Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı
Arzuhan Doğan Yalçındağ, son dönemde karşılaşılan sıkıntıların temelinde, Türkiye tarımının uzun yıllardır çözülememiş, yapısal sorunlarının yattığını söyledi. Yalçındağ, "Türkiye'de tarım politikası oluşturulurken temel alınan değer 'kendine yeterli' olmaktır. Oysa ki, 'kendine yeterlilik' politikası, uygulamada giderek 'korumacılık' politikasına dönüşmektedir" dedi.
Yalçındağ, TÜSİAD tarafından hazırlanan "Türkiye'de Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar, Öneriler" başlıklı raporun açıklanması amacıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada geçtiğimiz yıl içinde buğday fiyatlarının yüzde 130, soya fiyatlarının yüzde 87, pirinç fiyatlarının yüzde 74 ve mısır fiyatlarının yüzde 31 yükseldiğini, Dünya Bankası rakamlarına göre temel gıda maddesi durumundaki bu ürünlerde yaşanan artışın, genel olarak gıda fiyatlarının da son üç yılda yüzde 83 yükselmesine yol açtığını kaydetti. Yalçındağ, Birleşmiş Milletler verilerine göre, günümüzde 800 milyondan fazla insanın yatağa aç girdiğini, azalan üretim ve artan fiyatların, Mısır, Filipinler, Haiti, Hindistan ve Tayland gibi ülkelerde peş peşe ayaklanmalara yol açtığını anlattı.
Arzuhan Doğan Yalçındağ, dünyadaki tarım ürünleri fiyatlarındaki artış eğiliminin, ithalat yoluyla Türkiye piyasalarını da etkilediğini, bu artışın özellikle alt gelir gruplarında daha da yoğun hissedildiğini, Türkiye'de toplam hane halkı tüketiminin yüzde 25'inin gıda, içki ve tütün sektörü için harcandığını, gelir düzeyi düştükçe bu oranın artarak
yüzde 40'ları bulduğunu kaydetti.
Yalçındağ, "Türkiye, yükselen tarım ve gıda fiyatlarından ötürü enflasyon artışı gibi bir bedel ödüyor. 2008 yılının şubat ayından bu yana hızla artan gıda fiyatları, nisan ayı itibarıyla yıllık yüzde 13,5 seviyesine ulaştı. Tarım sektöründe üretim fiyatlarındaki artış 2007 yılının ikinci yarısından itibaren ciddi şekilde hızlanarak 2008 yılı nisan ayında yıllık yüzde 19 seviyesine ulaştı. Bu, 2005 yılından beri görülen en yüksek seviyedir" diye konuştu.
Son dönemde karşılaşılan sıkıntıların temelinde, Türkiye tarımının uzun yıllardır çözülememiş, yapısal sorunlarının yattığını ifade eden Yalçındağ, "Yapısal sorunları çözemediğimiz gibi, modern üretim açısından son derece önem taşıyan sanayi-tarım entegrasyonunu da bir türlü sağlayamadık. Türkiye'de tarımsal üretimde gözlemlenen düşük büyüme hızı yıllardır aşılamadı. 1968-2006 arasındaki yıllık ortalama tarımsal üretim artışı sadece yüzde 1,3 oldu" dedi. Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Öncelikle, geçmişte yapmış olduğumuz hatalardan gerekli dersleri çıkarmamız gerekiyor. Tarımdaki kronik sorunlarımızın uzun yıllardır çözülememiş olmasının temelinde tarım politikalarında sık sık içine düştüğümüz bir yanlışlık yatmaktadır. Türkiye'de tarım politikası oluşturulurken temel alınan değer 'kendine yeterli' olmaktır. Oysa ki, 'kendine yeterlilik' politikası, uygulamada giderek 'korumacılık' politikasına dönüşmektedir. Hem Dünya Ticaret Örgütü üyesi olan hem AB'yi hedeflemiş bir ülkenin dış ticaret koruma yöntemleriyle kendine yeterli olmaya çalışması gerçekçi değildir. Türkiye, tarımda kendine yeterli olabilmeyi korumacılıkta değil, teknik ilerlemede ve araştırma geliştirmede aramalıdır. Kendine yeterli olma yaklaşımının ötesine geçerek, 'uzmanlaşma', 'bir ürünün dünyada en iyisini üretebilme', 'en
iyi işleyebilme' gibi hedefleri benimsemelidir. Böylesi bir anlayış değişikliği, Türkiye'nin küreselleşen dünyada ve AB'de daha güçlü bir yer almasını kolaylaştıracaktır"