Ülke genelinde 40'a yakın ilde pilot uygulaması başlatılan aile hekimliğinin geri dönüşümleri alınmaya başladı. Geçen yıl mayıs ayında başlayan aile hekimliği konusunda Sağlık Bakanlığı, sağlık kuruluşunda verilen hizmetin değerlendirilmesi konusunda bir anket yaptı. Toplum sağlığı merkezlerinde hizmet alan vatandaşlarla birebir görüşülerek yapılan anketin sonucu, kısa sürede uyum sağlandığını gösterdi. Ankete katılanların yüzde 95'i uygulamadan memnun olduğunu söyledi. Aile hekiminin teşhis ve tedavi becerisiyle ilgili soruya ise halkın yüzde 97'si "Çok iyi" dedi. Anket çerçevesinde İzmir'de 3 bin 750 kişiyle görüşüldü.
Aile hekimliğinin birinci yılı münasebetiyle basın toplantısı düzenleyen İzmir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Özkan, uygulamayla artan hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyetinin, sağlık hizmetleri alımında da değişikliklere sebep olduğunu söyledi. Daha önce reçete yazdırmak veya basit rahatsızlıklar için hastanelere giden kişilerin, hizmetten duydukları memnuniyetle aile hekimlerini tercih ettiğini vurgulayan İl Sağlık Müdürü Özkan, böylece gerçekten hastanelerdeki hizmete ihtiyaç duyan vatandaşların da bundan daha fazla yararlanma imkanı bulduğunu ifade etti. Her kulağında sivilce çıkanın hastaneye gitmeyeceğinin aile hekimliğine geçilmesiyle öğrenildiğini vurgulayan Özkan, "Aile hekimliği öncesi hasta sayısı oranı hastanelerde yüzde 53, sağlık ocaklarında yüzde 47'ydi. Aile hekimliğine geçildikten sonra yüzde 53 aile sağlığı merkezleri, yüzde 47 hastaneler şeklinde değişti. 2008 yılının ilk dört ayı içinse oran yüzde 57 aile sağlığı merkezleri, yüzde 43 hastaneler olarak belirlendi." dedi.
1961 yılında sağlık ocağı sistemine geçilirken de karşı olanların çıktığını, hattâ tehditler edildiğini vurgulayan Özkan, aile hekimliğinin de bir miadının olacağını, uzun dönemde yerine başka sistemlerin koyulacağını belirterek, "Sağlık ocağı modelinde, özveriyle yürütülmekte olan birinci basamak koruyucu sağlık ve poliklinik hizmetleri, sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde aile hekimliği uygulamasıyla daha çağdaş, ulaşılabilir ve bütün vatandaşların faydalanabileceği sağlık hizmetine dönüştürüldü." diye konuştu.
Aile hekimliği uygulamasıyla birlikte, sağlık ocakları sisteminde hizmet verilen aktif poliklinik oda sayısının 693'ten bin 91'e yükseltildiğini kaydeden Özkan, böylece hekimin hastaya ayırdığı sürenin de arttığını aktardı. Vatandaşların belirli bir hekime kayıt olmasının ve şahsi sağlık bilgilerinin tek elden toplanmasının, hasta ve hekim açısından da büyük avantaj sağladığının altını çizen Özkan, şunları söyledi: "Aile hekimliği uygulamasında kişilere verilen bütün sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması, sosyal güvencesi olmayanların da faydalanmasını sağladı. Sağlık ocağı modelinde koruyucu sağlık dışında verilen poliklinik hizmetinde sosyal güvenlik kuruluşlarının ödediği poliklinik muayene ücretinden başka SSK ve Bağ-Kurlular katkı payı, hiçbir güvencesi olmayanlar ise muayene ücretinin tamamını ödemek zorundaydı. Böylece sosyal güvencesi olmayan vatandaşların ücret ödeyerek aldığı poliklinik hizmetlerinden dolayı yaşadığı mağduriyet de ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Ücretsiz poliklinik hizmetlerinin yanısıra laboratuar ve röntgen de ücretsiz sunulmakta. Sağlık ocakları döneminde 2007 Nisan ayı laboratuar/muayene oranı yüzde 28.80 iken aile hekimliği dönemindeki 2008 Nisan ayında yüzde 35.26 'ya ulaştı."