AB uzmanları, hafta sonunda Paris'te düzenlenecek zirveyle açılışı yapılacak "Akdeniz İçin Birlik" (AİB) projesinin, bölgenin sorunlarına çözüm getireceğine ilişkin şüphelerini dile getiriyorlar.
AA muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkan Yardımcısı ve Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAUM) Müdürü Doç. Dr. Çağrı Erhan, AİB sonunun muhtemelen Barcelona süreci ya da Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) gibi olacağını söyledi.
Sarkozy'nin AİB hakkında geçen yıl söyledikleriyle, AİB'in bugün almış olduğu şekil arasında büyük farklar olduğuna dikkat çeken Erhan, "Sarkozy'yi bir anlamda yola getirdiler. Fransa gibi AB'nin motor ülkelerinden birini küstürüp, Sarkozy'nin önerisini çöpe atmadılar, ama o öneriyi kendi elbiselerinin içine soktular" diye konuştu.
Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu da, AİB'in yaşama geçmesi ve bir sonuç doğurmasının çok mümkün olmadığını savundu.
"Kapsamı olduğu gibi Barcelona sürecinin bir devamı" diyen Dedeoğlu, AB'nin zaten bir Akdeniz politikasının olduğunu, muhtemelen AİB'in de onun içine yedirileceğini belirtti.
Akdeniz'e kıyısı olan Arap ülkeleri arasında ve İsrail ile ciddi anlaşmazlıkların bulunduğuna da değinen Dedeoğlu, "Dolayısıyla bunun yaşama geçmesi ve bir sonuç doğurması çok mümkün değil" diye konuştu.
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı da, AİB'den Barcelona süreci gibi bir başarısızlık beklemediğini, ancak bunun bölgenin sorunlarını çözecek bir yapıya da kısa sürede ulaşacağını düşünmediğini belirtti. Bağcı, "Çünkü burada Fransasından İtalyasına kadar ülkelerin farklı çıkarları var. Yani AB ülkelerinin üzerinde belki de en fazla hemfikir olamayacakları birlik Akdeniz Birliğidir" dedi.
-ANKARA'NIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR-
AB uzmanları, AİB projesinin mevcut halinin Türkiye'nin AB üyeliği için tehlike oluşturmadığı kanaatini dile getirmekle birlikte, Ankara'nın dikkat etmesi gereken birtakım hususlar bulunduğunu belirtiyor.
Doç. Dr. Çağrı Erhan, AİB'in mevcut haliyle Türkiye için tehdit oluşturmadığını ve ileride Türkiye'ye karşı olumsuz niteliğe bürüneceğini düşünmediğini, ancak yine de ihtiyatlı olmak gerektiğini söyledi. Erhan, "Henüz bunun nereye gideceğini açık bir şekilde ortaya koymamıza imkan yok. Fransızların bile ne istediklerini bildiğinden ben emin değilim. Onların dönem başkanlığında birtakım şeyler yapılacak, ama bu işe sanki 'Kervan yolda düzelir' gibi başlanmış olacak" dedi.
Erhan, Türkiye'nin hafta sonunda düzenlenecek zirvede mutlaka, "AİB'in Türkiye'nin AB üyeliğine halel getirmeyeceği, tam üyelikten asla vazgeçilmediği, bunun Barcelona sürecinin bir devamı olduğu ve Türkiye'nin de zaten o sürecin bir parçası olarak orada bulunmasının doğal olduğu" gibi unsurları vurgulayarak, bunları kayda geçirmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Dedeoğlu da Türkiye'nin, birlik anlaşmasında, katılanların yanında sıfatlarının yer alması ve orada Türkiye ile ilgili olarak "aday ülke, üye olabilir ülke, üye olamaz ülke" gibi sıfatların konulması durumunda Paris'teki zirveye kesinlikle katılmaması gerektiğini söyledi.
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise Türkiye'nin Paris'teki zirveye katılması gerektiğini vurguladı.
Bağcı, Türkiye'nin AB ile olan müzakerelerinin birçok Akdeniz ülkesi için örnek teşkil ettiğini de ifade ederek, "Türkiye burada 'ara kablo' rolünü oynayan ülke..." dedi.