Ergenekon İddianamesi'nde, Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantılı bazı çevrelerin gerçekleştirdikleri eylemlerle ülkede kamu barışını ve istikrarı bozmayı amaçladıkları anlatılıyor.
İddianamenin "Halkın Sosyal Sınıf, Irk, Din, Mezhep veya Bölge Bakımından Farklı Özelliklere Sahip Bir Kesimini, Diğer Bir Kesimi Aleyhine Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik, Halkın Bir Kısmını Diğer Bir Kısmına Karşı Silâhlandırarak Birbirini Öldürmeye Tahrik Eylemleri" başlıklı bölümünde şu ifadeler yer alıyor:
Ülkede kamu barışını ve istikrarı bozmak için uğraşan çevrelerin son yıllarda bu tür provokatif faaliyetlerini artırdıkları, bu eylemler arasında hedefler ve işlenme tarzları itibariyle paralellikler bulunduğu, aynı merkezden yönlendirildikleri kanaatini oluşturacak benzerlikler taşıdıkları görülmektedir.
Bunlardan en önemlileri tarih sırası ile aşağıda özetlenmiştir.
1- Rahip Andrea Santora Cinayeti: 5 Şubat 2006 günü Trabzon ilinde Rahip Andrea Santora uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Olayın faili ise 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin isimli kişidir. Olayda Glock marka silah kullanılmıştır. Oğuzhan Akdin'in savunmasında, Avrupa'da Hz. Muhammet hakkında yayınlanan karikatürler nedeni ile cinayeti işlediğini ifade ettiği öğrenilmiştir.
2- Danıştay saldırısı: 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldın sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin görevi başında şehit edilmiş, 3 Yüksek Yargıç ile 1 Tetkik Hakimi de öldürülmeye teşebbüs edilmiştir. Fail Avukat Alparslan Arslan olaydan hemen sonra yakalanmış, ilk beyanlannda saldrıyı Dairenin verdiği türban kararı nedeniyle gerçekleştirdiğini beyan etmiştir. Olayda Glock marka silah kullanılmıştır. Bu eylemin Ergenekon Terör Örgütü'nün bir eylemi olduğu yukanda tüm ayrıntıları ile açıklanmıştır.
3- Hrant Dink Cinayeti: 19 Ocak 2007 günü Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Ermeni asıllı Türk vatandaşı Hrant Dink uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmiş, bu olayın failinin de 17 yaşındaki Ogün Samast olduğu görülmüştür. Ogün Samast'ın beyanları doğrultusunda olayın azmettiricisi ve planlayıcısı olarak Yasin Hayal ve Erhan Tuncel ile birlikte bir kısım şahıslar daha yakalanmıştır.
4- Zirve Yayıncılık Cinayeti: 18 Nisan 2007 günü Malatya'da Zirve yayıncılığa yönelik saldın yapılmış, saldırıda 4 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu olayın faillerinin de 19 ve 20 yaş grubundaki kişiler olduğu görülmüştür. Bu olayda da yakalanan şüpheliler ilk beyanlarında, öldürdükleri kişilerin Malatya ilinde misyonerlik faaliyetleri içersinde olduklarını, Müslümanlığı kötülediklerini, bu yüzden öldürdüklerini beyan etmişlerdir.
5- YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e yönelik silahlı saldırı: 25 Nisan 2007 günü Ankara ilinde Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) merkez binası önüne gelen bir şahıs tarafından silahla ateş edilmiş ve bu olayın, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e yönelik bir saldın girişimi olduğu değerlendirilmiştir. Olay şüphelilerinden Nurullah İlgün'ün üzerinden, Kuvvai Milliye Derneği'ne ait bir kart çıkmıştır.
6- Ümraniye Bombaları: 13 Haziran 2007 günü Ümraniye ilçesinde 27 adet el bombası ele geçirilmiştir. Bu soruşturmanın başlamasına esas olan olayda ele geçen el bombalannm hangi amaçla ve nerelerde kullanılacağı tespit edilememiştir. Tespit edilen husus bu bombalar ve aynı kapsamda Eskişehir ilinde ele geçen bombalardan 3 tanesinin sözde türban konusundaki karikatürü yayınlamasından dolayı Cumhuriyet Gazetesi'ne atıldıklarıdır.
Bu olayların ise Ergenekon Terör Örgütü'nün bir eylemi olduğu yukanda ayrıntısı ile anlatılmıştır. Yukanda sayılan olayların hepsinin, bu başlık altında anlatılan; halkın, sosyal, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik, halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silâhlandırarak, birbirini öldürmeye tahrik suçlarının amacına uygun olduklan anlaşılmaktadır.
Ergenekon Terör Örgütü'nün, Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırıları eylemleri ile özellikle bu eylem tarihlerinde gündemde olan türban tartışması tarafları, tartışma zemininden artık kamplaşmaya çekmeyi, toplumun farklı görüşe sahip kesimlerini birbirlerine ve nihayetinde yönetime karşı silahlı ayaklandırmayı, bu şekilde ülkede kargaşa ortamı oluşturup ordu içerisinden kendilerine destek olacaklannı umdukları kişiler ile yönetimi ele geçirmeyi amaçladıkları anlaşılmaktadır.
Ergenekonun bu bölümünün sonundan gizli tanıkların ve örgüt üyelerinin telefon görüşmeleri ayrıntılı olarak açıklanarak, yukarıda anlatılan eylemlerle bağlantıları gözler önüne seriliyor.