Ergenekon İddianamesi'nde, Kuvayı Milliye Derneği'nin illegal yapılanmasında yer alan örgüt üyelerinin bir taraftan Gazeteci Yazar
Fehmi Koru ve
Orhan Pamuk;
DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı
Osman Baydemir,
DTP Genel Başkanı
Ahmet Türk ve
DTP Milletvekili
Sebahat Tuncel gibi isimlere suikast hazırlıkları planladıkları yer alıyor. İddianamede, bu konuya ilişkin şüpheliler arasında oldukça açık telefon görüşmeleri bulunduğu vurgulanıyor. İddianamede, dernek, "Ergenekon Terör Örgütü'nün sivil toplum kuruluşlarındaki bir yapılanması olan Kuvayı Milliye Derneği" şeklinde nitelendiriliyor.
İddianamenin "Halkın Sosyal Sınıf, Irk, Din, Mezhep veya Bölge Bakımından Farklı Özelliklere Sahip Bir Kesimini, Diğer Bir Kesimi Aleyhine Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik, Halkın Bir Kısmını Diğer Bir Kısmına Karşı Silâhlandırarak Birbirini Öldürmeye Tahrik Eylemleri" başlılı bölümünde, Kuvayı Milliye Derneği ile ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyor.
İddianamede, derneğin yasadışı faaliyetleri ile ilgili şu ifadelere yer veriliyor;
Kuvayı Milliye Derneği'nin Mersin ilinde bir düğün salonunda düzenlenen üyelik kabul töreninde, Kuran-ı Kerim ve 3 tabanca üstüne el basan bir gruba Dernek Başkanı Emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ tarafından yemin ettirildiği, dernek Başkanı Mehmet Fikri Karadağ'In bir masa etrafına topladığı; üye adaylarına "Türk anadan ve Türk babadan doğmuş soyunda dönme olamayan Türkoğlu Türk'üm ben. Bu uğurda ölmek var öldürmek var" cümleleriyle başlayan bir yemin ettirdiği tespit edilmiştir.
Yemin töreninden sonra kendisine soru soran gazetecilere 13 bin 500 kişilik bir hainler listesi hazırladıklarını; bunu kamuoyuna açıklayacaklarım söylediği, "Listede kimler var." diye sorduklarında ise, "Senin annen de baban da olabilir." diye cevap anlaşılmıştır.
Örgüt üyesi Murat Çağlar daha önceki tarihlerde yakalandığında Kuvayı Milliye Derneği'nde kaldığı süre içerisinde dernek yöneticilerinin kendilerine, vatanın elden gittiğini; bir an evvel halkın ayaklandırılması gerektiğini; ayrıca Kuvayı Milliye Derneği'nin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu; mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu; vatan hainlerinin olduğunu anlattıklarını beyan etmiştir.
Mehmet Fikri Karadağ'ın şiddet kokan yemin merasimini özellikle son yıllarda doğu bölgesinden aldığı göçle Kürt kökenli vatandaşların nüfusunda ciddi artışların yaşandığı Mersin gibi bir şehirde yaptırmış olması da dikkat çekicidir.
Karadağ'ın halkı kin ve düşmanlığa tahrik yönündeki anlatımları ve propagandaları öylesine etkili olmuş olacak ki, Kayseri ilinde yaşayan bir vatandaşın bulunduklan bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarla yaşadığı sorunu, resmi mercilere bildirmek yerine İstanbul'da bulunan Fikri Karadağ'a bildirerek yardımını istediği görülmektedir.
Öte yandan, birçok telefon konuşmasında da Kürt vatandaşlan hedef göstererek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek yaklaşımlarda bulunduğu görülmektedir.
Ergenekon Terör Örgütü'nün sivil toplum kuruluşlarındaki bir yapılanması olan Kuvayı Milliye Derneği'nin illegal yapılanmasında yer alan örgüt üyelerinin bir taraftan Gazeteci Yazar Fehmi Koru ve Orhan Pamuk gibi isimlere suikast yapmak için hazırlıklar yaptıklan görülürken, diğer taraftan da DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve DTP Milletvekili Sebahat Tuncel gibi isimlere suikast hazırlıklan planladıklan da görülmektedir.
Bu konuya ilişkin şüpheliler arasında oldukça açık telefon görüşmeleri mevcuttur.
Şüphelilerin görüşmelerinde haklarında suikast planları yapılanlann etnik, siyasi, yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslararası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşlan olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişiler olduğu, maddi menfaat karşılığı bu eylemlerin havale edileceği yukanda yazılı kişilerden ayrı, neredeyse gönüllü olarak bu eylemleri gerçekleştirebilecek pek çok kişinin bulunduğu, kamuoyundaki bu algılama nedeni ile olası bir suikastin Ergenekon Terör Örgütü'nce takdim edileceği görünürdeki sebeplerinin kamuoyunca doğru olarak algılanmasına yol açacağı gibi, eylemlerin asıl amacına uygun şekilde halkın bir kısmının tepkisini sağlayacak, hatta Muhammet Yüce'nin ifadesinde "gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanına uygun bir tehlike oluşturacak nitelikte olduklan anlaşılmaktadır.