Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Meltem Akdoğan, insan bedeninin yüzde 60-70'ini oluşturan suyun bu günün ve yakın geleceğin en büyük sorunlarından birini oluşturduğunu söyledi.
22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle şube binasında düzenlenen basın toplatısında konuşan Akdoğan, dünyada kişi başına düşen su tüketimi ortalamasının 7 bin 600 metreküp/yıl olduğunu kaydetti.
Akdoğan, uzmanlara göre kişi başına bin 700 metreküp/yıldan az tüketimin yetersiz sayıldığını bildirdi. Kişi başına su tüketiminin her yıl 20 yılda bir ikiye katlandığını anlatan Akdoğan, buna karşın evlerde ve belediyelerde tüketilen suyun, toplamın yalnızca yüzde 10'unu oluşturduğunu ifade etti.
Endüstrinin toplam tatlı su tüketiminin yüzde 20-25'ini aldığını, asıl tüketimin yapıldığı tarımda bu rakamın yüzde 70'I bulduğunu açıklayan Akdoğan, "Oysa, dünyadaki suyun yüzde 97,5'i tuzlu su ve okyanuslarda. Kalan yüzde 2,5'un da yalnızca yüzde 0,5'i kullanılabilir, ulaşılabilir durumdadır. Bugünkü dünya nüfusunun 1/5'i, 1,2 milyar kişi suyun yetersiz olduğu yerlerde yaşamaktadır. 500 milyon kişi de bu durumun eşiğindedir. 1,6 milyar kişi ise ekonomik nedenlerle suya ulaşamamaktadır." dedi.
Kirli suların içilmesinden ötürü dünyada her yıl çoğu çocuk 5 milyon insanın öldüğünü hatırlatan Meltem Akdoğan, su kullanımında ülkeler arasında eşitsizliğin yaşandığına işaret etti.
Türkiye'de kişi başına düşen su tüketiminin bin 430 metre küp yıl olduğuna dikkat çeken Akdoğan, bu rakamın yetersizliğini hatırlattı.
Akdoğan, 2030'da ülke nüfusunun 100 milyona çıkması halinde kişi başına düşen ortalama su tüketimi miktarının bin 100 metreküpe gerileyeceğini dile getirdi.
Türkiye'de suyun yüzde 72'sinin tarımda yüzde 18'nin evsel ve yüzde 10'nun endüstriyel alanda değerlendirildiğini kaydeden Akdoğan, şunları söyledi: "Tarımsal sulamanın yüzde 88'i salma sulama. Kentlerdeki kayıp kaçak oranı yüzde 40'lara ulaşmaktadır. Belediyelerin yalnızca yüzde 8'inde arıtma tesisi vardır. OSB'lerde atık suyun yüzde 25'i arıtılmadan çevreye salınmakta, 1 lt atık kirli su, 8 lt tatlı suyu kirletmektedir. Ülkede 50 yılda sulak alanların yarısı yok olmuştur. 50 yıl önce yaklaşık 2,5 milyon hektar sulak alana sahip olan Türkiye'nin 1 milyon 300 bin hektarlık sulak alanını kaybettiği bilinmektedir. 200 bine yakın kaçak kuyu açılarak sulama yapılan İç Anadolu'da, Eşmekaya ve Ereğli sazlıkları kurumuş, Akşehir Gölü neredeyse çöl olmuştur. Beyşehir, Meke ve Tuz Gölü ile Sultan Sazlığı da kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Akşehir'de 15 yıl önce 350 bin kilometrenin üzerinde sulak alana sahip olan göl, bugün tam bir çölü andırmaktadır. Geleceği düşünmeden açılan çok sayıda kaçak su kuyularıyla yeraltı sularının gölleri ve diğer sulak alanları beslemediği, dolayısı ile bu alanların kuruduğu görülmektedir."
Geçen yaz büyük kentlerde su sıkıntısı yaşandığını aktaran Akdoğan, kuraklık ve küresel ısınma gerekçe gösterilerek, mazeret arandığını, kimi belediye başkanların ise çözüm yerine insanları akrabalarının yanına göndermeyi önerdiğini vurguladı.
Türkiye'de yalnızca su sorunları değil, yönetim sıkıntılarının bulunduğunu söyleyen Akdoğan, bütün yeraltı aktiflerinde önemli bir tükenme sürece yaşandığını ifade etti.
Adana ve çevresi su bakımından zengin bir havzaya sahip olduğunu belirten Akdoğan, şu bilgileri verdi: "Seyhan, Ceyhan ve Berdan havzaları tarafından beslenen Çukurova önemli su potansiyeli olan bir bölgedir. Adana ve çevresi 500 milyon metreküp/yıllık bir yeraltısuyu potansiyeline sahiptir. Ancak gerek akarsularımız ve gerekse yeraltı sularımız büyük tehlike altında olup, kullanılamama riski ile karşı karşıyadır. Yeraltı sularımız sanayi atıkları, tarımsal gübre ve ilaçlamalarla kirletilmekte, kıyı alanlarında aşırı çekimlerle tuzlanmaktadır. Adana içme suyunu Çatalan Barajı gölünden sağlamaktadır. Ancak henüz yasalarda öngörülen koruma alanları oluşturulmamış ve kirletici unsurlar için bir önlem alınmamıştır. Bir an önce koruma alanları belirlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Çatalan içmesuyu projesinin devreye girmesinden sonra kapatılan su kuyularından dolayı yeraltısuyu seviyesinde yükselmeler olmuştur.Ancak bu yükselmenin miktarı ve mevsimsel değişimi konusunda henüz herhangi bir çalışma yapılmamıştır.Bu da derin kazılarda, örneğin metro kazısı gibi mühendislik projelerinde sorunlara neden olmaktadır.Ayrıca Sofulu çöp alanıda yeraltısuyunu kirleten önemli bir kirleticidir."
Toplantıda Oda Başkanı Sedat Türkmen ve diğer üyeler de hazır bulundu.