|
Rusya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısı ile tam bir bayram havasında. Çiçekçiler en kârlı mevsimlerindeki satışlarından memnun. 8 Mart cumartesi gününe denk geldiği için kadınlar için pazartesi günü de resmen tatil. 2008'in aile yılı ilan edildiği ülkede kadın ve çocuklara bir başka değer verilmeye çalışılıyor. Moskova Türkiye Büyükelçiliğinde parlamentolar arası dostluk grubu başkanı Salih Kapusuz'un Türk işadamları ile yapacağı istişare toplantısına katılmak üzere yoğun Moskova trafiğine akşam saati çıkmak zorundayız. Yoldan çevirdiğimiz bir araba ile adım adım ilerlediğimiz trafikte şoför Yevgeni ile sohbete koyuluyoruz. Caddelerde kadınlar günü dolayısı ile asılmış reklam afişlerini seyrederken Yevgeni bize beklemediğimiz bir anda "Türkiye'de bundan sonra üniversitelerde kız öğrenciler başlarını mecburen örtecekler mi?" sorusunu yöneltiyor.
Bir kaç saniye kendimize gelemediğimiz soruyu tekrarlamasını istediğimizde aynı cümleyi kurduğunu görüyoruz. Yevgeni ekliyor, "Türkiye parlamentosunda bu konuda bir karar alınmadı mı?" Bizim 'hayır' cevabımız karşısında dikkat kesilen emekli banka şube müdürü Yevgeni "O zaman nedir parlamentoda görüşülen?" diyor. Biz de dilimiz döndüğünce Türkiye'de üniversitede okuyan kız öğrencilerin bugüne kadar başörtülü olarak üniversitelere girmelerinin yasak olduğunu, Anayasa değişikliği yapılarak bu yasağın kaldırıldığını anlatıyoruz. Yevgeni anlattıklarımızı dinledikten sonra kahkahalarla gülmeye başlıyor. Konuyu iyice anlamak için tekrar soruyor: "Nasıl yani, inancı gereği başını örtmüş bir bayan sadece üniversiteye girebilsin diye bir düzenleme mi yapıldı?". Bizim 'evet' cevabımız üzerine Yevgeni'nin ilgisi iyice artıyor ve "Peki o halde başörtü yasağı tamamen kaldırılmış oldu mu?" diye merakla soruyor.
Türkiye'nin iç gündemi ile ilgili hararetli tartışmamız devam ederken trafiğin ilerlememesi ve programa vaktinde yetişememe olasılığı bizi endişelendirmeye başlıyor. Yevgeni arabanın torpido gözünden çıkardığı gözlüğünü takarak haritadan alternatif yollar belirliyor. Trafik olmayan daha uzun yol güzergâhını, fiyatı iki katına çıkarsa da tercih etmek zorunda kalıyoruz. Ancak Yevgeni sorusunun cevabını bekler gibi yüzümüze bakıyor ve sorusunu tekrarlıyor. Biz de Türkiye'de hassas dengelerin varlığını, laik ve demokrat bir ülke olduğunu, bunun için de kamu kurumlarında ve orta öğretimde yasaların belirlediği çerçevede giyim kuşama izin verildiğini anlatıyoruz. Ama Yevgeni en çok da bundan sonra kahkahalarla gülmeye başlıyor. Diyor ki, "Ben bütün inançlara saygılıyım. Müslümanlara da, Hristiyanlara da ve diğer din mensuplarına da. Ancak insanların inançları gereği giyim kuşamlarına karışılması biz de Sovyet döneminde bile olmadı. Türkiye'de başörtüsü ile ilgili kopan tüm yaygara sadece isteyen kız öğrencilerin üniversiteye başörtülü girebilmesi içinse, ben buna sadece gülerim."
Biz de Yevgeni'nin anlamlı kahkahası ile şok yaşarken iki şey düşünüyoruz. Teknolojik gelişmelerle artık küçük bir köy haline gelen dünyada, Türkiye'de olup bitenler dünyanın her tarafında duyuluyor. Doğru imaj oluşumu açısından, doğru bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerekiyor. Bir diğer konuda yasaklar kültürü ile yetişmiş Yevgeni'nin Türkiye deki başörtüsü yasağına kahkahalarla gülmesi. Yevgeni'ye göre böyle bir insan hakkı ihlaline sadece gülünür.
(Cihan Haber Ajansı) 07.03.2008 15:23 [1252398]
|