Ergenekon iddianamesinde örgüt gizliliği, kişiler arasında gizli bağlantılar bulunduğu ve Kuvayi Milliye Derneği'nin yapılanmasına ilişkin bilgilere yer verildi. Ayrıca Erol Ölmez'e Çarşamba cemaatini takip etmesi için akşam 20.00, sabah 08.00 nöbet tutarak kontrol etmesi konusunda görev verildiği, onun da kılık kıyafet değiştirerek görevini yerine getirdiği ifade edildi.
Mehmet Fikri Karadağ'ın Karaköy'de bulunan Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye giderek Sevgi Erenerol ile buluştuğu, aralarında da örgütsel gizlilik içerisinde bağlantı bulunduğu ifade edildi. Mehmet Fikri Karadağ'ın, ayrıca Türk Dünyası vakfında buluştuğu Veli Küçük ile irtibatlı olduğu belirtildi. Gizli tanık 17'nin ifadesinde Çanakkale'de yapılan Cumhuriyet Mitinginden sonra Veli Küçük'ün, Kuvai Milliye Derneğine gelerek Mehmet Fikri Karadağ görüştüğünü, dernek olarak mitingin siyasi gösteriye dönüştürüldüğü düşüncesiyle miting alanından ayrılmasını eleştirdiğini söylediği öğrenildi. Bu sözleri söyleyen Veli Küçük ile Mehmet Fikri Karadağ arasında da örgütsel gizlilik içerisinde bağlantı bulunduğu değerlendirilmesi yapıldı.
Almanya'da silahlı saldırı sonucu öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olarak bilinen Ertuğrul Yılmaz'ın cenazesine Muzaffer Tekin'in resmi üniforması ile katıldığı ifade edildi. Aynı cenazeye Veli Küçük ile irtibatlı olduğu ileri sürülen Sedat Peker'in kardeş ve adamlarının da katıldığı anlatıldı. Tanık 17'nin, Mehmet Fikri Karadağ tarafından avukat Kemal Kerinçsiz'e üzerinde adalet sembolü bulunan bakırdan bir levha gönderdiğini, ne amaçla gönderildiğini ise bilmediğini ifade ettiği belirtildi. Levhayı götüren dernek görevlisi Niyazi Kıyak'ın, ayrıca Sami Hoştan'a bir zarf götürdüğü, Hoştan'ın da Fikri Karadağ'a para gönderdiği de tanık 17'nin ifadesindeki detaylar arasında yer alıyor.
Danıştay saldırısıyla ilgili olarak hüküm giyen Osman Yıldırım'ın tanık sıfatıyla alına ifadesinde Necip Hablemitoğlu'nun Veli Küçük'ün azmettirmesi sonucu öldürüldüğü, Küçük ile Osman Gürbüz arasında da bağlantı olduğunun telefon kayıtlarıyla belirlendiği ifade edildi.
Ergenekon terör örgütüne bağlı "Lobi yapılanması"nın kararı ile Kuvai Milliye Derneğinin kurulduğu ifade edildi. Genel Başkanlığını yapan Karadağ'ın bizzat veya azmettirmesi ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat toplayıp kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine veya benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı kişisel veri olarak kaydettiği anlatıldı. Karadağ'ın, örgüt ve amaçlarına aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı amaçladıkları kaydedildi. Kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığını temin amacıyla ülkede bir karışıklık veya silahlı halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provokatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulundukları açıklandı.
Bütün telefon konuşmaları, tanık ifadeleri ve toplanan delillerden sonra Ergenekon terör örgütünün yöneticisi konumunda olduğu belirtilen Fikri Karadağ hakkında Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması, Danıştay saldırısına azmettirme gibi 16 ayrı suçtan yargılanmasının talep edildiği belirtiliyor.
-KUVAYİ MİLLİYE'NİN YAPILANMASI-
İddianamede sayfalarca Kuvayi Milliye Derneği'nin yapılanmasına ilişkin bilgi verildiği, bu yapılanma ile ilgili olarak gözaltına alınan kişilere yöneltilen sorular dikkat çekiyor. Derneğin, internette "Özel Büro" adı altında bir Hack grubu olduğu bilgisine yer verildi. İfadelerde bu oluşumun, terör amaçlı örgütlerin sitelerini çökerttiğinin ileri sürüldüğü belirtildi.
Vatansever Kuvvetler Güçbirliği ile aralarındaki irtibattan bahsedilen dernek mensuplarının, "Ulusal güç birliği yeniden Kuvayi Milliye" adı altında bir oluşum içinde de yer aldıkları ifade ediliyor. Deprem ve afetlerde yardımcı olmak için AKUT benzeri üyeleri içerisinde oluşturdukları arama kurtarma isimli bir birimin de dernek bünyesinde yer aldığı ifade edildi. Bu birimde çalışanlara Kuvayi Milliye Derneği kimlikleri verildiği ve kimliklerin üzerinde ise "Özel kuvvetler birliği" yazıldığı anlatıldı.Bir dergide yayınlanan ve derneğin 2 bin motorize birlikten oluşan telsiz irtibatlı ekipler hazırladığı, İstanbul'un her iki yakasında başta Kürt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları şeklindeki habere de yer verildi. Elinde 13 bin 500 hain listesi bulunduğu şeklinde açıklamalar yaptığı ileri sürülen Mehmet Fikri Karadağ'ın, bu şekilde duyumları olduğunu ancak kendisinin haberi olmadığını söylediği anlatıldı.
İşlenecek tek suikast için trilyonların gözden çıkarılmasına rağmen dernek gelirinin nereden sağlandığını bilmeyen sanıkların, sadece üyelerden aylık 1 YTL aidat alındığını söyledikleri ise dikkat çeken açıklamalar arasında yer aldı. Mersin Kuvai Milliye Derneğinde düzenlenen toplantıda Mehmet Fikri Karadağ'ın, ölmek ve öldürmek ikazından sonra yemin ettirmesine ilişkin kamera kayıtlarının bulunduğu ifade edildi.
Kuvayi Milliye Derneği'nde bulunan 27 adet sim kartıyla ilgili olarak soruları cevaplayan sanıkların, kartların Vodafon firmasına ait olduğunu, hat alana bedava cep telefonu verilmesi nedeniyle bu kadar çok kart bulunduğunu söyledikleri açıklandı.
-ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI'NA SUİKAST PLANI-
Hüseyin Görüm'ün özel bir televizyon kanalında yayınlanan programın yapımcısı ile Jandarma Binbaşı Asım Sürer'e gönderdiği mailde, Danıştay saldırısından sonra başka bir suikasti daha haber verdiği hatırlatıldı. "Aşağıda sıralayacağım bilgileri belki de hayatım pahasına da olsa paylaşmak zorundayım. Çünkü ülkemiz çok karanlık bir dönemecin tam başında ve her taraftan bu olaylar tetikleniyor. Alparslan Aslan yani Danıştay tetikçisi ve kilit adamı, susma hakkını aşağıda belirteceğim ve araştırınca ulaşabileceğiniz şahıs, ikinci eylemi rahatlıkla gerçekleştirsin diye kullanıyor. İkinci eylem, Anayasa Mahkemesi Başkanına bir hafta içinde evinin önünde Glock marka silahla TİT tetikçisi olan Tarkan Coşkun tarafından yapılacaktır. Arslan ve Tarkan, tüm eylemlerin başından beri birlikte hareket ediyordu. Arslan yakalanınca Tarkan eylemini gerçekleştirmek için şu an Marmaris'te saklanıyor. Arslan da susma hakkını eylemden sonra bozacaktır. Bu eylemleri finanse eden kişi direk Tarkan ile irtibatlıdır." Tarkan'ın telefonunu veren Görüm'ün, mailinin sonunda "Araştırma cesaretini gösterirseniz tüm gerçeklere ulaşırsınız. Bol şanslar." şeklinde bir ihbarda bulunduğu bilgisi iddianamede yer aldı.
Görüm'ün ihbarında adı geçen Tarkan Coşkun'un 23 Eylül 2006 tarihinde polise teslim olduğu, kendisinin TİT mensubu olduğu, sivil topluma karşı eylemler gerçekleştirmesi istendiği için kaçtığını ve hayatının da tehlikede olduğunu söylediği bilgilerine yer verildi.
-İSLAMİ CEMAATLERİN İÇİNE SIZMAYA ÇALIŞMIŞLAR-
Erol Ölmez'in Kahraman Şahin ile yaptığı telefon konuşmasından Kuvayi Milliye üyelerinin, merkezi Çarşamba'da bulunan bir cemaatin yapısını inceleyip içine sızmaya çalıştıklarının anlaşıldığı ifade ediliyor. Erol Ölmez'in, "Taksime geçiyorum. Oradan da Çarşamba'ya geçeceğim. İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani. Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi, o taraf Çarşamba'ya..." dediği ifade ediliyor. Kahraman Şahin'in ise "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de..." diye cevap verdiği, Erol Ölmez'in de konuşmasına "Yok ben tutarım, ben hoca adamım biliyorsun. Sakal bıraktım. Haberin yok galiba. Molla oldum ben de." diye devam ettiği anlatılıyor. Kahraman Şahin'in, "İmam Hüseyin de bıraktı." sözleriyle konuşmanın bittiği ifade ediliyor.