Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Ufuk Uras, bağımsızlığı ve egemenliği vazgeçilmez değerler olarak nitelendirirken, demokrasisiz cumhuriyetin de laikliğin de var olamayacağını kaydetti.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ise Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde bütünleşmesini zaruret olarak değerlendirerek, çocuklara demokrasiyle taçlanmış bir devlet bırakmanın gerekli olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu, 88'inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplandı. Parlamentoda temsil edilen tüm siyasi partiler, toplantıda görüşlerini dile getirme fırsatı buldu.
TBMM Genel Kurulu'nda söz alan ÖDP Lideri Uras, demokrasisiz, cumhuriyet ve laikliğin olamayacağını ifade etti. 23 Nisan 1920 tarihinin Türkiye için büyük önem taşıdığına işaret eden Ufuk Uras, bağımsızlık ve egemenliğin vazgeçilmez, ortak değerlerden olduğunu kaydetti.
Uras, laiklik konusunda hala ortak normlarda buluşulamadığına dikkat çekerken, devlet işleri ile inanç uygulamaları arasında olması gereken mesafenin iktidardan iktidara değiştiğini dile getirdi. ÖDP Genel Başkanı, "Türkiye'nin gündemindeki sorunlardan birini çözebilmenin yolu karşılıklı anlayış birliğinden geçiyor'' dedi.
YAZICIOĞLU: "TÜRK MİLLETİ UYANIK OLMAK, BİRLİK BERABERLİK İÇERİSİNDE BÜTÜNLEŞMEK ZORUNDADIR"
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da Türk milletinin uyanık olmasının gerekli olduğuna işaret ederek, "Milletimiz, birlik, beraberlik içinde ve bütünleşmek zorundadır" şeklinde konuştu.
Milletin ilimde, fende, teknolojide ve ekonomide büyük hedefler koymasını isteyen BBP Lideri; güçlü olunması, dünya barışı ve ezilen halklar için misyon üstlenilmesini temenni etti.
Yazıcıoğlu, "Çocuklarımıza daha güçlü Türkiye, demokrasiyle taçlanmış ve borçsuz bir devlet bırakmak zorundayız. Milletimizin temel taşı olan ailede huzuru, saygıyı, insan onuruna yakışır şekilde yaşama imkanını sağlamalıyız'' dedi.
DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı ise egemenliği devletle birlikte var olan kurumsal bir güç olarak değerlendirdi. DSP'li Pazarcı, devletin içte siyasal ve toplumsal alanı düzenlemesinin, dışarıda da bağımsız hareket edebilmesini egemenlik yetkisini kılmakla olanaklı olduğunu söyledi.
Pazarcı, Türkiye Cumhuriyeti'nin daha gelişmiş, müreffeh, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak sonsuza dek sürmesinin, insana ve doğaya saygılı, iyi eğitilmiş ve bilinçli çocukların yetiştirilmeleriyle olanaklı olduğunu kaydetti.