Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Saim Yeprem, İslam'da değil, insanların İslam'a yönelik algısında değişikliğin var olacağını vurguladı. Yeprem, dinin evrensel ilkelerine ilişkin bakışın değişmesinin tabii olacağını kaydederek, konunun dinde reform olarak algılanmasının söz konusu olmadığını dile getirdi.
Türkiye Diyanet Vakfı'nın düzenlediği "Kent ve İslam" konulu sempozyum, gazeteci ve akademisyenleri buluşturdu. Değişik sivil toplum kuruluşlarından katılımcıların yer aldığı sempozyuma AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen ile İlahiyatçı Saim Yeprem'in yanı sıra Araştırmacı-Yazar Mehmet Altan, Gazeteci-Yazar Mustafa Armağan ve çok sayıda öğretim üyesi iştirak etti.
Kocatepe Camii Konferans Salonu'ndaki sempozyum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Türk Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Merkezi Müdürü Ayşe Sucu'nun konuşmasıyla başlayan sempozyum çerçevesinde daha sonra ilk oturuma geçildi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Saim Yeprem'in yönettiği oturumda, Gazeteci-Yazar Mehmet Altan ile Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Şaban Ali Düzgün söz aldı.
Saim Yeprem, konuşmasında İslam'ın temel prensiplerinin her zaman ve her coğrafyada geçerli olduğunu belirtti. Evrensel nitelikteki temel ilkelere yönelik bakışın değişebileceğine işaret eden Yeprem, "Konunun reform hareketi olarak algılanması söz konusu değil." dedi.
"EVRENSEL HUKUK, İSLAMIN TEMEL ESASLARINA TEKABÜL EDER"
Yeprem, şöyle devam etti: "Evrensel nitelikteki dinin her zamana ve her mekana göre yorumlanması kadar tabii bir gerçek yoktur. İslam'da değişme yok algıda değişme var. Evrensel hukuk, İslam'ın temel esaslarına tekabül eder. Temel dini kavramlar ile evrensel değerler aynıdır.
İslam, kentleşmez, onu algılayanlar kentlileşir. Yoksa İslam'ın ne kentleşmesi ne de bedevileşmesi söz konusudur. Bununla birlikte İslam'ın gelişmesi şehirleşmeyle başlıyor. Medine buna önemli bir örnektir. Edebiyat ve felsefenin geliştiği ancak dini anlamda bir cahiliyenin yaşandığı Medine, önemli bir şehir ki İslam'ın geliştiği bir mekandır."
Oturumda söz alan Gazeteci-Yazar Mehmet Altan da kent tavrının çoğulculuğu beraberinde getirdiğine işaret ederken, evrensel hukuka uygun yaşamanın şehirler bağlamında önemini anlattı. Şehirlerin varlığı açısından istikrarın önemli olduğundan söz eden Altan, tek duruşun ve tek yaklaşımdan kaçınılması gerektiğini kaydetti.
DÜZGÜN: "DİN ŞEHİR ORGANİZASYONUDUR, KABİLECİLİĞİ YIKMAYA ÇALIŞMIŞTIR"
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Şaban Ali Düzgün ise şehri şehir yapan unsurların çok kültürlülük ve çok dinlilik olarak nitelerken, "Şehirler, kimliklerin melezlendiği yerler olduğunu söyledi.
Düzgün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şehirlerde yalıtılmış halde yaşıyoruz, gelir uçurumları var. Bu nedenle en büyük trajediler söz konusu mekanlarda yaşanmaktadır. Ancak unutulmaması gereken bir husus vardır ki o da trajedilerin en anlamlı noktaya şehirlerde oturduğudur.
İnanlar için şehirler farkında olunduğunda anlam kaynağı ihtiva eder. Belde-i Tayyibe'nin varlığı için kendi değerlerinizle mekanda var olmalısınız. Din şehir organizasyonudur, kabileciliği yıkmaya çalışmıştır."
Dinin modernleştirici bir unsur olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Düzgün, muhafazakarlığın tek başına reddedilmesi gerektiğinin altını çizdi. Şaban Ali Düzgün, modernliğe açık bir muhafazakarlığın kabul ettiğini sözlerine ekledi.