Hırsızlıkla Mücadele

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Mersin Emniyet Müdürü Süleyman Ekizer, Hırsızlık ve Kapkaç Suçlarında da Artık Terör ve Kaçakçılıkta Olduğu Gibi Organize Suç Örgütleri Oluştuğunu ve Bu Suçların da Artık Ulusal Boyut Kazandığını Söyledi.

Mersin Emniyet Müdürü Süleyman Ekizer, hırsızlık ve kapkaç suçlarında da artık terör ve kaçakçılıkta olduğu gibi organize suç örgütleri oluştuğunu ve bu suçların da artık ulusal boyut kazandığını söyledi.

Ekizer, yaptığı açıklamada, eskiden terör ve kaçakçılık suçlarının organize suç kapsamında değerlendirildiğini hatırlatarak, bu tür suçlarda uzun süre istihbarat takibinin ardından belirginleşmeye başlayıp deliller ortaya çıkarıldığı zaman operasyon yapıldığını anlattı.

KAPKAÇ ÇETELERİ OLUŞTU Genellikle hırsızlık, kapkaç gibi mala karşı işlenen suçlar ile insanları yaralama, darp etme, kundaklama, tehdit, öldürme gibi suçların da 'Adi suçlar' olarak tanımlandığını ve bunların münferit suç olarak algılandığını ifade eden Ekizer, "Oysa günümüzde her şey geliştiği gibi olumsuzluklar da gelişiyor. Artık kapkaç çeteleri, hırsızlık çeteleri oluşmaya başlamıştır. Aynen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü gibi projeli çalışmalar, istihbarata dayalı çalışmalar zorunlu hale gelmiştir" dedi.

Emniyet teşkilatının, tüm illerde olduğu gibi Mersin'de de ilin ağırlığına ve gelişmişliğine paralel olarak bu konuda da örgütlendiğini anlatan Ekizer, şöyle konuştu: "Gelişimini teknik, teknolojik ve imkanlar olarak tamamladığı gibi yetişmiş insan gücüyle de tamamlamış, örgütsel olarak yapılan her türlü suç Asayiş Şube Müdürlüğümüz tarafından takip edilebilir, aynen terörle mücadele, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele gibi mücadele edilebilir bir özelliğe, niteliğe kavuşturulmuştur." Bu tür suçlara karışanların eskiden kendi mahallelerinde, dar bölgelerde faaliyet gösterdiğini, mahalleli ile o mahallenin polisinin bu kişileri bildiğini dile getiren Ekizer, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar 8-10 kişi olurlardı ve çok kolay bulunur, araştırılır, sonuca ulaşılabilirdi. Şimdi mahalleleri aştı, şehrin genelini de aştı, ilçelere ulaştı, ilçeleri de aştı illere ulaştı, Türkiye geneline doğru yaygınlaştı. Bu tür mala karşı suçlarda artık sorun ulusal hale geldi. Şimdi Osmaniye, Adana, Niğde, Ankara'dan, Türkiye'nin dört bir yanından hırsızlık yapmaya ilimize gelirler, bizim hırsızlarımız da o tarafa giderler." Bir suçun örgütlü hale gelmiş olmasının vatandaş için de polis için de mücadeleyi zorlaştırdığını ifade eden Ekizer, şöyle konuştu: "Çok daha geniş açıdan bakmak, çok daha titiz çalışmak, çok daha vatandaş polis kaynaşmasını geliştirmek gerekiyor. Bu tek taraflı mücadele olarak yürütülemeyecek kadar önemli. Vatandaşımızın giderek bize olan desteğini artmış görüyoruz. 2001 yılında 2 bin üzerinde '155 Polis İmdat' telefonuna ihbarda bulunulmuş, 2007 ise bu rakam 28 bin. Bu, vatandaşın bilinçlendiğinin de bir örneği olarak kabul edilmelidir. Biz vatandaşın hırsızlıklara karşı alabileceği önlemleri içeren 20 bin broşür dağıttık. Dağıttığımız hafta yaptığımız testlerde, vatandaşın yüzde 90'ının bunu okumadığını, reklam olarak, ticari amaçla yapılan broşürlerle karıştırıldığını anladık. Ama şimdi çok daha fazla dikkatli olduğunu ve okuduğunu görüyoruz. Örneğin, her aracın başına bir polis vermek mümkün olmayacağına göre, aracın içerisinde fotoğraf makinesini, bilgisayarını, çantasını, kıymetli evrakını, parasını bırakıp da alış verişe gitmemelidir ve anahtarını kısa süreli de olsa otonun üzerinde bırakmamalıdır. Çünkü oto hırsızı bunu geriden takip eder dönüp baktığında arabayı yerinde bulamaz. Yani vatandaşa düşen görev çok." Hırsızlıkla mücadele konusunda vatandaşın da daha duyarlı hale gelmesi gerektiğini belirten Ekizer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mesela sitelerin güvenliğini almak konusunda daha titiz olmak gerekiyor, apartman sakinlerinin kendi aralarında örgütlenmeleri gerekiyor, bir komşuya veya bir seyahate gittiği zaman diğerlerinin o komşusunun kapısını çalan kimlerdir bunun farkında olması gerekiyor. En azından evinde kıymetli eşyası olanların kapısını, penceresini ona göre daha güvenli yaptırması, konutunu daha korunaklı hale getirmiş olması gerekiyor. Daha da yetmezse, alarm taktırmalılar, bunlar çok da pahalı değil. İnsanlar hava olsun diye 20 bin YTL'lik arabalarına alarm taktırıyor ama 150 bin YTL'lik evlerine uyarı sistemleri taktırmıyor." Bu sıralamayı çok iyi yapmak gerektiğini anlatan Ekizer, konuşmasını şöyle tamamladı: "Asayiş Şube Müdürlüğümüzün toplum destekli polisi bunu her gittiği yerde anlatıyor. Bu birimle ilgili çok olumlu tepki alıyoruz. Bu polisler vatandaşın ayağına gidiyor, tek tek esnafı geziyor ve bunları anlatıyor. Hatta sadece güvenlikle ilgi değil her olumsuzlukta bilgi veriyor ve biz bunların düzeltilmesi yoluna gidiyoruz. Yanmayan sokak lambalarını TEDAŞ'a bildirerek yanmasını sağlamak gibi. Yani biz toplumun içindeyiz, toplum bizi kucaklasın, bizim kucağımız açık zaten kucaklaşmaya. Biz buna gönüllüyüz, istekliyiz, bu işi birlikte yapacağız ama fedakarlığın çoğu bizden olacaktır. Canı pahasına, silahımızla, vücudumuzla her türlü suç erbabının peşine koşacağız personelimizle. Vatandaşlarımızın yapacağı çok basit şeyler var; önce bizim tavsiyelerimizi iyi algılamaları, aracını, konutunu emniyete almaları gerekiyor." (HK-AB-HO-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı