Emre Sağıroğlu Yazıları

Emre Sağıroğlu

Aynı Döner, Aynı Restoran, Aynı Gramaj… Fiyat 750 TL’den 360 TL’ye Düştüyse Aradaki Farkı Kim Ödedi?”

19.06.2026 12:20
Haber Detay Image

Aynı Döner, Aynı Restoran, Aynı Gramaj… Fiyat 750 TL’den 360 TL’ye Düştüyse Aradaki Farkı Kim Ödedi?”

Bir önceki yazımda restoran sektörünün içinde bulunduğu zor koşullardan bahsetmiştim. Personel maaşları, tedarikçi ödemeleri, enerji giderleri, yükselen kiralar ve artan işletme maliyetleri nedeniyle sektörün ciddi bir darboğazdan geçtiğini ifade etmiştik. Bu konuda da birçok sektör temsilcisi ve tüketiciyle fikir alışverişinde bulunduk.

Ancak bugün karşımıza farklı bir tablo çıkıyor.

İsmini vermek istemediğim büyük bir restoran zinciri, 120 gram et döneri 750 TL’den satarken bir kampanya düzenleyerek aynı ürünü 360 TL’ye satışa sundu. Yani yaklaşık yüzde 50 oranında bir indirim uygulandı.

İşte tam da burada tüketicinin sorması gereken soru ortaya çıkıyor:

Madem bu ürün 360 TL’ye satılabiliyordu, neden bir ay önce 750 TL’ye satılıyordu?

Elbette işletmeler kampanya yapabilir. Müşteri çekmek için belirli dönemlerde kârından fedakârlık edebilir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak son dönemde sürekli olarak “maliyetler çok yükseldi”, “işletmeler ayakta kalamıyor”, “sektör büyük kriz içinde” söylemlerini duyarken yüzde 50’nin üzerindeki indirimler doğal olarak soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Bugün tüketici de hesabını yapıyor.

“Bir lahmacun gerçekten bu fiyat eder mi?”

“Bir çorba neden bu kadar pahalı?”

“Bir kebap bu rakamlara satılmalı mı?”

Bu sorular artık sadece sosyal medyada değil, restoran masalarında da konuşuluyor.

Bazı işletmeler için yüksek fiyatlar anlaşılabilir olabilir. Deniz manzaralı bir lokasyon, yüksek kira giderleri, yoğun personel yapısı, ciddi yatırım maliyetleri ve üst düzey hizmet standartları belirli fiyatları kısmen açıklayabilir. İnsanlar bazen sadece yemeği değil, deneyimi ve konforu da satın alır.

Ancak bu ayrıcalıkları sunmadan, sıradan bir hizmet ve standart bir ortamla aşırı fiyatlandırma yapmak tüketicinin güvenini zedeliyor.

Kimse müşteriyi hafife almamalı.

Çünkü restoran sahibi de başka bir restoranın müşterisi. O da tek kişilik bir kahvaltıya 1.500-2.000 TL vermenin ne kadar ağır geldiğini biliyor. O da bir lahmacunun 450 TL olmasını sorguluyor.

Yemek sektörü ile tekstil sektörünü birbirine karıştırmamak gerekir. Sezon sonunda bir ayakkabının yüzde 50 indirimle satılması normal olabilir. Çünkü ayakkabı ertelenebilir bir ihtiyaçtır.

Ama yemek öyle değildir.

Yemek yemek bir tercih değil, temel bir ihtiyaçtır.

Bu nedenle restoran sektöründe fiyatlandırma politikalarının daha şeffaf olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü tüketicinin güvenini kaybetmek, kısa vadeli yüksek kârlardan çok daha büyük bir kayıptır.

Bugün asıl tartışılması gereken konu kampanyanın büyüklüğü değil, kampanya öncesindeki fiyatın ne kadar gerçekçi olduğudur.

Çünkü 750 TL’den 360 TL’ye düşen bir ürün karşısında tüketicinin aklına gelen ilk soru şudur: Gerçek fiyatı nedir?

Yazarın Tüm Yazıları