Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, "Orta ve yüksek gelir grubundan kadınların yüzde 71'i eşlerinden şiddet görüyor. Toplumda gelinlik giyip otostop yapmak tahrik unsuru sayılıyor" dedi.
Türkiye Yardım Severler Derneği (TYSD) ve Anadolu Üniversitesi (AÜ) tarafından yürütülen "Toplumsal Çalışmalar ile Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele" projesi kapsamında Turgut Özakman Toplantı Salonu'nda bir konferans düzenlendi. Konferansta konuşan Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, toplum içinde kadının yerinin erkekler tarafından belirlendiğini belirterek, "Kadınların hal ve tavırları tahrik edici unsur olarak kabul edilmektedir. Gelinlik giyip otostop yapmak, toplumda tahrik unsuru sayılıyor. Bazı köşe yazarları ve savunucular bu durumu 'tahrik edici' olarak tanımlıyor. Basın da kadını cinsel bir meta olarak sunuyor. Kadın üzerinde büyük bir baskı var. Kadınların bedeni, kendilerine bırakılmalı. Kadınsız ortamlarda, kahvehanelerde kadının toplum içindeki yeri belirleniyor. Pippa Bacca'nın öldürülmesi de bunun bir yansımasıdır" şeklinde konuştu.
Kadına yönelik şiddeti, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihi bir göstergesi olarak tanımlayan Kaptanoğlu, "Kişiler arası şiddet, 15-44 yaş arası kadınların ölüm nedenleri arasında 10. sırada yer almaktadır. Dünyada her 3 kadından biri yaşamı boyunca en az bir kez dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor veya taciz ediliyor. Türkiye'de de durum aynı. Dövülen kadınların yarısı kimseye bundan söz etmiyor. Şiddete uğrayan kadınların sadece üçte biri ailesinden destek alıyor" diye konuştu.
Kültürel seviyenin yükselmesiyle kadınların şiddete karşı durmak konusunda daha kararlı olduklarını ifade eden Prof. Dr. Kaptanoğlu, "Orta ve yüksek gelir grubundan kadınların yüzde 71'i eşlerinden şiddet görüyor. Gecekondu bölgesinde yaşayan kadınlarda ise bu oran yüzde 97 seviyesinde. Kadınların yüzde 70'i 'kadınlar fiziksel cezayı hak eder' önermesini kabul ediyor. 'Kadın ve kızlar şiddet kullanılarak disipline edilebilir' önermesini kabul eden erkeklerin oranı ise yüzde 40. Günümüze yaklaştıkça bu oranlarda değişiklikler olmaya başladı. 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 90'ı 'haklı görülecek dayak yoktur' önermesini kabul etmişlerdir" ifadesinde bulundu.
İnsanların ilk doğduğu andan itibaren yoksun olduklarını ve koruyucu olarak gördükleri annenin yerine koyabilecekleri nesneler aradıklarını, bulamadıklarında ise saldırganlaştıklarını vurgulayan Kaptanoğlu, "Bu kimi zaman bir oyuncak, kimi zaman bir diploma veya sertifikadır. İnsan anne yerine ikame edecek nesne eksikliğinde şiddete başvurur. Şiddet insanın içinde doğuştan var olan bir olgudur ve engellemelerle ortaya çıkar. Kültürel seviye arttıkça şiddet eylemi daha rafine, daha ince bir hale gelir.
Doğuştan gelen bir dürtü değil, engellemeler karşısında ortaya çıkan bir tepkidir. Psikopatlık kişinin içinde yaşadığı engellemelerle ortaya çıkar ve genel şiddet eğilimleri içindeki oranı çok düşüktür" dedi.
Kaptanoğlu, üniversitelerin olduğu yerlerde kadına uygulanan şiddetin oranın daha yüksek olduğuna dikkat çekerek bu illerden bir tanesinin de Eskişehir olduğunu söyledi. Konferansta, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Dr. Yavuz Tuna ve Avukat Altan Ulutaş da birer konuşma yaptı.
(EC-MŞ-ÖZ-Y)