İngiliz Basınında Bugün
İngiliz Basınında Bugün, "Avrupa Birliği'nin (AB) İrlanda'ya Yönelik Baskısına İngiliz Basının Sert Eleştirileri", "Suudi Arabistan'da Kral Abdullah Sonrası İktidar Mücadelesi Kaygısı" ve "İngiliz Üniversiteleri, Yabancı Öğrencilere Ayrıcalık İddiası" Başlıkları Öne Çıktı.
İngiliz basınında bugün, "Avrupa Birliği'nin (AB) İrlanda'ya yönelik baskısına İngiliz basının sert eleştirileri", "Suudi Arabistan'da Kral Abdullah sonrası iktidar mücadelesi kaygısı" ve "İngiliz üniversiteleri, yabancı öğrencilere ayrıcalık iddiası" başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre, İngiltere gazeteleri bu sabah AB'nin, İrlanda referandumunda reform anlaşmasının reddedilmesinin ardından bu hafta boyunca yeni strateji arayışında olacağını yazdı.
Dün dışişleri bakanları biraraya gelerek, 2 gün sonra yapılacak liderler zirvesi öncesi, birliğin seçeneklerini masaya yatırdı.
Financial Times'a göre AB, anlaşmayı kurtarabilmek için İrlandalı seçmenlerin 'kaygılarını gidermeye çalışacak." "Plan daha tartışılma aşamasında ancak Avrupa Birliği, İrlanda'ya özellikle egemenlik, askeri konular, vergilendirme ve aile hukuku konusunda garantiler verecek. Ama bu garantilerin anlaşma belgesinde yer alması neredeyse imkansız. Çünkü, halihazırda anlaşmayı onaylamış olan ülkelerin, değiştirilmesi durumunda yeni belgeyi de onaylamaları gerekecek. Başarı şansı az bir girişim bu.
"Tartışılan seçenek, bu garantilerin ek bir protokolle, Lizbon anlaşmasının, İrlanda'nın kendi vergi oranlarını belirlemesini ya da savunma alanında bağlantısızlığını veya kürtaj politikasını belirleme yetkisini etkilemediğinin altını çizmek." Reform anlaşmasını referanduma götüren tek üye olan İrlanda, çıkan hayır kararı ardından AB'nin baskısı altında. Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble bir kaç milyon İrlandalının 495 milyon Avrupalı adına karar veremeyeceğini söyledi.
Bu sözler ve AB'nin baskısı, İngiltere'de anlaşmanın referanduma götürülmesini savunan gazetelerde sert şekilde eleştiriliyor.
Times gazetesi, Avrupa'da, "eğer derhal anlaşmayı onaylamazsa İrlanda'nın geçici olarak da olsa dışlanmasını'" önerenlerin bulunduğuna dikkat çekerek, "Bunun altında yatan, kibir ve gerçeklikten kopuk olmanın karışımıdır" diyor.
Times'a göre, Alman bakan haksız. Bir kaç milyon İrlandalı Avrupalılar adına karar verebilir. Çünkü kalan 495 milyon kişiden görüşü sorulanlar yalnızca İrlandalılar.
Daily Telegraph gazetesi de, İrlanda'ya yönelik baskıları, bundan 2 yıl önce yine bir başka Avrupa Birliği belgesine hayır diyen iki ülke halklarının kararına gösterilen tepkilerle karşılaştırıyor.
"Hollanda ve Fransa'nın seçmenleri, 2005 yılında Avrupa Birliği anayasasını reddettiklerinde bu tür tehtidkar saçmalıklar yaşanmadı ve anayasanın öldüğü derhal kabul edildi.
Bu son yaşananlardan çıkan tatsız mesaj ise şu: 'Büyük ülkeler hoşa gitmeyen demokratik karar aldıklarında kabul edilecek, ama aynı şeyi daha küçük ülkeler yaparsa o zaman bu karar gözardı edilecek, etrafından dolaşılmaya çalışılacak ve hatta baltalanacak.' Bu ise, Avrupa Birliği'nin demokrasi karşıtı olduğunu ortaya koyuyor. Hükümetin bu konudaki işbirliği ise utanç verici." Daily Telegraph, Lizbon anlaşması olarak adlandırılan reform belgesinin yarın Lordlar Kamarası'nda onaylanması için oylama yapılacağını anımsatarak, Lordlar'a, İrlanda'nın yalnız olmadığını göstermeleri çağrısında bulundu.
Gazete, AB liderlerine de, insanlarda bir başkaldırı havası olduğunu, bunu da insanların demokratik söz haklarını engelleyerek bastıramayacaklarını bilmeleri gerektiğini anımsatıyor.
Independent gazetesi, Suudi Arabistan'da, Kral Abdullah'ın yerini kim alacak sorusuna yanıt arıyor.
"Suudi Kralı Abdullah 84 yaşında. Kendisinden sonra yerini alacak ismi belirlemek üzere bir konsey oluşturdu. Bununla bir amacı geçiş döneminin kan davasına dönüşmesini önlemek.
Aslında Kral Abdullah'ın ardından ülkenin başına 80 yaşındaki üvey kardeşi, Savunma Bakanı Veliaht Prens Sultan'ın geçmesi gerekiyor. Ama Prens Sultan'ın Mayıs ayı başında tedavi için gittiği Cenevre'den dönüşünden bu yana kanser hastalığı nedeniyle günlerinin sayılı olduğu söylentileri var.
Prens Sultan'ın Kral Abdullah'tan önce hayatını kaybetmesi ihtimali, Suudi ailesini oluşturan iki grup el Faysal ve el Sudayri aileleri arasında iktidar mücadelesini alevlendirebileceği kaygılarına yol açtı." Dünya ekonomisi, rekordan rekora koşan petrol fiyatlarının seyrini tedirginlikle izliyor. Dün petrolün varil fiyatı 140 dolar sınırına dayandı.
Guardian gazetesi de, son dönemde petrol ve gıda fiyatlarındaki artışın İngiltere merkez bankasını karşı karşıya bıraktığı "enflasyon" açmazını irdeliyor.
"Resmi enflasyon verileri bugün açıklanacak. İş çevrelerinin tahmini yıllık enflasyonun yüzde 3'ün üzerinde olması yönünde. Enflasyonu yüzde 2'nin altında tutmak Merkez Bankası'nın yasal yükümlülüğü.
Ancak, başbakanlık yetkilileri, bankanın hükümetin büyüme ve istihdam hedeflerini de desteklemesi gerektiğini söylüyor. Gözlemciler, emlak fiyatlarının düşmekte, işsizlik oranlarının artmakta olduğu bir dönemde gelecek yüksek enflasyon haberlerinin can sıkıcı olacağını söylüyor.
Fiyat baskısı ise, faiz oranlarında indirime gitmesi beklenen bankanın tam tersi bir tavır izleyerek faiz arttırımına gitmesini tetikleyebilir." İngiltere'de bazı üniversitelerin, başarı sıralamasında ilişkin listelerde üst sıralarda yer alabilmek için, öğretim görevlilerine öğrencilere yüksek not vermeleri baskısı yapıldığı öne sürüldü.
Independent gazetesinin manşetinden duyurduğu habere göre, bu iddialar bugün Londra Üniversitesi'nin eski akademik konsey başkanı Prof. Geoffrey Alderman'ın vereceği bir konferansta tartışılacak.
"Prof. Alderman, konferansta üniversitelerin özellikle Avrupa Birliği ve İngiltere dışından gelen öğrencilerin ödevlerinde ve tezlerinde intihal yapmalarına ve kopya çekmelerine hoşgörü gösterdiklerini, göz yumduklarını öne sürecek.
AB dışından gelen öğrencilerin yıllık okul ücreti, birlik üyesi ülkelerle İngiltere'den gelen kmokratik karar aldıklarında köğrencilerin ödediklerinin neredeyse 3 katı.Bu statüdeki öğrencilerin sayısı son 5 yılda yüzde 40 arttı ve üniversiteler bu öğrencilerin ödedikleri okul ücretlerine bağımlı.
Alderman, intihalle suçlanan öğrencilerin, akademik kurallar doğrultusunda, okuldan atılmalarının çok ender görülen olaylardan olduğunu, bu öğrencilere İngiliz öğrencilerden daha fazla hoşgörü gösterilmesinin 'kültürel normların farklılığıyla' açıklandığını aktarıyor." (BBC-NO-NO-D)













