İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz Basınında Bugün, "Avrupa Birliği İrlanda'yı İkna Arayışında, Tehdit mi Rüşvet mi Etkili Olacak?", "4 Petrol Devi 40 Yıl Önce Kovuldukları Irak'a İhalesiz Sözleşmelerle Geri Dönüyor", "Çin'in Sürpriz Enerji Fiyatlarında Artış Kararı" Başlıkları Öne Çıktı.

İngiliz basınında bugün, "Avrupa Birliği İrlanda'yı ikna arayışında, Tehdit mi rüşvet mi etkili olacak?", "4 petrol devi 40 yıl önce kovuldukları Irak'a ihalesiz sözleşmelerle geri dönüyor", "Çin'in sürpriz enerji fiyatlarında artış kararı" başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre, İngiltere gazeteleri bu sabah, Avrupa Birliği (AB) liderlerinin dün Brüksel'de başlayan zirvesini öne çıkarıyor.

Guardian gazetesi, Avrupa anayasasının yerini almak üzere hazırlanan reform anlaşmasına "hayır" diyen İrlanda'nın yeniden referanduma gitme baskısı altında olduğunu aktarıyor.

AB'nin 10 gün sonra dönem başkanlığını devralacak olan Fransa lideri Nikolas Sarkozy, İrlanda dışındaki, anlaşmayı onaylamamış olan üyelerin hızla süreci tamamlamalarını istedi.

Dış politika danışmanına göre de, İrlanda yeniden referanduma gitmeli.

Guardian, AB'nin bazı liderlerinin de paylaştığı bildirilen bu yaklaşımı sorgulamış başyazısında.

"İrlanda halkı, güçlü ve açık bir mesaj verdi. Eğer yeniden referanduma gider ve yeniden hayır oyu verirlerse ne olacak? İkinci hayır kararı, İrlanda'nın üyeliğinin sorgulanmasına neden olacak ve bir anlaşmayla başlayan kriz, katlanarak daha da büyüyecek.

Üyelerin, İrlanda'ya -anlaşmayı değiştirmeden- bazı ödünler sunması gerekecek. Bunlardan biri de, komisyon üyesi sayısını 27'den 18'e düşürmemek olmalı. Küçük üyeler bu öneriden hoşnut değil.'' Times gazetesi yazarı Bronwen Maddox ise, AB'nin "İrlanda sorunu"nu zamana bırakıp, "baskı yapıyor ya da rüşvet veriyor" görüntüsünden kaçındığına dikkat çekiyor, "ama olacak olan da bu" diyor.

"Teşvikler muhtemelen nakit para biçiminde olmayacak. Bu zaten gerekli de değil, ama sonunda seçmenlerin özellikle birliğin yeni komisyon yapısı içinde yönetilmesine ilişkin fikirlerini değiştirmelerine yetebilecek.

'Hayır' kararında büyük ölçüde, İrlanda'nın askeri bağlantısızlığı, kürtaj yasağı, işçi hakları, düşük vergiler ve komisyonda İrlandalı bir üyenin olmasına yönelik tehdit endişesinden kaynaklandı. İrlanda'ya bazı istisnalar sunulabilir mi? Bir noktaya kadar evet. Muhtemelen de, böyle bir girişimde bulunulacak." Times yazarına göre, işte bu noktada bir başka sorun ortaya çıkacak.

"Ama İrlanda'nın istemediği hiçbir şeyi yapmayacağına ilişkin bir ifade, daha önce diğer üyelerin büyük çoğunluğunun onayladıklarından farklı bir anlaşma demektir ki, bu ayrıca diğer üyeler için de benzer taleplerle öne çıkmaları için emsal oluşturacaktır. Yeni bir anlaşmayı yeniden yazmaya başlama sürecine girişmeleri ise tahayyül bile edilemez." Independent gazetesi, Irak'ın işgalinin ardındaki nedenin petrol olduğu kuşkularının arttıracak bir gelişmeyi duyuruyor okurlarına.

Patrick Cockburn imzalı habere göre, "Dünya enerji sektörünün dört dev şirketi Shell, BP, Exxon Mobil ve Total, 40 yıl önce enerjinin devletleştirilmesiyle terkettikleri Irak'a geri dönüyor.

İhalesiz imzalanacak anlaşmalar iki yılı kapsayacak ve ülkenin en büyük petrol sahalarında onarım ve teknik desteği içerecek.

Ancak, Independent yazarı, bu dört enerji devinin Irak'a dönüşünün ülkenin işgalinin ardında petrol sahalarını kontrol etme amacının yattığı yönünde Orta Doğu'da varolan kuşkuyu pekiştireceğinin altını çiziyor.

Dört dev şirket Irak'ta 1920'lerle 1972 arasında faaliyette bulunmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Türkpetrol olarak adlandırılan enerji şirketi daha sonra Irak Petrol Şirketi'ne dönüşmüş, 1928'de de, dört devin eşit hisselere, Ermeni bir işadamının da yüzde beş hisseye sahip olduğu bir şirket halini almıştı.

1931 yılında, imzalanan bir anlaşmayla da Musul petrollerinin kontrolünün tamamı bu şirkete verildi, Irak hükümeti ise, yalnızca belli bir miktar imtiyaz ücreti alıyordu.

Baasçıların işbaşına gelmesi ardından Saddam Hüseyin'in enerjiyi devletleştirilmesiyle bu dört dev şirket, 1972 yılında ülkeyi terketmek zorunda kaldı.

Şimdi, bu şirketler imzalanan sözleşmelerle işleri karşılığında ya nakit para ya da petrol alacaklar." Ancak Independent yazarı Cockburn, bu şirketlerin uzun vadede ise, enerji yasasının yürürlüğe girmesi ardından açılacak ihalelerde iyi bir konumda olacaklarına dikkat çekiyor.

Financial Times' ın birinci sayfasındaki bir haber ise, Çin'in sürpriz bir adım atarak enerji fiyatlarında artışa gittiğine dikkat çekiyor.

Pekin yönetimi, ekonomi politikasında büyük bir değişime giderek, halihazırda zaten yüksek olan enflasyonu daha da arttıracak bir adım attı.

Enerji fiyatlarındaki artışla, petrol ürünleri yüzde 18, elektrik de yüzde 5 yükseldi. Bu adımın uluslararası piyasalardaki etkisi ise Suudi Arabistan'ın haftasonu üretim artışa gideceği beklentisi nedeniyle zaten baskı altında olan petrol fiyatlarında, varil başına yaşanan 4 dolarlık düşüş oldu.

Petrol fiyatlarındaki artışı iç piyasaya yansıtmama stratejisi, ülkenin devlete ait iki rafineride büyük zararların ortaya çıkmasına, bazı küçük rafinerilerin de üretimi durdurması nedeniyle bazı petrol istasyonlarında stok sıkıntısına neden olmuştu.

Financial Times'a göre, uzmanlar, perakende fiyatlarının yükselmesinin beklentilerin tam tersine, talebi azaltmak yerine, en azından kısa dönemde arttırabileceği uyarısında bulunuyor.

Yüksek fiyatlar, rafinerilerin daha fazla petrol ithalatına ve halihazırdaki benzin ve mazot sıkıntısını azaltmak için satışlarını arttırmaya yönelmesine neden olacak.

(BBC-SG-SG-D)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı