Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman, Türkiye'de Yılda 3 Bin Kişinin Ateşli Silahlarla Hayatını Kaybettiğini Söyledi.
Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman, Türkiye'de yılda 3 bin kişinin ateşli silahlarla hayatını kaybettiğini söyledi.
Umut Vakfı'nın Anadolu Üniversitesi (AÜ) Kongre Salonu'nda düzenlediği "Türkiye'de Bireysel Silahsızlanma, Şiddet Haberleri ve Yerel Medya Eğitimi" konulu konferansta konuşan Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman, şiddetin, bireysel ve toplumsal hayatın neredeyse ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek, "Şiddet doğuştan mı vardır, yoksa içinde yaşadığımız çevre ve hayat şartları içinde sonradan öğrendiğimiz bir şey midir sorusu, sosyal psikolojinin çok klasik bir sorusudur. Elbette, sosyal bilimlerin laboratuarı toplumun ve toplumsal hayatın kendisi olduğu için, bu gibi sorulara net cevaplar bulabilmek çok uzun sürer. 'Şiddet doğuştan vardır' diyenler kadar, 'şiddet sonradan öğrenilir' fikrini savunanlar da çoktur. Benim şahsi kanaatime göre canlılar hayatta kalmak için doğaya ayak uydurmak zorundadırlar. Bu gerçekten hareketle, insan-şiddet ilişkisi doğuştan vardır ve toplumsal hayat bu ilişkiyi şekillendirir. Yani şiddeti en aza indirmek de, tırmandırmak da topluma, toplumsal var oluş şeklimize, yetiştirilme sürecimize ve sosyal ilişkilerimizin karakterine bağlıdır. Bireysel silahlanma ise şiddetin en uç noktasıdır. Ülkemizde yılda ortalama 3 bin kişi ateşli silahlarla hayatını kaybetmektedir. 3 bin kişinin ortalama 700'ü ise ateşli silahlarla kazalar sonucu ölüyor" dedi.
Dünya genelinde ferdi silahlanmanın insanlığa verdiği zararın konvansiyonel silahlanma ile eşit olduğunu vurgulayan Dedeman, "Küçük Silahlara Karşı Uluslararası Eylem Ağı'nın (IANSA) verilerinden biliyoruz ki, dünyada her gün bin kişi ateşli silahlarla ölüyor. Bu sayının 250'si savaşlardaki ölümlerden oluşurken, 750 kişi ise ateşli silahlarla meydana gelen cinayet, intihar, kaza gibi nedenlerle hayatlarını kaybediyorlar. Yine lANSA'nın verilerine göre, dünyada 875 milyon silah kullanımda bulunuyor. Bu silahların yüzde 74'ü, yani çoğunluğu sivillerin elinde bulunmaktadır. Bu rakam gösteriyor ki, bireysel silahlanma, devletlerinkinden daha fazladır; dolayısıyla dünyada da çok önemli bir sorundur.
Ülkemizde, çok ciddi bir sorun olan bireysel silahlanma ile ilgili iyi gelişmelerin de olduğunu vurgulamak isterim. Sorunun görünmeyen ama önemli bir parçası olan, maalesef toplumda "oyuncak" olarak kabul görmüş kurusıkı silahlar suçta çok yaygın kullanılmaktadır. Dönüştürülerek kullanıldığında birçok yurttaşımızı öldürdüğü ve yaraladığı gibi, dönüştürülmeden de yakından kullanıldığında yine aynı zararı veren bu silahlarla ilgili yeni bir yasa şubat ayında kabul edildi. Böylelikle, kurusıkı silahlar konusundaki mevzuat boşluğu giderilmiş oldu" diye konuştu.
Vali Vekili Ekrem Erdoğan da, Eskişehir'de son 5 yılda silah taşımak ve bulundurmak için 4 bin 112 kişinin valiliğe müracaat ettiğini kaydederek, "Bunlardan 3 bin 908'ine ruhsat verildi. Bin 150 kamu görevlisi ile 720 emekli kamu görevlisine silah ruhsatı verilmiş. 506 kişi de yaptıkları iş ve meslekten dolayı silah ruhsatı almış. 5 yıl önce silahla 105 olay olmuş. Geçen yıl meydana gelen 91 olaydan 68'i ise ruhsatsız silahla işlenmiştir" ifadelerini kullandı.
Türk halkının silaha değer verdiğini vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ise, "Türk milleti silaha değer verir, onsuz yapamaz, at, avrat, pusat derler. Sivil toplum, silahlı kuvvetlerden gayrı silahlı bir güç haline geldi. Bunun sonuçları çok acı. İçişleri Bakanlığı bu konuda yönetmelik değiştirecekmiş. Bunlar boşuna düzenlemelerdir. Ne bekliyoruz, acaba herkesin silah sahibi olmasını isteyerek sadece tüccarları mı zengin ediyoruz? Plastikten yapılmış çocukların oynadığı oyuncak silahların imalatı ve ithalatı bile yasaklanmalıdır. Çocuklar adam öldürmeyi en yakın arkadaşıyla prova ediyor. Çocuklar sokak aralarında birbirlerini öldürmeye yönelik oyun oynuyorlarsa, o kuşaktan gelecekte şüphe etmek lazım" şeklinde konuştu.