Karadenizli göçerler, geleneksel yayla göçlerinde kendileri kadar hayvanlarına da heyecan yaşatırken, renkli püskülleriyle yaylanın çimenini adeta renk cümbüşüne dönüştürüyor.
Karadeniz'de yayla göçü dedin mi akla ilk Ağasarlılar gelir. Oğuzların Çepni boyundan oldukları bilinen ve Trabzon'un Şalpazarı ilçesinde yaşayan nam-ı değer Ağasarlılar, kendine has örf ve adetlerinin yanında tarihten gelen göçebe kültürünü de günümüze kadar en iyi şekilde yaşatmaya çalışıyor.
Günlük giydiği kıyafetleri, folklor kıyafetlerine kostüm olan Ağasarlıların, yayla göçlerinde hayvanlarını da kırmızı, pembe ve mavi renkli süslerle allayıp pullama geleneği de aralıksız sürüyor. Öyle ki seyahatin adı yayla göçü olunca, hayvanlar arabayla da gitseler süslenmeden yola çıkartılmıyor.
Her yıl haziran ayı geldiğinde Ağasarlının içini yeni bir heyecan kaplar. Onlar için artık yayla zamanı gelmiş demektir. Tüm hazırlıklar yapılıp, hayvanlar yıkanır ve yaylaya gitme takvimini belirleyen köy muhtarlarından haber beklenir. Son günün alaca karanlığında ise; ilk önce kışın yenisi yapılan veya eskisi tamir edilen püsküller ile çanlar, yayla göçünün vazgeçilmezi hayvanların başına takılır.
Ortalama 50 kilometrelik yolu geceli gündüzlü katederek hayvanları yaylanın çimenine salan Ağasarlılar, yeşilin ve zengin flora çiçeklerinin arasında adeta renk cümbüşü oluştururken, hayvanlara da uzun seyahatin ardından yorgunluğunu atmak kalıyor.
Tarihi hatırlanmayacak kadar eski olan bu yayla göçü geleneği, unutulmaya yüz tutacağı yerde her yıl daha da canlandırılarak yaşatılmaya çalışılması, göçebe kütlürünün en belirgin özelliği olarak gösteriliyor.