Eski Emniyet İstihbarat Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı'nın 1997 yılında Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu'na verdiği bilgiler, Ergenekon soruşturmasıyla bir kez daha önem kazandı. İfadeleriyle devlet içerisindeki illegal faaliyetlerin ipuçlarını veren Avcı,
MİT, JİTEM ve Emniyet İstihbaratı içerisindeki oluşumların terörle mücadele adı altında bir takım faili meçhul cinayetleri işlediğini belirtmişti. Avcı, Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral
Veli Küçük'ün mafya gruplarıyla çok sıkı irtibatının olduğunu söylemiş,
Doğu Perinçek ilgili de, "Perinçek'e askeri makamlardan, jandarmadan,
MİT'ten ve emniyetten dünya kadar bilgi gönderiliyor." ifadesini kullanmıştı. Medyada, Ergenekon iddianamesinin klasörlerinde bulunan belgelerden yola çıkılarak
MİT'in Ergenekon'un varlığından 2001 yılında haberdar olduğu yönünde bilgilere yer verilmişti.
Susurluk'ta meydana gelen ve devlet-mafya ilişkilerinin ortaya döküldüğü kazanın ardından oluşturulan Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu'na 04 Şubat 1997 yılında ifade veren dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, 1988 yılında terörle gayri resmi yöntemlerle mücadele edilmesi kararının verildiğini anlatıyor. "Özellikle 1991 ve 1992'de yıllarda çok fazla olaylar vardı. Devlet güvenlik savcısı öldürülüyor, emniyet müdür yardımcıları, polisler öldürülüyor. Bu durum, terörist gruplara karşı mücadelede farklı yöntemlerin kullanılması gerektiğini savunan insanlara uygun bir zemin hazırlıyordu." diyen Hanefi Avcı, "Bildiğim bir şey var ki; Behçet Cantürk'ün, Savaş Buldan'ın ve beraberinde gelişen 5-10 tane eylem bu gruplar tarafından yapıldı." ifadelerine yer veriyor.
Mehmet Elkatmış'ın başkanlığını yaptığı komisyona yaklaşık üç saat ifade veren Avcı, Diyarbakır'daki olayların birçoğunun JİTEM tarafından gerçekleştirildiği aktarıyor. Avcı, "Ben de orada bulunduğum dönemde bir takım yerlere atılan patlayıcı madde olaylarında hep olay civarında JİTEM'cilerin olduğunu görüyordunuz. Yine bir takım öldürme olaylarında JİTEM üzerine yoğunlaşıyordu. Hatta ben o dönemde orada görev yapan JİTEM komutanı Cem Ersever'e de gittim konuştum. Dedim ki; 'Bunlar yanlış şeyler, gittiğiniz nokta doğru değil. Bir gün öyle bir noktaya gelirsiniz ki; bu silahları kendinize çevirmek mecburiyetinde kalırsınız.' İki saate yakın münakaşa ettik. Bana dedi ki; 'Benim geriye dönüş noktam yok. Ben artık bu noktaya kadar gelmişim, bu belaya da bulaşmışım, geri dönemem artık ben' dedi." şeklinde konuşuyor.
-"VELİ KÜÇÜK, MAFYA GRUPLARIYLA ÇOK SIKI İRTİBATI VAR"-
Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile ilgili de bilgi veren Hanefi Avcı, Küçük'ün mafya gruplarıyla çok sıkı irtibatının olduğunu söylüyor. Komisyon üyeleriyle Avcı arasında geçen konuşma şöyle;
"… Hanefi Avcı- Yine İzmit bölgesinde Veli Küçük, şu anda Karadeniz Bölgesi'nde general zannediyorum. Bütün bu mafyacılarla çok sıkı irtibatı var. Mafyacıların telefonlarını, bağlantılarını incelediğiniz zaman çok sıkı diyalogu olduğunu da görürsünüz.
Mehmet Elkatmış- Bu Veli Küçük asker mi?
Hanefi Avcı- General
Yaşar Topçu (Sinop)- Karadeniz bölgesinde komutan, tuğgeneral
Hanefi Avcı- O zaman İzmit'te alay komutanıydı.
Yine ifadelerin başka bir yerinde Veli Küçük ile ilgili geçen konuşmada ise şu konuşma kayıt altına alınıyor;
"...Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)- Peki bu General Veli Küçük ile ilgili meseleyi biraz daha açabilir misiniz? tam olarak anlayamadım ben.
Hanefi Avcı- Efendim, General Veli Küçük, Albay olarak İzmit Alay Komutanı idi. İzmit Alay Komutanı olduğu dönemde öyle mafyacı diyebileceğimiz, bir ucu mafya işleriyle uğraşan, bir ucu demin anlattığım grupla irtibatta olan insanlarla görüştüğü ve paslaştığını duyuyorum.
Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)- Hangi sene efendim bu?
Hanefi Avcı- Zannediyorum bir yıl önce.
Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)- Yeni geldi.
Hanefi Avcı- Ama orada olduğu dönem, yani benim 1995'te falan hatırladığım, bu görevle oradaydı ve orada da herkes dediği zaman Veli Küçük bunlarla irtibatlıdır, bunlarla görüşür.
Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)- O zaman bu duyumları almıştınız siz.
Hanefi Avcı- Yani duyduğum bazı şeyler vardı. Mesela, diyelim işte; Çatlı'nın, Sami'nin, işte Hadi'nin Veli Küçük'le görüştüğü şeklindeydi. İstihbari duyumdu bu benim duyumum. Yine de o mafyacıları araştırırsanız onların da zaten öyle bağlantısını görürsünüz.
Hayrettin Dilekcan (Karabük)- Peki bu hususta Kocaeli'nde de bazı uyuşturucu laboratuarları veya benzeri imalathaneler...Kırsal kesimdeki bu rahat çalışmanın kırsal kesimi kontrolle görevli zabıtanın bu noktada bire bir ihmali söz konusu olabilir mi?
Hanefi Avcı- Şeyi zannetmiyorum. Ben, Veli Küçük'ü yüz yüze tanımam, hiç de görüşmemişim. Yani, müsaade edeceğini, onlarla işbirliği yapacağını zannetmiyorum ve tahmin etmiyorum.
Hayrettin Dilekcan (Karabük)- Genel olarak soruyorum.
Hanefi Avcı- Tahmin etmiyorum; ama o, vatan-millet-Sakarya duygularıyla bu adamlarla bağlantısı olduğunu tahmin ediyorum. Yoksa eroin olacağını hiç zannetmiyorum.
Hayrettin Dilekcan (Karabük)- Vatan-millet-Sakarya derken bu Veli Küçük, yani ben orada bağlantı kuramadım. Şimdi bu adamlar tahsilat yaparken vatan-milleti kurtarmak için mi yapıyorlar?
Hanefi Avcı- Değil ama, bu tahsilatı yapanların büyük bir kısmı geçmiş dönemde ülkücülükten, o davalardan yatmış çıkmış. O damgalı insanlar; yani bakın! o işe bugün diyelim kim karışıyorsa hepsi geçmiş dönem. 12 Eylül öncesinin aşırı ülkücü faaliyetlerine katılmış, mahkum olmuş. Şimdi o kimliği dışarıya karşı birazcık kendini masum göstermek için kullanıyor. Ama bu tarafta başka işler yapıyorlar. Ama sorduğunuz zaman 'ben bucuyum' diyerek öne çıkıyor, kendini iyi pazarlıyor yani…"
-"DOĞU PERİNÇEK'E BİRÇOK BİRİMDEN BİLGİ GÖNDERİLİYOR"-
Hanefi Avcı, Ergenekon tutuklusu İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında da çarpıcı bilgilere yer veriyor. Avcı ile komisyon üyeleri arasında geçen görüşme şöyle;
"…Hayrettin Dilekcan (Karabük)- Doğu Perinçek'in haber kaynakları hususunda sizin kanaatiniz ne?
Hanefi Avcı- Şimdi efendim, Doğu Perinçek çok farklı çizgilerde, çok farklı ortamlarda olmuş bir insan, hepimizin bildiği gibi.
Hayrettin Dilekcan (Karabük)- Verdiği bilgiler, bir araba bir kamyon çarpınca ortaya çıkıyor.
Hanefi Avcı- Çıkıyor; yani geçmiş mazisine bakarsanız belli bir durumu var. Bir dönem burada , bir dönem çok farklı bir şey. Ben İstanbul'da bulunduğum dönemlerde bu adamın esrarengiz bir yönü var diye kendimce bir araştırma yaptım; ne yapıyor? Ne ediyor? diye. O zaman gördüğüm şu ki; Doğu Perinçek'e bu teşkilatlarda küskün herkes bilgi yağdırıyor. Yani, askeri makamlardan, jandarmadan, MİT'ten, emniyetten dünya kadar bilgi gönderiliyor…"
-"OSMAN GÜRBÜZ'ÜN YAKALANIP YAKALANMADIĞI TARTIŞMASI"-
Susurluk Komisyonu'nda Ergenekon tutuklusu Osman Gürbüz'ün karıştığı bir olaydan dolayı yakalanıp yakalanmadığı tartışması yaşanıyor. Dönemin Sinop Milletvekili Yaşar Topçu ile Hanefi Avcı arasındaki tartışması şöyle gelişiyor;
"…Yaşar Topçu (Sinop)- Peki, bu İstanbul bölgesinde birçok faili meçhul var. Kocaeli bölgesinde var. Şimdi, Kocaeli bölgesinde bir çatışmada bir TKP/B'li birisi yakalanıyor polis hüviyetiyle. Bunu tanıyor musun?
Hanefi Avcı- Osman, tanıyorum. O olayı da biliyorum ben.
Yaşar Topçu (Sinop)- Onu bize bir söyler misin?
Hanefi Avcı- O adamın bir evveliyatı var. Bu adan, hatta benim polislerimden biriyle beraber bir başka vukuata karışıyor. Ondan dolayı da mahkemeye verdik. O polis de aktif teşkilattan. Çekmece bölgesinde bir içkili gazinoda olay oluyor. Birileri silah sıkıyor, bir kadını alıkoyuyorlar, burada şikayet oldu. Şikayet incelendiğinde, -bu arada kaçan TKB/B'li değil de ben onu sağcı, ülkücü bir herif biliyordum- hatta Osman Gürbüz mü ne olacak. Bu adam bu olay yüzünden araştırılıyor. Araştırılırken dediler ki; 'burada bu adamın beraber gazinoda ateş edilmesi, gazino sahibinin tehdit edilmesi ve daha sonra bir kadının alıkonulmasında bir polis memurunun adı geçiyor.' Şu anda hatırlamıyorum, o polis memuru bizde çalışıyordu. Biz o polis memurunu gözaltına aldık. Bu olayla şahısların ifadeleri alındı, mahkemeye gönderildiler. Polis memuru tutuklandı, yattı ve daha sonra görevden alındı. Isparta'ya falan tayin edildi zannediyorum. O zaman bu adamın adı geçti. Daha sonrasında; Gebze'deki polisler bir BMW çamura çökmüş, uğraşırlarken yanına geliyorlar. Bir adam var arabanın yanında. Adama diyorlar ki; 'necisin?'. 'Ben de polisim' diyor. 'Nerede polissin; Gayrettepe'de polisim, istihbaratta polisim, istihbarat müdürünün şoförüyüm' filan gibi laflar ediyor. Komiser muavininin bir tanesi uyanık, adama 'hangi dönemsin?' diyor. İşte bir dönem atıyor. O çocuk bakıyor ki kendi döneminden bir adam değil. Bu herif yalan söylüyor, o zaman silahına davranmaya kalktığı an o adam da silahına davranıyor, çatışma çıkıyor, adam kaçıyor. Galiba yaralı zannediyorum o anda. Arabada bir tane oto telefonu, bir tane Magnum tabanca galiba. Bir takım emareler bulunuyor, evi aranıyor. Orada bir elbise bir de polis kimliği bulunuyor. Adam, polis kimliğini yine o polislerle bizde çalışan polis memurunun kimliğini renkli fotokopi veya bilgisayara atmış. Oradaki isimleri sildirip kendi adını yazdırmış. Laboratuar onu kazıdığı zaman altında o kimlik çıkıyor, böyle kullandığı orta yere çıktı.
Yaşar Topçu (Sinop)- Kim bıraktırdı bu kişiyi?
Hanefi Avcı- O adam yakalanmadı efendim.
Yaşar Topçu (Sinop)- Yakalandı.
Hanefi Avcı- Hayır yakalanmadı, kaçtı o adam. Kesin eminim kaçtı yakalanmadı. O adamın yine İstanbul'da olduğunu, yine çek-senet işlerine bulaştığına dair birkaç emaresini duydum. Hatta böyle yakalamak için bayağı da yaklaşmıştık. Ama tesadüfen tüydü. Şu anda İstanbul'da zannediyorum o adam, yakalanmadı.
Yaşar Topçu (Sinop)- Demin ismini verdiğiniz, general dediğiniz Veli Küçük. Onun da bu yönde teyidi var, adam yakalandıktan sonra bırakılmış. O zaman ya sizde yanlış bilgi var, ya orada var.
Hanefi Avcı- Şimdi şöyle söyleyeyim; Bu adam kaçtı. Hatta bu adam o zamanlar cebinde mi, evinde mi çek falan bulundu. O çekin sahibi bulundu. O zamandan beri bunların zorla çek aldıkları anlaşıldı..."