Adli Yıl Başladı(1) -Yargıtay Başkanı Gerçeker, 'Yanlışı Yanlışla Düzeltme Topluma Zarar Verir'
Adli Tatilin Sona Ermesinin Ardından Bugün Başlayan Yeni Adli Yıl İçin Düzenlenen Törende Konuşan Yargıtay Başkanı Gerçeker, "Devleti Kurtarma Düşüncesi ile Olsa Bile Yanlışı Yanlışla Düzeltme Olgusunun Topluma Ne Denli Zarar Verdiği de Bu Olaylarla Açıkça Ortaya Çıkmıştır" Dedi.
Adli tatilin sona ermesinin ardından yeni adli yıl başladı. Adli yıl açılış törenleri Yargıtay'da yapıldı. Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanları Cemil Çiçek, Said Yazıcıoğlu ve Hayati Yazıcı, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Askeri Yargıtay Başkanı hakim Tuğgeneral Ahmet Alkış, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Hakim tuğgeneral Turgut Arıbal ve çok sayıda yargı mensubu katıldı.
Törene, AKP hakkında açtığı kapatma davası sonrası cenaze törenleri dışında hiçbir resmi kabule katılmadığı gözlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın katılmaması dikkat çekti.
-GERÇEKER'DEN ERGENEKON YORUMU
62 sayfalık konuşma metni hazırlayan Gerçeker, konuşmasında üstü kapalı bir şekilde Ergenekon soruşturmasına değindi. Gerçeker, "Yaşanan son olaylar, hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmanın yarattığı boşluğun mafya türü çeteleşmelerle nasıl doldurulduğunu açık bir biçimde göstermiştir. Devleti kurtarma düşüncesi ile olsa bile yanlışı yanlışla düzeltme olgusunun topluma ne denli zarar verdiği de bu olaylarla açıkça ortaya çıkmıştır. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu tespit etmek ve suçlu görünenlere yasaların öngördüğü yaptırımları uygulamak yargıya ait bir görevdir. Herkesin, hukuk devleti olmanın doğal sonucu olan bu kurala saygılı olması gerekir" dedi.
Yargıtay'ın kurum olarak güçlü ve zayıf yönlerini madde madde sıralayan Yargıtay Başkanı Gerçeker, yargının ve Yargıtay'ın sorunlarının çözülmesi için yapılması gerekenleri de anlattı.
-YARGITAY BAŞKANI'NIN PROTOKOL İSYANI
Yargıtay Başkanı Gerçeker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayladığı Devlet Protokol listesine tepki gösterdi. Yargıtay üyelerinin kuvvetler ayrılığı ilkesine, yargının konumu ve saygınlığına uygun olmayacak derecede aşağılara konmasına ilişkin girişimlerde bulunduklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten Gerçeker şunları söyledi:
"Protokol listesine bakıldığında ne yazık ki yargının yerinin hiç de konumuna uygun nitelik taşımadığı görülmektedir. Bir kısım bürokratlar Yargıtay ve Danıştay üyeliği için aday adayı oldukları halde protokol listesinde Yargıtay, Danıştay Daire Başkanı ve üyelerinin önünde yer almaktadır. Yüksek mahkemeler arasında eşitlik ilkesine aykırı olarak Anayasa mahkemesi üyelerinin sırası Yargıtay Birinci Başkanvekillerinin üzerinde bulunmaktadır. Bu hususlar gözetilerek protokol listesinin yeniden düzenlenmesi ve sıralamada anayasal konumuna uygun bir yer verilmesi vazgeçilmez isteklerimizden birisidir."
-İŞTE, YARGITAY'IN TEMEL DEĞERLERİ
Yargıtay Başkanı Gerçeker, konuşmasında Yargıtay'ın temel değerlerini de şöyle sıraladı:
"Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık, insan onuruna ve insan haklarına saygı, evrensel hukuk ilkelerine bağlılık, adalet, bağımsızlık, tarafsızlık, demokratik değerlere bağlılık, yönetimde katılımcılık, özgürlükçü yaklaşım, eşitlik ve hakkaniyet, güvenilirlik, saydamlık, etkinlik, erişebilirlik, tutarlılık, mesleki bilgi ve birikime değer vermek, kurum çalışanına saygı ve güven, yetkinlik, katılımcılık, gelişimcilik ve kalite"
-"AB BİZİ ALMAYA PEK GÖNÜLLÜ DEĞİL"
Gerçeker, Avrupa Birliği'ne girmek istediğimizi ancak birlik üyelerinin Türkiye'yi almaya pek gönüllü olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Avrupa Birliği'ne girmek istiyoruz, ancak görülüyor ki bizi içlerine almaya pek gönüllü değiller. Yapılan reformları yeterli bulmuyorlar, yenilerini istiyorlar. Ne yazık ki, ben yalnız yargı için söylüyorum, bu yapı ile, sadece bugünün değil geçmiş yılların da birikimi sonucu büyük bir yoğunluğa ulaşmış bulunan bu ağır sorunlar ile AB standartlarını yakalamamız, o birliğe entegre olmamız elbette çok zordur. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi sorunların hiç de gündeme gelmediği bu ülkelerde yargıya bakış açısının da yargının konumunun da ülkemizden çok farklı olduğu gözlemlenen bir gerçektir."
-"YARGITAY, İŞ YÜKÜ ALTINDA EZİLİYOR"
Yeni adli yılda Yargıtay'a gelecek ve geçen yıl Yargıtay'dan çıkan dava dosyalarını anlatan Gerçeker, dosya sayısının azaltılması için acil önlemler alınması gerektiğini söyledi. Olumsuz fiziki koşullar, personel yetersizliğinin adalet hizmetlerinin hızlı bir biçimde yerine getirilmesini engellediğini belirten Gerçeker, alınması gereken tedbirleri de şöyle sıraladı:
"Yargıtay'ın daire sayısının geçici olarak artırılması, dairelerdeki beşer kişilik heyetler halinde çalışma zorunluluğu değiştirilerek, davaların niteliğine göre daha az heyetlerle çalışılabilmesininin sağlanması, üye sayısının çoğaltılması, temyiz koşulları yeniden düzenlenerek nispeten basit uyuşmazlıkların, nizasız kazaya ilişkin konuların gereksiz yere Yargıtay'a gelmesinin önlenmesi, personel kadrosunun yeterli sayıda artırılması yolunda çalışmalar yapılmalıdır."
-YARGITAY BAŞKANI'NDAN LAİKLİK TANIMI
Yargıtay Başkanı Gerçeker, laikliğin akılcılık felsefesinden doğduğunu belirterek şunları söyledi:
"Laik bir devlette din, kişilerin özel yaşamı kapsamında vicdani bir inanç konusudur. Dinsel kurallar devlet ve kamusal kurumların çalışmalarına dayanak oluşturamaz. Devlet, tüm dini inançlar karşısında tarafsızdır. Laiklik ile din ve vicdan hürriyeti kavramları bu noktada kesişirler. "seküler' bir toplumda, tanrıdan nakledildiği öne sürülen ve bu nedenle mutlak gerçek kabul edilen kurallar yerine, akla dayalı ilkeler geçerlidir. Bu bakımdan "laik' ve "seküler' kavramları arasında yakın ilişki vardır. Gerek laik, gerekse seküler toplumda, devlet dinler ve dini inançlar arasında bir tercih yapamadığından kişilerin din ve vicdan özgürlüğüne tam bir saygı gösterilmesi söz konusudur. Laik devletin koyduğu kurallar dini inançlar ile bağdaşmıyor ise ne olacaktır. Hristiyanlıkta böyle bir sorun yoktur. Musevilik ve İslamiyet'te ise böyle bir ikilem olduğu, akıl ile iman arasındaki bu ikilemin, İslami inancın yaygın olduğu toplumlarda ciddi sorunlar yarattığı söylenebilir"
-BAŞBAKAN "AYDIN DOĞAN İLE TARTIŞMANIZ SÜRECEK Mİ?" SORUSUNA YANIT VERMEDİ
Başbakan Erdoğan, Yargıtay Başkanı Gerçeker'in konuşmasını tamamlamasının ardından Gaziantep de yapılacak olan törenlere katılmak üzere tören yerinden erken ayrıldı. Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan ile ilgili sorulan sorulara yanıt vermeden aracına bindi. (SÜRECEK)
(YG/ZG)













