İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi meydana getirmesi sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artması olarak tanımlanan küresel ısınma, son yıllarda kendisini iyice hissettirmeye başladı.
İnsanların ısınmaya ne derece etki ettiği ve ısınmanın zincirleme etkilerinin neler olacağı henüz bilinmiyor. Ancak 1860 yılından beri tutulan iklimsel değişiklik kayıtları, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor. Bu da küresel ısınmanın yakın gelecekte etkilerinin ne derece olacağı konusunda ipuçları veriyor. Bilim adamları ise son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkileri olduğu görüşünde.
Ortaya atılan felaket senaryolarına karşılık ciddi bir önlem alınmazken, iklimler ve ekonoljik denge de giderek değişiyor.
Küresel ısınmanın etkileri, karasal iklimde kuraklıkla doruğa çıkarken, okyanus derinliklerinde, ekvatorda ve kutuplarda da hissedilir sonuçlar doğuruyor. Kutuplardaki buzullar giderek erirken, deniz suyu seviyesi yükselmekte, kıyı kesimlerde toprak kayıpları fazlalaşmakta. Bazı bölgelerde kasırgalar, seller ve taşkınların sıklığı artarken bazı bölgelerde ise uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili olmakta. Küresel ısınma nedeniyle kış sıcaklıkları yükselmekte, ilk bahar erken gelmekte, sonbahar gecikmekte, denizlerdeki popülasyon ise değişmekte.
Bugüne kadar küresel ısınma üzerine ortaya atılan senaryolarda hep iklim ve ekolojik sistemin uğrayacağı tahribat ele alındı. Konunun sosyo ekonomik ve politik yönü hiç gündeme gelmedi. Buradan hareketle geniş çaplı araştırma yapan Samsun Tarım İl Müdürlüğü Strateji Geliştirme Birimi, küresel ısınmanın sosyo-ekonomik ve politik etkilerini ortaya koydu.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Tema Vakfı, TZOB, TÜBİTAK, DİE'nin verilerinden, yerli ve yabancı birçok üniversite ile bilim adamlarının araştırmalarından yararlanan 2 ziraat mühendisi, 1 yıl süren çalışması neticesinde Küresel Isınma ve İklim Değişikliği raporu hazırladı.
Raporda ısınmanın ülkelerde sosyal, kişilerde ise psikolojik sorunlara yol açacağı belirtiliyor. Raporu kitapçık haline getirerek yayınlayan birim mühendisleri, su kaynaklarının azalması neticesinde dünya genelinde enerji sorunu yaşanabileceğini ileri sürüyor.
Konuyla ilgili CİHAN'a konuşan Strateji Geliştirme Birimi Sorumlusu Burhan Hekimoğlu, su sorununa bağlı olarak tarım ve orman ürünlerinde önemli miktarda azalma görülebileceğini söylüyor.
Hekimoğlu, ''Turizm ve rekreasyon alanlarının sorunlu bölgeler haline gelmesi, birçok sektörün kapanması sonucunu doğuracak. Bu durum ise ulusal ölçekte ekonomik kayıplara ve istihdam sorununa neden olabilir. Oluşabilecek ekonomik kriz sonucu, kendini çaresiz ve korumasız hissedecek bireylerde psikolojik sorunlar yaşanabilir. Sosyal yansımaların neticesinde de asayiş ve kaos sorunu ortaya çıkabilir. Az gelişmiş ülkeler ise küresel ısınmanın olumsuz şartlarına karşı ülkelerini korumada politika belirleme yetersizlikleri nedeniyle krize düşebilir.'' diyor.
Küresel Isınma ve İklim Değişikliği raporunu hazırlayanlardan Mustafa Altındeğer ise iklim değişikliğinin Türkiye'de neden olabileceği çevresel ve sosyo ekonomik sorunlara değindi. Türkiye'nin mevcut su kaynakları sorununa yeni sorunlar eklenebileceğini vurgulayan Altındeğer, ''Küresel iklimde görülebilecek değişiklik, Türkiye'nin değişik bolgelerini farklı biçimde etkileyecektir. Özellikle çölleşme tehdidi altındaki yarı kurak ve yarı nemli özelliğe sahip İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarım, ormancılık ve su kaynakları açısından olumsuz sonuçlar görülecek. Karasal ekosistemler ve tarımsal üretim sistemleri, zararlılardaki ve hastalıklardaki artıştan zarar görebilecektir. Ormanlarda toplu ağaç kurumalarının, zararlı böcek salgınlarının ve yangınlarının arttığı bilinmekte. Bu da kuraklık olaylarını hızlandıracaktır." ifadelerini kullandı.