Başbakan Erdoğan, 98 sayfalık ön savunmayı, dün tüm milletvekillerine dağıttı. Erdoğan’ın, türbanla ilgili "Velev ki siyasi simge olsun" sözüne değinilmeyen metinde laiklik 207, din 162 kere yer aldı. İşte savunmadan özetler:
11 kez Atatürk Bu kavramların ardından en çok kullanılan ifadeler 164 kez devlet, 105 kez demokrasi, 89 kez taraf, 56 kez cumhuriyet, 39 kez İslam, 24 kez sistem, 22 kez çoğulculuk, 19 kez Müslüman, 13 kez rejim sözcükleri oldu. 11 kez Atatürk, 5 kez şeriat ifadeleri kullanıldı.
Teziç referans YÖK Başkanlığı sırasında iktidarın boy hedefi olan Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in, "Türkiye’de marjinal partiler kapatılır. Bir iktidar partisi için kapatma mekanizmasının işlemesi düşünülemez" sözleri örnek gösterildi. Savunmadan bazı bölümler şöyle:
Ölümü göze aldı Başbakan’ın "Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık" sözleri, toplumu dönüştürme uğruna değil, milli iradenin üstünlüğünü ve demokrasiyi koruma uğruna ölümü göze aldığını anlatmaktadır. Laik bir düzende yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafetin yasaklanmaması, bireysel özgürlüklere, eşitlik ilkesine ve farklı tercihlere saygının bir gereğidir.
Cumhuriyete kazanım Başörtülü genç kızların devlet tarafından çerçevesi belirlenen üniversite eğitimi alması, böylece çağdaş bilgilerle donanmaları cumhuriyetin kazanımı olacaktır. Modern eğitim sistemine dahil edilemeyen kesimlerin, radikal bazı fikirler karşısında bağışıklıkları zayıftır.
Yargıç din uzmanı mı Başbakan’ın başörtüsünün ulema tarafından tartışılacak bir konu olduğuna işaret eden açıklaması, hukukumuzda uygulanan bilirkişilik müessesine ilişkindir. Laik bir hukuk devletinde yargıçların bir dinin gerekleri konusunda uzman olmaları beklenemez.
Çocukların özgürlüğü 15 yaş altındaki çocukların Kur’an eğitimi alması gerektiğine dair sözler laikliğe aykırı olarak nitelendirilmektedir. Çocukların din eğitimi özgürlüğü, AİHS ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınmıştır.
Soruşturma açtık Partimiz, bazı milletvekillerinin başörtüsünün kamu görevlileri için de serbest olması gerektiği yönündeki görüşleri benimsemediğini kamuoyuna açıklamakla yetinmemiş, bu konuşmaları yapanlar hakkında disiplin soruşturması yapmış ve ceza vermiştir.
Şiddet hayal ürünü "Şiddet ihtimali" iddiası tamamen hayal ürünüdür. Delillerden hiçbirisinde en ufak bir şiddet içeren ifade yoktur. İddianame ibret vesikasıdır, akıl ve mantığın sınırlarını zorlamaktadır.
AKP demesi siyasi tavır göstergesidir
Savunmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı eleştiri yağmuruna tutuldu: Başsavcılığın, resmi kayıtlarında "AK Parti" olarak belirtilen ismi ısrarla "AKP" şeklinde kullanması siyasi bir tavrın göstergesidir. AKP’yi gizli gündemi olmakla ve takiyye yapmakla suçlamak çelişkilerin en büyüğüdür. AKP, laikliğe karşı odak olan değil, laikliği toplumsallaştıran bir harekettir. Bir partinin seçimlerden yüksek oy almasıyla "cüret" kelimesinin yan yana getirilmesi, "demokratik meşruiyet" kavramıyla çelişen bir yaklaşımdır.
Kendileri de ’AKP’ dedi
Savunma Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla mahkemeye sunuldu. Savunmada Başsavcı, partinin kısa adını "AKP" diye kullandığı için eleştirilirken, alıntılar dışındaki bir bölümünde de "AKP" kısaltması kullanıldı. Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı’nın "İnşallah bütün okullar imam hatip olacak" sözüyle ilgili savunma yapılırken "AKP’li Belediye Başkanı" denildi.
Tespitte hangi teknolojik ölçüm aletini kullandı
Başsavcı, "İktidar gücünden çekinen ve sessiz kalan büyük bir kitle"nin varlığını nasıl tespit edilebilmiştir? Tespitine hangi teknolojik ölçüm aletlerini kullanarak ulaştığı büyük bir merak konusudur. AİHM’in RP kararındaki şartların hiçbiri bu davada söz konusu değildir, olamaz da. Eylemlerin parti yetkili organlarınca benimsendiğine dair deliller sunulamamıştır. Deliller arasında tek bir kurul kararı dahi bulunmamaktadır. Odak olma şartları gerçekleşmemiştir.