TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde oluşturulan
Hrant Dink Alt Komisyonu Başkanı Mehmet Ocaktan, komisyonun raporunu açıkladı. Mehmet Ocaktan, komisyon olarak
Hrant Dink'in öldürülmesi olayında, hem jandarma teşkilatı açısından, hem de emniyet teşkilatı açısından bir ihmalin, kusurun ve koordinasyonsuzluğun olduğunu kanaatine vardıklarını söyledi.
TBMM'de alt komisyonun diğer üyeleri AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu, MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal ve DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Mehmet Ocaktan, uzun süren çalışmalarının ardından bin 390 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırladıklarını ifade ederek, rapor konusunda komisyon üyelerinin mutabık kaldığını dile getirdi. Komisyon raporunda herhangi bir kişiye yönelik suçlamanın bulunmadığını, sadece cinayetle ilgili genel değerlendirme ve tespitlerin yer aldığını açıklayan Mehmet Ocaktan, Dink cinayetinde yaşanan ihmallerin, bu cinayete özgü olmadığını kaydetti.
Mehmet Ocaktan, raporda genel bir değerlendirme yaptıklarını, ihmalleri ve kusurları tespit ettiklerini ve önerilerde bulunduklarını belirtti. Mehmet Ocaktan, ''Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak jandarma hakkında soruşturma izni verildi, ancak emniyet müdürü hakkında verilmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diye sorulması üzerine, raporda kişilere yönelik bir suçlamada bulunmadıklarını söyledi.
BİZİM CİNAYETİ AYDINLATMA GÖREVİMİZ YOK
Jandarma ve emniyet görevlileri ile ilgili mahkeme sürecinin devam ettiğini ifade eden Ocaktan, ''Şu aşamada, bizim şu görevlilerle ilgili şu yapılmış mıdır, bu yapılmış mıdır? deme gibi bir hakkımız yok. Çünkü onlarla ilgili mahkeme süreci devam ediyor. Mahkeme süreci başlatılmasıydı, belki bir şey yapabilirdik ama şu aşamada mahkeme süreci devam ediyor'' diye konuştu.
''Cinayeti herkes biliyordu, bir tek Hrant Dink öldürüleceğini bilmiyordu'' yorumuna ilişkin görüşünün sorulması üzerine Ocaktan, ''Eğer yorum yapacak olursam oturur bir yazı yazarım. Bu konuda yorum yapmam. Radyo ve televizyonlarda 'alt komisyon cinayeti aydınlatacak' denildi. Bizim böyle bir görevimiz yok. Bizim görevimiz idari anlamda bir hata, kusur, ihmal olup olmadığını tespit etmek. Biz, bir ihmal vardır. Bu genel olarak hem jandarmadadır hem emniyettedir. Bunlarla ilgili aldığımız bilgilerin sonucu bize bunu gösterdi'' diye konuştu.
Komisyonun 180 sayfalık raporunun 'sonuç ve öneriler' bölümünde, Hrant Dink'e yönelik bir tehlikenin emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için bu tehlikenin gerçekleştiği belirtildi. Raporda, adli yargıla ve idari soruşturma devam ettiği için, etkin bir resmi soruşturma yapılıp yapılmadığını söyemek için erken olduğunu kaydedildi. Raporda, söz konusu ihmallerin Hrant Dink cinayetine özgü olmadığı ifade edilerek, benzer olayların bir daha yaşanmaması için 12 ayrı öneride bulunuldu.
KOMİSYON RAPORU
Komisyon raporunda şu ifadelere yer verildi: "Hrant Dink'e yönelik bir tehlikenin emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu, tehlikenin varlığı konusunda gerek yazılan yazının akıbetinin tam olarak araştırılmamış olması ve gereğinin yapılmamış olması, gerekse Çoşkun İlci'nin İl Jandarma Komutanlığı'nın kayıtlı bir haber elemanı olmasa bile kendisinden alınan haberin ve bilginin yeterince araştırılmaması ve değerlendirilmemesi sonucunda, idarı makamların bu tür bir riski bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların ihmali sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirleri almadığından tehlikenin gerçekleşmiş olduğu ve Hrant Dink adlı vatandaşımızın yaşamını yitirmiş olduğu,
Dolayısıyla gerek Anayasamızın 17. maddesinde, gerekse iç hukukumuzun bir parçası durumunda olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde korunan yaşam hakkının korunmasına yönelik olarak alınması gereken tedbirlerde eksikliklerin yaşanmasına neden olunduğu ve devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getiremediği gibi bir durumla karşı karşıya gelinebilecek bir ortamın yaratılmış olduğu,
Ölüm olayının gerçekleşmiş olmasından sonra yaşam hakkının koruma altına alan iç hukuk kurallarının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve devlet yetkililerinin veya organlarının sorumluluklarını ortaya koymak açısından; Devlet organlarının olayın tespit edilebilen failleri ve olayda ihmal kusuru olan kamu görevlileri açısından hem ceza hukuku hem de disiplin hukuku anlamında gereken soruşturmaları derhal başlattığı, halen adli yargılamanın ve disiplin hukuku işlemlerinin devam etmekte olduğu, bu soruşturmaların esas amacının, yaşama hakkını koruma altına alan iç hukuk kurallarının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak, ölüm olayında ihmal ve kusurları olan kamu görevlileri varsa, bu kişilerin mesuliyetlerini ortaya çıkarmak olduğu yetkililerce dile getirilmekte olduğundan, bu soruşturma henüz tamamlanmadığından bu aşamada etkin bir resmi soruşturmanın yapıldığı veya yapılmadığı söylemenin henüz erken olduğu sonucuna varmıştır."