Hak - İş Konfederasyonu Genel Başkanı Salim Uslu, anayasanın bir uzlaşma metni olduğu hususundaki düşüncelere katılmadığını belirtti.
Salim Uslu, "'Anayasa bir uzlaşma metnidir, uzlaşma aranmalıdır' diyenlerin iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. Temel tercihlerini çağdaş dünyadan yana belirlemiş, Avrupa Birliği ve uluslararası sözleşmeliri benimsemiş, insan hakları sözleşmelerine imza atmış bir ülke, temel hak ve özgürlükler konusunda, hukukun üstünlüğü konusunda bir uzlaşma aranırmı." dedi.
Uslu, Bursa'da merkez Osmangazi Belediyesi Yerel Gündem 21 ve Memur Sendikaları Konfederasyonu Bursa Şubesi işbirliği ile Tayyare Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Özgürlükler ve Anayasa" konulu panelde konuştu.
Sicili bozuk bir anayasa ile idare olunduğunu vurgulayan Uslu, "Bir sürü mahkumiyet var. İnsanlar işlerinden, aşlarından olmuş. Bir çok insan sağlığından hatta hayatından olmuş. Siyasetin gücü ve rolü daraltılmış. Halkın gücü daraltılmış. Kendi dışındaki herşeyi korku ve kuşkuyla karşılayan bir anayasa var. Böyle bir anayasa karşısında hiçbirşey olmaşı biri durmak akla ve vicdana uygun değildir. Bu anayasayı ehr bakımdan tartışmaya açmak lazım. Kimin tartışmaya açtığı, tartışmanın nasıl başladığı önemli değil. Ortada krizlerin sebebi olan bir anayasa var. Gelişmeye engel olan, kuşkucu bir anayasa var." diye konuştu.
Anayasanın bir uzlaşma şeklinde yapılması konusundaki taleplere sert tepki gösteren Uslu, uzlaşma isteyenlerin büyük çoğunluğunun iyi niyetli olmadığını kaydetti.
Uslu, şöyle konuştu: "Benim itiraz ettiğim bir husus var. Bazılarımız anayasa hususunda bunun bir uzlaşma metni olduğu hususunda düşüncelerine katılmıyorum. 'Anayasa bir uzlaşma metnidir, uzlaşma aranmalıdır' diyenlerin iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. Temel tercihlerini çağdaş dünyadan yana belirlemiş, Avrupa Birliği ve uluslararası sözleşmeleri benimsemiş, insan hakları sözleşmelerine imza atmış bir ülke, temel hak ve özgürlükler konusunda, hukukun üstünlüğü konusunda bir uzlaşma aranırmı. Yani yapacağınız anayasanın zaten temel ilkeleri çerçevisi belirli. Uluslurarası hukuktur, uluslararası sözleşmedir kaynağı. Burada ayrıca bir uzlaşma arıyalım diyorsak, bunun taraflarını ortaya koymamız lazım. Bunun tarafları, ben sen ya da siz değilsiniz. O zaman yurttaşlar bu ülkede bazı kurumlarla uzlaşma arayışına girmelidir denmeye getiriliyor. Böyle bir uzlaşma da asla olmaması gerekir, doğru değildir. Devletin hiyerarşisi içindeki kurumlarla halkın oturup bir uzlaşma metni hazırlaması anayasa tekniği açısından da anayasanın ruhu açısıdan da doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum."
-"SEÇKİNLERLE YA DA BİR KISIM KURUMLARLA UZLAŞMA OLMAZ"-
Anayasa yapma işinin siyasetin işi olduğunu ve siyasetçi tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Uslu, şöyle devam etti: "Bence burada her ne kadar anayasa yapma işi teknik bir iş ise, anayasa tartışmalarının halk iktidarına karşı devletin iktidar alanı gibi bir iktidar kavgası yarışı olduğunu görmekteyiz bu tartışmaları. O nedenle anayasayı siyasi tercihleri yansıtıyor olması nedeniyle, siyasetin, siyasetçinin yani halkın işi olduğunu düşünüyorum. Aksi halde halkla seçkinler arasında bir uzlaşma arayaşı, 'aman sorunlar çıkmasın, tartışmalar büyümesin, Türkiye krizler yaşamasın' diye anayasanan yumuşak karnı diyebileceğimiz bir kısım kurumlarla uzlaşı arayışını kesinlikle doğru bulmuyorum."
-"367'Yİ TOPLUMA DAYATAN VE BRİFİNGLERE KOŞAN YARGIYA NE DİYECEĞİZ"-
Uslu, panele konuşmacı olarak katılan 22. dönem milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın 'yargının bağımsızlığı' konusundaki eleştirelerine de cevap verdi.
Anayasadan kaynağını alan kurumların vicdanları rahatsız eden hatalar yaptığına dikkat çeken Uslu, şunları ifade etti: "Konumuz değil ama sayın Yalçınbayır söyledi diye söylüyorum. Yargının bağamsızlığından bahsediliyor. Tabiki yargının bağımsızlığı önemli. Peki 367 konusunu getirip topluma dayatan bir anayasa mahkemesine ne diyeceğiz. Birifinglere koşan bir yargıya ne diyeceğiz. Tesev bir araştırma yaptı. 'Hukukmu devletmi ikilemiyle karşı karşıya kalındığında ne yaparsınız' sorusuna yargıçların yüzde 65'i 'Devletten yana tavır koyarım' diyen yargıçlara ne diyeceksiniz. Milletin seçtikleri hoşuna gitmediği için gece yarısı bildirisi yayınlayanlara, bu bildiri karşısında hukuku, hukukun üstünlüğü, milletin iradesi konusunda duyarlılık göstermeyen yargıya ne diyeceksiniz. Dolayısıyla demokrasi dışı konulara ilham verdiği, yataklık yaptığı bu anayasa süratle değiştirilmeli. Sorunları bizatihi kaynağıdır."
22. dönem milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır ise yaptığı konuşmada, anayasa yapım sürecinin genel kabul görmesi ve eleride rahatlıkla değiştirilebilmesi için çok önemli olduğunu kaydetti. Anayasa yapımında katılımcı, çoğulcu ve bütün düşüncelerin ifade edildiği bir ortamın oluşturulmasının önemine işaret eden Yalçınbayır, bir toplum sözleşmesi olan anayasanın herkesin bir parçası olduğunu vurguladı.
-"BENİM DEDİĞİM HÜKÜMLER KONULSA BİR ÇOK BAKAN VE BAŞBAKAN YÜCE DİVANA GİDER"-
Dokunulmazlıklar ve yargı bağamsızlığı gibi konuların anayasada yeterince işlenmediğini savunan Yalçınbayır, Başbakan ve bakanlar başta olmaz üzere bütün milletvekillerini eleştirdi. Anayasanın gizli yapılmamasını ve milletvekillerinin dokunulmazlık konusunda halka verdiği sözleri kapalı kapılar arkasında yerine getirmesini isteyen Yalçınbayır, şöyle konuştu: "Yargının bağamsızlığı yanında ben birtek şey istiyorum. Anayasanın 138. maddesi mahkemelere kimsenin talimat veremeyeceğini, telkin ve tavsiyede bulunamayacağını, mahkeme kararlarının herkesi bağladığın belirtiyor. Kuvvetler ayrılığı gereği bir madde ilave edin oraya. 'Mahkeme kararlarını yerine getirmeyenlerin, 1- dokunulmazlıklarının kaldırılması ve memurların idari izne tabi olmaması. Size Bursa'dan 3 örnek vereyim. Orhaneli termik santrali dereceden geçmişkarar, -geçmesede mahkeme kararı, yürütmeyi durdurma karıda olsa hepsi var- Bakanlar Kurulu'nun prensip kararı ile hemde benim parlementomda, benim üyesi olduğum hükemet tarafından prensip kararıyla mahkeme kararı askıya alınmıştır. Yatağan Termik Santrali de yine aynı şekilde karar alınmıştır. Kargill'le ilgili yine karar alınmıştır. Yargı kararı hiçe sayılmıştır. Benim dediğim hüküm konulsun, bir çok bakanın ve başbakan yüce divana gittiğini göreceksiniz."
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şube Başkanı Dr. Levent Korkut da, anayasada önemli olan konsensüs olduğunu belirterek, "Metni iyi yazmayabilirsiniz ama konsensüs varsa metin düzeltilir. Anaysanın değişmeden uzun süre kalabilmesi için konsensüs şarttır. Bununla birlikte anayasayı yorumlamakta çok önemlidir. Yargıcın anayasayı nasıl yorumladığı önemlidir. Çok iyi bir anayasayı yargıç yorumlayarak kötü hale getirebilir. Bizdeki anayasa çalışmaları anayasayı sivilleştirme amacı taşıyor. Anayasanın kritik maddelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Mesela egemenlik gibi. Bunlar olumlu düzeltmelerdir." şeklinde konuştu.
Mazlumder Eski Genel Başkanı Yılmaz Ensarioğlu ise anayasanın hazırlanış sürecinin önemine dikkat çekti.
Ensarioğlu, şunları söyledi: "Anayasanın tüm sivil toplumun katkılarıyla hazırlanmalı. Ama şimdi nasıl hazırlandığı belli değil. Eğer toplumun tüm kesimlerince hazırlanmışsa o anayasa uzun ömürlü olur. Yoksa bu anayasa yeni tartışmaları beraberinde getirir."