan kapatma davasına karşı Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu ön savunmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın hazırladığı iddianame sert bir dille eleştirildi. İddianamenin 'siyasi' olduğuna vurgu yapılan savunmada, "AK Parti laikliğe karşı odak olan değil, laikliği toplumsallaştıran bir harekettir. Bu dava, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü zedeleyecek düşünce ve hareketlere güç ve zemin kazandıracaktır. Gizli gündemimiz hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak. AK Parti'ni takiyye yapmakla suçlamalar çelişkilerin en büyüğüdür" denildi.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), kapatma davasına karşı Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu ön savunma metni bugün hakkında siyasi yasak istenen 39 milletvekiline dağıtma kararı aldı.
'İDDİANAME ÇELİŞKİLER YUMAĞI' Savunmanın giriş bölümünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti hakkında hazırladığı iddianame sert bir dille eleştirildi. Hukuk alanında keyfilik, kişisellik ve sübjektifliğin iddianamede görüldüğü gibi gerçeklikten uzaklaşmaya ve hukuk standartlarının örselenmesine yol açtığına işaret edilen savunmada, "Bu iddianame, hukuk sisteminin en temel karakteri olan objektiflik, nesnellik, nedensellik ve rasyonelliğe dayanmamakta, en iyimser yaklaşımla bir algılama sorununun varlığını ortaya koymaktadır. Partimiz hakkında hazırlanan iddianame, baştan aşağı gerçekleri tersyüz eden, değerleri ve kavramları birbirine karıştıran, dahası koruyor gibi göründüğü ilkelere zarar veren ön yargılı bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu iddianamenin gerçekte olup bitenle bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen böyle bir ilgi kurma kaygısı taşımadığı da ortadadır. Bu nedenle, iddianamenin ortaya koyduklarıyla gerçekler arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Sonuçta iddianamenin kanıtladığı tek şey de budur. Bu iddianame bir çelişkiler yumağıdır. Kurulduğu andan beri cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine doğru kararlılıkla yürüyen ve bu yürüyüşün en önemli dönemeci olan Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefinin gerçekleşmesi için gerekli her adımı atan bir partinin, laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiğini ileri sürmek bir çelişkidir. Sorunları derinleştirmek yerine çözüm arayan siyasetlerin, anayasal düzenin temel esaslarını güçlendirmeye mi hizmet ettiği, yoksa Başsavcı'nın iddia ettiği gibi zayıflatmayı mı amaçladığı sorusu, bize göre meselenin esasını ortaya koymaktadır" denildi.
'BÜYÜK UZLAŞMA ARAYIŞIMIZ, BAŞSAVCI'YA GÖRE SUÇ' AK Parti'nin milletin talep ve ihtiyaçlarıyla, hak ve özgürlükleriyle, laiklik gibi devletin temel esasları arasındaki yapay çelişkileri ortadan kaldırmayı amaçlayan 'büyük uzlaşma' arayışlarının Başsavcı'ya göre suç sayıldığına dikkat çekilen savunma metninde, dayatmacı, dışlayıcı ve ayrıştırıcı bir siyasi anlayışa karşı, demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin değer ve niteliklerini birleştirici ortak paydaları olarak siyasi rekabetin üzerinde tutmaya çalışan bir partiyi, cumhuriyetin niteliklerine aykırı bir oluşum olarak göstermeye çalışmak ciddi bir paradoksu yansıttığı kaydedildi. Savunmada, yeni bir siyaset anlayışıyla demokrasinin kökleşmesi ve özgürlüklerin alanının genişlemesi için gayret gösteren bir partinin siyasi projesinin, son kertede demokrasiyle bağdaşmadığını söylemenin de ciddi bir çelişki olduğuna vurgu yapıldı.
'GİZLİ GÜNDEMİMİZ HİÇ OLMADI, OLMAYACAKTIR' Milletin menfaatlerini içeride ve dışarıda en iyi şekilde savunan, Cumhuriyetimiz'in insan hakları, demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğü gibi değerlerini koruyup geliştirmeye çalışan bir siyasi partinin demokrasiye aykırı bir siyasi projesinin olduğunu iddia etmenin anlaşılabilir bir durum olmadığı ifade edilen metinde, şöyle denildi: "Kuruluşundan itibaren şeffaflığı ve hesap verebilirliği şiar edinmiş ve bunu uygulamalarıyla da kanıtlamış bir siyasi partiyi, "gizli gündem"i olmakla ve "takiyye" yapmakla suçlamak ise çelişkilerin belki de en büyüğüdür. Biz ülkemizi daha ileriye taşımaya yönelik tüm adımlarımızı milletin önünde attık. Açıkladıklarımız ve yaptıklarımız dışında gizli gündemimiz hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacaktır." İddianamede temel sorunun AK Partinin siyasi felsefesi ve vizyonunun anlaşılamamış, hatta daha da vahimi yanlış anlaşılmış olması olduğu kaydedilen savunmada, iddianamede portresi çizilmeye çalışılan partiyle AK Partinin hiçbir ilgisi bulunmadığı bildirildi.
AK Parti'nin ekonomik ve siyasi krizlerin olumsuz tesirlerinin görüldüğü, din-devlet, din-siyaset, devlet-toplum ilişkisindeki gerilimlerin yoğun olarak hissedildiği bir dönemde yeni bir siyaset anlayışı ve tarzıyla ortaya çıktığı hatırlatıldı.
'MERKEZ PARTİSİYİZ' Muhafazakar Demokrat bir siyasal kimlik geliştiren AK Parti'nin siyaseti normalleştirmeyi, siyaseti gerçekçi bir eksene oturtmayı, Türk siyasetinin kronik gerilim alanlarını rahatlatmayı amaçladığı belirtilen savunmada, Başsavcı'nın 'gizli gündem' iddialarına şöyle cevap verildi: "AK Parti'nin kendisini net, somut ve çerçevesi belirlenmiş bir şekilde ortaya koyması, "gizli gündem", "takiyye" gibi olumsuz çağrışımların gereksiz gerilimler üretmesini engellediği gibi, kimlik-eylem-söylem uyumunu sağlayarak siyasete kalite kazandırmak açısından da önemli bir farklılık oluşturmuştur. Partimizin siyaseti normalleştirme amacıyla geliştirmeye çalıştığı siyasal kimlik yapısının ana merkezini çatışmacarinleştirmek yerine çözüm arayan siyasetlerin, anayaı "kimlik siyaseti"nin reddi oluşturmaktadır. AK Parti Türkiye'nin geleneksel kültürel değerleri ile "muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma" hedefi arasında bir çelişki değil, uyum olduğunu gösteren politikalar üretmiştir. Bunu yaparken AK Parti'nin sosyolojik gücü ile siyasi perspektifinin ürettiği sinerji, Cumhuriyetimiz'in mayasında bulunan modernleşme hedefine odaklanmıştır. AK Parti, toplumun tüm kesimlerinden, ülkemizin her bölgesinden, bütün ekonomik ve sosyolojik katmanlarından oy almış bir merkez partisidir. Partimiz, son genel seçimlerde 81 ilin biri hariç tümünde milletvekili çıkaran tek partidir. Dolayısıyla AK Parti Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün teminatıdır. Toplumun tüm kesimleriyle buluşmuş ve toplumsal barışın, ülkenin birlik ve bütünlüğünün teminatı haline gelmiş bir partinin Anayasaya aykırı eylemlerin odağı olarak gösterilmesi düşünülemez. AK Parti, toplumsal merkeze yaslanarak ilk günden itibaren ülkemizin ve milletimizin tüm hassasiyetlerine duyarlı davranmaya azami özen göstermiştir".
'LAİKLİĞİ TOPLUMSALLAŞTIRDIK' "Üniter devlet, laik devlet, demokratik devlet vurgusu, AK Parti'nin temel siyasi misyonudur" denilen ön savunmada, 22 Temmuz seçimlerinde her mitingde AK Parti'nin "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" vurgusu yaptığını, bölge ayırt etmeden aynı hassasiyeti sergilediği hatırlatıldı. AK Partinin laiklik konusunda geliştirdiği anlayış ve siyasi duruşun da Türk siyaseti açısından büyük önem taşıdığı kaydedilen savunma metninde, AK Parti hükümetlerinin yasal çerçevede laikliğin kurumsal ve pratik şartlarına saygı göstermenin ötesinde, geniş kitlelerin devletin laik karakterini sahiplenmesine önemli bir katkı sağladığı bildirildi. Savunmada, laikliğin geniş kitleler tarafından benimsenmesinde, farklı kesimlerin sisteme entegre edilmesinde AK Parti'nin önemli bir misyon icra ettiği belirtildi. Savunmada, "Bu nedenle, AK Parti laikliğe karşı odak olan değil, laikliği toplumsallaştıran bir harekettir" vurgusu yapıldı.
'AK PARTİ DEĞİL, MİLLETİMİZ İTHAM EDİLİYOR' Davanın ülkeye ve millete ağır ekonomik ve siyasi bedeller ödetebilecek bir süreci başlattığına dikkat çekilen savunmada, iddianamenin Türkiye'nin demokratik hayatını sarsan, milli iradenin üstünlüğünü tartışmaya açan, gerçeklikleri değil tezvirat ve yakıştırmaları öne çıkaran bir anlayışa dayandığı ifade edildi,. Bu davayla hukuk sisteminin zarar gördüğüne işaret edilen savunmada, hukukun siyasallaştığı düşüncesinin, vatandaşların hukuka karşı güven duygusunu zedelediği bildirildi. Savunmada, bu davayla demokrasinin, ülke ve milletin, devletin bütünlüğünün zarar gördüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: "Siyasi ve ekonomik istikrarın tahrip edilmesi ülkenin ve halkın fakirleşmesi, kaybetmesi demektir. Türkiye'ye onlarca yıl kaybettirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü zedeleyecek düşünce ve hareketler, bu süreçte güç ve zemin kazanmaya çalışacaktır. Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meşruiyetinin de olmadığına inanıyoruz. Biz bu iddianamede partimizin değil, partimize gönül veren milletimizin ve onun temel değerlerinin itham edildiacarinleştirmek yerine çözüm arayan siyasetlerin, anayağini düşünüyoruz. Bu iddianamenin konusu sadece AK Parti değil, onun üzerinden millet iradesi ve demokratik siyasettir. Bu iddianame, Cumhuriyetimizin niteliklerinin halkımızca yeterince sahiplenilmediği varsayımına dayanmakta, milletimizin devletine ve Cumhuriyetine olan sadakatini tartışmalı hale getirmektedir. Cumhuriyetimizin bütün kazanımlarını, bütün başarılarını inkar anlamına gelen bu haksız varsayımı kabul etmek mümkün değildir. Atatürk, Cumhuriyetin temeli olan ilke ve inkılapları millete emanet etmeden yaşatmanın mümkün olmadığına güçlü bir şekilde inanmış, kurduğu yeni rejimin bütün esaslarını, bu inançla Türkiye Büyük Millet Meclis'in demokratik iradesiyle hayata geçirmiştir. Bu sebeple Atatürk ilke ve inkılaplarının koruyucusu, onları hayata geçiren TBMM'dir, bir bütün olarak Türk milletidir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün nitelikleriyle milletimize mal olmuştur, çağdaşlaşma süreci milletle buluşmak anlamında amacına ulaşmıştır. AK Parti'nin iktidarda olduğu bu dönemde AB'ye tam üyelik yolunda kat ettiğimiz mesafe başta olmak üzere, Atatürk'ün işaret ettiği çağdaşlaşma hedeflerine her zamankinden daha çok yaklaştığımız aşikardır".
'AMACIMIZ PARTİYİ SAVUNMAK DEĞİL' Savunmada, son seçimde neredeyse iki kişiden birinin oyuyla çok güçlü bir demokratik temsil yetkisi alan AK Parti'nin milletin daha demokratik, özgür ve çoğulcu bir toplumda müreffeh ve huzur içinde birlikte yaşama hakkını daima savunduğu, bundan sonra da savunmaya devam edeceği kaydedildi. "Kapatma talebiyle açılan bu davada, amacımız sadece partimizi savunmak değildir" denilen savunmada, iddianame şöyle eleştirildi: "Eesasen biz milletimize ve devletimize hizmetten başka savunmayı gerektirecek hiçbir şey yapmadık. Siyaseti her zaman millete hizmetin aracı olarak gördük. Söylem ve eylemlerimiz insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin daima ileri götürülmesine yöneliktir. Bu bağlamda söyleyeceklerimiz tarihe ve tanıklık ettiğimiz çağa düştüğümüz notlar olarak görülmelidir. AK Parti olarak bu açıklamaları, aziz milletimize ve devletimize karşı üstlendiğimiz görev ve sorumluluğun bir gereği olarak görüyoruz".
(DA-ÖK-Y)
(İhlas Haber Ajansı) 06.05.2008 13:39 [1339377]
|