İngiliz basınında bugün, "Independent'ın Londra Belediye Başkanı adayı kim?", "
ABD-İran geriliminde son perde", "
ABD'nin Irak'taki kayıpları" ve "Romanov Hanedanı'nın DNA testleriyle çözülen son sırrı ne?" başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi http://www.bbc.co.uk/turkish/'te yer alan basın özetlerine göre, İngiltere gazeteleri bu sabah ülkede yapılacak yerel seçimlere, özellikle de Londra'da İşçi Partili Belediye Başkanı Ken Livingstone ve Muhafazakar Parti'nin adayı Boris Johnson arasındaki başa baş yarışa geniş yer ayırıyor.
Times gazetesi, İşçi Partili yetkililerin Başbakan Gordon Brown'ın ilk seçim sınavında partinin en büyük yenilgilerinden birini almasından endişelendiğini yazıyor.
Hatta bazı bakanların, ülke genelindeki oy oranlarında Muhafazakarların ve hatta Liberal Demokratlar'ın da arkasında üçüncü olmaktan korktuğunu belirtiyor. Başbakan Brown'ın da bu durum karşısında, yerel seçim sonrası saldırgan bir kampanya başlatarak partinin kayıplarını en aza indirmeye çalışacağı kaydediliyor.
Independent da başyazılarından birini Londra'daki seçim yarışına ayırıyor.
Gazete Londra Belediye Başkanlığı için okurlarına bir aday tavsiye ediyor. Ancak bu ne Ken Livingstone, ne de Boris Johnson. Gazete, seçilme şansı yok denecek kadar az olsa da Yeşiller'in adayı Sian Berry'yi öne çıkartıyor.
Başyazıdan kısa bir bölüm şöyle: "Yeşilller'in adayı Sian Berry, anlaşılır, hayal gücü geniş, ve davasını etkin bir şekilde savunan bir portre çizdi. Daha yeşil bir Londra, yeni bisiklet yolları, daha ucuz toplu taşıma, daha çok küçük dükkan ve çevreci iskan öngören programıyla Londra'da daha iyi bir yaşam fikrine bağlı, ileri görüşlü bir politikacı izlenimi verdi. Ulusal siyasette sesini duyurabilmesini umuyoruz. Öncelikleri bu gazeteninkiyle öylesine uyumlu ki, gazeteler oy kullanabilseydi, ilk tercihimiz o olurdu." Guardian gazetesi, dış haberler sayfalarında Amerika Birleşik Devletleri'nin Basra Körfezi'ne yeni bir uçak gemisi yollamasıyla ilgili tartışmaları haberleştiriyor.
Haberde Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates'in, bu adımın İran'la gerginlikte bir artışa işaret etmediği yönündeki sözlerine yer veriliyor. Ancak Gates, bunun Washington'un bölgedeki çıkarlarını savunmadaki kararlılığını hatırlatıcı bir unsur olduğunu söylüyor.
Guardian'ın haberinde bu adımın, Washington'ın İran'ın Irak'taki isyancı güçlere yardım ettiği iddialarını daha yüksek sesle dile getirmeye başladığı bir dönemde atıldığına dikkat çekiliyor. Ayrıca Bağdat'taki Amerikalı yetkililerin birkaç gün içinde Iraklı isyancılardan ele geçirdiklerini öne sürdükleri İran yapımı silahları sergileyeceği kaydediliyor.
Financial Times'ta da Washington-Tahran ilişkilerindeki bir başka boyutu ilgilendiren bir haber var.
Haberde İran ve Avrupalı şirketler arasında yapılan doğalgaz anlaşmalarının Washington'u kaygılandırdığı belirtiliyor. Dikkat çeken satırlar şöyle, "Yakın zamana kadar, ABD'nin gayrı resmi baskısının, İran'da iş yapmanın zorluklarıyla birleşimi, çok sayıda şirketi bu ülkeyle resmi anlaşmalar yapmaktan caydırıyor gibi görünüyordu. Ancak Washington, İran'ın tartışmalı nükleer programına karşı daha sert ambargolar konulması çağrılarına karşın, İsviçreli bir şirketle yapılan 25 yıllık doğalgaz anlaşmasının, diğer anlaşmaları da cesaretlendirebileceğinden korkuyor. Özellikle de doğalgaz sektöründe" Independent'ın deneyimli Irak muhabiri Patrick Cockburn, başkent Bağdat'ta son olarak 3 Amerikan askerinin ölümüyle Nisan ayındaki kayıplarının 47'ye yükseldiğini ve bunun son 7 ayın en büyük rakamı olduğunu söylüyor.
Cockburn, Amerikan ordusunun son dönemde geçmişteki gibi Sünni direnişle değil, Şii lider Mukteda Es Sadr'a bağlı Mehdi Ordusu'yla çatıştığını belirtiyor. Başbakan Nuri El Maliki'nin 25 Nisan'da Sadr hareketine karşı başlattığı saldırıdan bu yana 925 Iraklı'nın öldüğünü söyleyen Patrick Cockburn, Amerikan ordusunun ölenleri haydutlar, militanlar olarak tanımladığını hatırlatıyor.
Ancak Cockburn, televizyon haberleri ve hastane kaynaklarına göre, ölenler arasında kadın ve çocuklar da dahil çok sayıda sivil de olduğunu vurguluyor.
Independent'ın dış haberler sayfalarında, Irakla ilgili bir haber daha dikkat çekiyor. Habere göre Irak Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı Danışmanı, Batı'nın ülkeden kaçırılan tarihi eserlerin ticaretini engellemek için bir şey yapmamasından şikayet ediyor.
Bakanlık Danışmanı Baha Mayah, en az 100 bin parça olduğunu belirttiği tarihi eserlerin satışına, küresel düzeyde bir yasak getirilmesini istiyor. Mayah ayrıca, bu tarihi eserleri ülkeye geri getirmenin işgal güçlerinin sorumluluğu olduğuna dikkat çekiyor.
Guardian, komünist devrim ardından 1918'de idam edilen Romanov hanedanı üyeleriyle ilgili son sırrın çözüldüğünü yazıyor.
Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra, Çar 2. Nikola, eşi ve üç kızına ait kemikler bulunmuş, ancak Prens Aleksi Nikolayeviç ve Prenses Maria'ya ait kemiklere rastlanmamıştı. Bu durum da, hanedanın bu iki üyesinin başka isimler altında yaşamlarına devam ettiği yönünde spekülasyonları beraberinde ge sergileyeceği kaydediliyor. tirmişti. Araştırmacılar, geçen yıl hanedanın diğer üyelerine ait kemiklerin bulunduğu yerin yakınlarında yeni kemiklere rastladıklarını açıklamıştı.
Habere göre, yapılan DNA testleri sonucunda bu kemiklerin Prens Aleksi ve Prenses Maria'ya ait olduğu belirlendi ve bu tarihi sır da çözülmüş oldu.
(BBC-NO-NO-D)