İşin Ehli Anlatıyor!

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yaptığı İşin Adı "Eğlence Danışmanlığı". Türkiye'de Bu İşi Onun Gibi Yapanların Sayısı Çok Az.

YAPTIĞI İŞİN ADI "EĞLENCE DANIŞMANLIĞI". TÜRKİYE'DE BU İŞİ ONUN GİBİ YAPANLARIN SAYISI ÇOK AZ.

Ricky Martin, Paris Hilton, Shakira gibi isimleri Türkiye'ye getiren Engin Akıncı, bu işin sırrını, "yıldızların" ne gibi anlaşmalarla ve hangi şartlarda geldiğini ve elbette başından geçen ilginç olayları anlattı

İstemesem de kulağıma çarpıyor metroda: "Madonna kaç milyon dolar verirsem evin salonunda şarkı söyler acaba?" İşte soru dediğin böyle olur. İçinde Madonna var, dolar var ve evin salonu var. Sonrasında kurulan cümle daha bir özgüvenle sarf ediliyor elbette: "Parasıyla değil mi, bastırır getiririm". Ancak işler şov dünyasında bu şekilde yürümüyor. İstediğiniz kadar para verin, bazı isimleri değil getirmek, yanına bile yaklaşamıyorsunuz. Bir de şu acayip fikre sahibiz; bütün yıldızların fiyatı bellidir. Şimdi bu işlerin böyle olmadığını nereden biliyorum? Hem tahmin, hem de birçok dünya yıldızını Türkiye'ye getiren Engin Akıncı ile yaptığım sohbet sayesinde.

Aslında işin gelişimi şöyle oluyormuş; markalar, holdingler ve kurumlar birtakım önemli aktiviteler ya da lansmanlar düzenlemek ve yurt dışından yabancı sanatçı, şov ya da gösteri topluluğu istiyorlar. Bu gibi durumlarda işe Zoom Kurumsal'ın ortaklarından Engin Akıncı dahil oluyor. İlk sorumu metrodaki vatandaş için soruyorum: "Bu yıldızların nedir ücretleri?" Yapılacak işe göre değiştiğini, standart bir tarife bulunmadığını belirtiyor: "Mesela Paris Hilton'da bambaşka şeyler istenmişti ama kendi duruşuna göre bu istekleri kabul etmedi. Juri üyeliğini kabul etti. O organizasyon yarım milyon dolar tuttu yaklaşık olarak. Yapacağı her şey planlıydı aslında. Anlaşmalarla belirlenmiştir her şey. Yani sürpriz gelişmeleri sevmiyorlar.

Bir de şu istek meselesi var. Gelen yıldızların özel istekleri. Her organizasyonda gazetelerde "Altın küveti hazır" ya da "Beş yüz şişe şampanyanın kuliste hazır bekletilmesini istedi" benzeri haberler çıkar. "Başka bir dünyaları var onların" diyor Akıncı ve devam ediyor: "Tabii çıkan haberlerin çoğu abartı. Ancak yaşadıkları standartların aynısını burada da istiyorlar. Bir de anlaşmalı oldukları markalar var. O içeceklerden başka bir şey içmiyorlar ya da sadece o marka arabalara biniyorlar. "

Yapacakları her şeyin önceden planlı olduğunu öğreniyorum. Bu durum zaten kafadan sinir bozucu. Yani Türkiye'ye gelen yıldızların her yaptığı hareket, içtiği, yediği ve gezdiği yer bizim için sürpriz, onlar için organizasyonun bir parçası. Ricky Martin hadisesi geliyor aklıma. Hülya Avşar'dan yediği pandik de mi planlı bir hareketti diye soruyorum Akıncı'ya; "Hayır" diyor ve ekliyor: "Pandik atmak gibi bir şey olmadı. Hülya Avşar dokunmadı bile Ricky Martin'e. Kameralara öyle yansıdı."

Peki en zor kimleri getirmek? "Oscar'lı bir sanatçıyı getirmek çok zor mesela" diyor Akıncı; "Popülerite çok önemli. Para da işi çoğu zaman çözmeyebiliyor. Örneğin Rusya'daki bir organizasyon için Madonna 7.5 milyon dolar vermelerine rağmen gitmemişti. Fiyatlar da sanıldığı kadar uçuk değil aslında. Nasıl bir organizasyon, neler olacağı ve süresine göre değişebiliyor. Yarım milyon dolar da olabilir bu meblağ, 3-4 milyon dolar da...

"

Ricky Martin, Gloria Estafan, Shakira, Anastasia, Paris Hilton ve birçok isim daha getirmiş olan Engin Akıncı'dan sıradaki gelecek yıldızların isimlerini de öğreniyorum: Adriana Lima, Anna Kornikova var. Martin Scorsese ve Drew Barrymore.

Bir şekilde yıldız ihracatı yapıyoruz. Peki kendi yıldızlarımızı ithal etmek istesek, var mı acaba böyle bir talep diye merak ediyorum. "Hiç ihtiyaçları olmayan bir şey" diyor ve ekliyor: "Kimsenin Türkiye'den çıkacak bir yeteneğe ihtiyacı yok. Herkesin karnı tok." Ayrıca yurt dışındakiler ne kadar büyükse o kadar daha mütevazı oluyor. Bu mütevazı olma işini kıvıramadığımız bir gerçek. Elbette daha birçok şey daha anlatıyor Akıncı gelen yıldızlarla ilgili. Hem mütevazılikleri, hem de gece otelden kaçıp gezmeleriyle ilgili.

Gülüyorum bir yandan da bazı hikâyelerine. Mesela gözümün önüne geliyor; gece otelden tedbil-i kıyafet çıkıp da o kadar aracın arasından LPG'li Murat 124 taksiye denk gelen Ricky Martin'in hali. Yadırgamayarak binmesi elbette güzel hareket. Darısı bizim yıldızlarımızın başına...

Vatan

Kaynak: Gecce