IRMAK ÜNAL, KADINLAR KONUSUNDA ERKEKLERİN KAFASININ KARIŞIK OLDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ.
'Çapraz Aşklar' adlı oyunla ilk kez tiyatro sahnesine çıkmaya hazırlanan Irmak Ünal, kadınlar konusunda erkeklerin kafasının karışık olduğunu ileri sürdü.
Erkeksiz eğitimsiz, kariyer sahibi olmayan kadınlarla yapamıyorlar. Bakıyorlar, dışarıda canavar gibi hatunlar var; eve gelip pısırık bir kadın görünce dışarıdaki kadını merak ediyorlar. Kariyer sahibi kadından hoşlansalar da, kontrolü zor olduğu için ondan da çekiniyorlar.
Irmak Ünal, 'Çapraz Aşklar' adlı oyunla ilk kez tiyatro sahnesine çıkacak. Ünal, Amerika'dan döndüğünden beri yaptığı birçok açıklamanın yanlış anlaşıldığına inanıyor: 'Hayatımı hep gözler önünde yaşadım. Bu yüzden çok hayal kırıklığına uğradım.'
Türkiye'de ilk kez tiyatro sahnesine çıkacaksınız. Neler hissediyorsunuz?
- İnanılmaz heyecanlıyım. 'Çapraz Aşklar' dört kişilik bir oyun... İlk ve ikinci perdede hepimiz zıt karakterleri canlandırıyoruz. Yani oyunumuzda 4 oyuncu ama 8 karakter var. Oyun değişik sosyal tabakalardan, geçmişleri farklı kültürlerin birbirleriyle buluşmasını ortaya koyuyor. Kısacası günümüz ilişkileri... İlk perde de bir reklamcı olarak seyircinin karşısına çıkacağım. İkinci bölümde ise tam tersi Tarlabaşı'nda büyümüş bir assolist olarak...
'Günümüz ilişkilerini yansıtıyor' dediniz? Örnek verebilir misiniz?
- Ben özellikle birinci perdedeki başarılı bir reklamcı olan Mine karakteriyle yurtdışından İstanbul'a geldiğim günden itibaren çok tanıştım. Ben onlara 'Seks and The City' ile Küçük Amerika arasında sıkışmış kadınlar diyorum. Türkiye'de 'Seks and The City'yi yaşamaya çalışıyorlar. Kafası karışık, kariyer sahibi bir sürü kadın var. Çok başarılılar ama özel hayatlarında bir türlü dikiş tutturamıyorlar. Dengeler bozulmaya başladı.
Sebebi kadınların başarısı mı?
- Aslında evet... Kadınlar artık çok kuvvetlendi. Bu da karmaşa getiriyor. Kadın-erkek ilişkisinde artık pek de, 'Peki, kocacım' kelimesi duyulmuyor.
Erkekler hayatlarında her zaman, 'Peki' diyen kadın mı isterler?
- Erkekler eğitimsiz, kariyer sahibi olmayan kadınlarla da yapamıyorlar. O zaman bakıyorlar dışarıda canavar gibi hatunlar var. Eve geldiğinde ise pısırık bir kadın görürse o zaman da dışarıdaki kadını merak ediyor. Kariyer sahibi kadından hoşlansalar da kontrolü zor olduğu için çekiniyorlar. Amerika bu düzeni oturttu. Orada her şey çok düzenliydi.
Türkiye'ye döndüğünüz zaman bocaladınız o zaman...
- Hálá da bazı şeyleri anlamakta güçlük çekiyorum. İnsanlarında beni anlamakta güçlük çektiği zamanlar oluyordur. Ben 6 buçuk senemi geçirdim Amerika'da... 20 yaşımdan 26 yaşıma kadar Amerika'da yaşadım. Kadının kişiliği bu zaman diliminde oturur. Genç kızlıktan, kadınlığa geçiş dönemi... Başka bir kültürün içinde, başka bir kültüre ait olmaya çalışarak geçirdim o dönemi. Buraya geldikten sonra tabii ki bocaladım.
Peki, şu anda...
- Şimdi daha iyiyim. Daha iyi anlayabiliyorum her şeyi... Artık insanların benim hakkında ne düşündüğüyle ilgilenmiyorum. Eskiden 'Aman kötü düşünmesinler' diye kendimi yıpratıyordum. Artık çok netim. Anlamayan da anlamasın diyebilecek bir olgunluğa eriştim. Kişilik olarak da çok güçlendim.
'Yeter' dediğiniz anlar olmuyor mu?
- Oluyor tabii ki... Zaafını verdiğin anda insanlara seni oradan vuruyorlar. İnsanlar belki benim sıkıcı bir hayatım olduğunu düşünebilirler. Ama ben hayatımın her anında savaşıyorum. Her insanın vurulmaya açık bir noktası vardır. En güçlü görünenlerin bile yara alacağı yerleri vardır.
DİNGİN BİR ANNE OLMAK İSTERİM
İki üniversite bitirip, sinema eğitimi aldığınızı biliyoruz. Peki, tiyatroyla yolunuz nasıl kesişti...
- Tiyatro aslında benim için ikinci plandaydı. Aldığım eğitim yüzünden de sinema her zaman öncelikliydi. Sinemaya ulaşmak için de televizyon projelerinde rol almayı daha cazip buluyordum. Ama öyle bir dönem geldi ki, iyi bir proje gelene kadar tekliflere sıcak bakmama kararı aldım. O noktada da 'Sadri Alışık Tiyatrosu'ndan Kandemir Konduk'un oyunu olan 'Çapraz Aşklar'dan teklif geldi. Bu teklifi düşünmem bile hata olurdu diye düşündüm.
Uzun zamandır süren bir birlikteliğiniz var...
- İyi bir beraberliğim var. Allah bizim ilişkimize uzun ömür versin... Ben çok rahat konuşan, duygularını çok rahat paylaşan bir insanım. Ama bu şekilde davrandığım zaman çok zarar gördüm. O kadar açık olmanın bana pek faydası olmadı hatta zararı oldu. Ben hayatımı gözler önünde yaşadım. Çok fazla da hayal kırıklığına uğradım. Bence bir çoğu hata değildi, sadece dürüstçe paylaşımımdı.
Peki, güzel bir haber olursa da paylaşmayacak mısınız? Evlilik mesela...
- Evlenip boşanmış biri olmuş olmama rağmen evliliğin güzel bir kurum olduğunu düşünüyorum. Çok zor da olsa yürüme ihtimali olduğunu ve çocuk dünyaya getirmek için iki insana gerekli bir kurum olduğunu düşünüyorum. Ama takıntı halinde bunu düşünen biri değilim. Kariyerim şu anda çok ön planda...
Şu anda sadece çocuk için mi evliliği düşünürsünüz?
- Çocuk sahibi olmayı istiyorum ama bu çok ciddi bir iş. Ben anne ve babası 1.5 yaşında ayrılmış biriyim. Çocuğumu tek başıma büyütürüm cengaverliği yapamam. Kariyerim için hedeflediğim her şeye ulaşmadan çocuk sahibi olursam, çocuğuma haksızlık edeceğimi düşünüyorum. Çünkü ona verebileceklerimin en iyisini veremeyeceğim. Çok kolay setlerde sırtında çocuk dolaştırmak. Ama ben biraz daha dingin ve keyifli bir anne olmak istiyorum.
Önyargılı insanlara tahammül edemiyorum
Neye tahammül edemezsiniz?
- İnsanların birbirinden sebepsiz yere nefret edip, kin duyması, başarısını kıskanması... Tanımadıkları insanlar hakkında atıp tutmaktan hoşlanmaları çok yıpratıcı, can acıtan... Bu en tahammül edemediğin şeylerden bir tanesi...
Dışarıdan bakıldığı zaman çok sert bir yapınız varmış gibi görünüyor. İnsanlar size yaklaşmaktan çekiniyor mu?
- Aslında söylemek istediğim tam anlamıyla bu... Çekinmek bir yana 'Aa, bu kadın çok kötü bakıyor. Burnu kalmış, indirmek lazım' der gibi yaklaşıyorlar. Bu bir önyargıdan başka şey değil.
HÜRRİYET