Yükseköğretim Kurulu'nun (
YÖK) 9 üyesi, yayınladıkları bildiriyle Başkan
Yusuf Ziya Özcan tarafından rektörlere gönderilen yazının yok hükmünde olduğunu iddia etti.
9 YÖK üyesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelerde başörtüsü yasağına karşı çıkarılan Anayasal değişiklikleri uygulaması için rektörlere gönderdiği yazıya karşı bildiri yayınladı.
Erdoğan Teziç'e yakınlığıyla bilinen üyelerden Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Engin Ataç ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu'nun yanı sıra Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Fikret Şenses, Prof. Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul ile Bülent Serim'den oluşan üyeler, sınır ötesi operasyonların sürdüğü sırada Özcan'ın YÖK Genel Kurulu'na danışmadan beyanda bulunduğunu savundu.
Anayasal düzenlemelere atıfta bulunan üyeler, açıklamada, YÖK Başkanlığı'ndan rektörlere giden yazıya yer verdi. Muhalif 9 üye, yükseköğretim kurumlarında Türk Anayasa Mahkmesi'nin içtihatlarıyla oluşturulan hukuki durumun ortadan kaldırılmak istendiğini ileri sürdü.
"DÜZENLEMENİN MUTLAKA KANUNLA YAPILMASI HUKUKİ BİR MECBURİYET"
9 üye tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: "YÖK Başkanlığının yaptığı yorum ve değerlendirme öncelikle bu değişiklikle Anayasanın 42'nci maddesine eklenen 'Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğretim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla berlirlenir.' amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir.
Sözkonusu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi münhasıran kanun koyucuya tanınmıştır. Dolayısıyla bu düzenlemenin de mutlaka kanunla yapılması Anayasal bir mecburiyettir.
2596 sayılı 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun'un din adamları gibi bazı özel statüler için olduğu bunun Anayasanın 42'nci maddesinin öngördüğü yasama organınca çıkarılması gereken bir kanun olmadığı açıktır. Parlamento sözkonusu yasayı çıkarmadan ne YÖK'ün ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur."
YÖK üyeleri, Anayasanın 10'uncu ve 42'nci maddesinde yapılan düzenlemelerin mevcut hukuki durumu ortadan kaldırmadığını savunurken, ortada Anayasa Mahkemesi'nin içtihadı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin de konuyu sözleşmeye uygun bulduğuna işaret ettiler.
Aksi yorumların Anayasanın teklif dahi edilemeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşeceğini savunan muhalif üyeler, Anayasa değişikliklerinin ardından da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafette uyulması ve uygulanması gereken hukuki statünün mecut hukuki durum olduğunu iddia etti.
"AÇIKLAMA YETKİ SAPTIRMASI NİTELİĞİNDE OLUP, YOK HÜKMÜNDEDİR"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı yönündeki ibare Anayasanın 6'ncı maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle Anayasanın sözkonusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığı'ndan yapılan mevcut beyan, yetki saptırması niteliğinde olup, yok hükmündedir.
Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olmakla birlikte konusu suçu teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek de Anayasa'nın 137'nci maddesinin amir hükmü gereğidir."
Hukukçuları ikiye bölen Anayasal değişiklikleri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmasının ardından YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, rektörlere genelge göndermişti.
Özcan, üniversitelere ve kamuoyuna deklare ettiği yazısında başörtülü öğrencilerin mevcut durum itibariyle akademik ortamlarda yer alabileceğini duyurmuştu.