Ümit Milli Takım'da başlayan antrenörlük kariyerini Bursaspor'da sürdüren daha sonra Karşıyaka ile devam eden ve son olarak geçtiğimiz sezonun son döneminde Kocaelispor'un başına geçen Teknik direktör Engin İpekoğlu yeni sezon ile ilgili hedeflerini Futbol Federasyonu'nun "Tam Saha" dergisine anlattı.
Fenerbahçe'de oynadığı dönemlerde bir röportajında ileride teknik direktörlüğü kesinlikle düşünmediğini söyleyen Engin İpekoğlu bu kararını neden değiştirdiğini şöyle açıkladı:
"Maalesef zaman zaman birçok teknik adam gerek teknik gerekse idari anlamda istemediği şeyleri yapmak zorunda kalıyor. Tabii bunları yaşayan ve bir takım haksızlıkları gören birisi olarak "Bu işi yapmak zorunda mısınız? İşini kuralı bu mudur?" diye düşünmüş ve "Bu işi yapamam" kararına varmıştım. Futbolu bıraktıktan son 1.5 sene ara verdim ama herkes ısrarla "Ne zaman antrenörlüğe başlıyorsun?" gibi söylemlerle geliyordu. Sonra oturup "Ben bu işi yapabilirim" diye düşündüm. Önümde iyi örnekler de vardı ve "Acaba ben de dürüst bir biçimde bu işi başarabilir miyim?" diyerek bir kere denemeye karar verdim."
-"FATİH TERİM VE PARREİRA ÇOK FARKLIYDI"-
Futbolculuk döneminde birçok teknik adamla çalıştığını belirten Engin İpetoğlu kendisine örnek aldığı teknik adamlarla ilgil olarak şunları söyledi:
"Kötü örneklerin yanında elbette birlikte çalıştığım ve örnek aldığım çok değerli teknik adamlar da var. En başta da Fatih Terim geliyor. Özellikle Euro 96'ya katılan Milli Takım oyuncularının herhalde tamamına yakını Fatih Hocamı örnek alıyordur. Keşke onun elde etmiş olduğu başarıları biz de yakalayabilsek. Keza Parreira inanılmaz bir teknik adam ve insandı. Fatih Hocanın farklı bir tarzı vardı. Hem okşar hem ısırırdı. Parerira da çok iyi niyetli bir insandı. Bir gün yüksek ses tonuyla konuştuğunu duymadım. Adaletli bir hocaydı. Mustafa Denizli ve Gordon Milne de benim için önemli teknik adamlardı."
-"KALECİDEN DAHA İYİ TEKNİK ADAM OLUR"-
Kaleciden teknik direktör olmaz görüşünede değinen İpekoğlu, "Kaleciden olabildiğinden daha iyi teknik direktör olur. Çünkü oynadığı dönemde saha içinde her yeri gözlemleyen, önündeki savunmayı uyaran, nasıl pozisyon alacağını gösteren, ölü toplarda adam paylayışımı yaptıran kaleci zaten yarı antrenör gibidir. Bu anlamda teknik adamlığa zaten antrenmanlı geliyorsunuz. Önümüzde iyi örnekler de var. Parreira, Şenol Güneş, hocaların hocası Metin Türel gibi. Bir defans oyuncusu transfer ederken yanılma ihtimalim çok düşük. Hayatım defansla iç içe geçti. Üst düzeyde futbol oynadım ve en azından futbolcudan anlarım. Oyunu organize ederken orta sahayla da iç içesiniz. Bir de rakip forvetlerle mücadele ediyorsunuz. Bu anlamda, kalecilerden olabildiğinden daha iyi teknik direktör olur diye tekrar ediyorum" diye konuştu.
-"İYİ FUTBOL OYNAMAK İKİNCİ PLANDA"-
Türkiye'de yeteri kadar yerli teknik adama şans verilmediğini belirten Engin İpekoğlu, göreve gelen antrenöründe iyi futboldan ziyade sonuca yönelik futbol oynattığını söyledi. Engin İpekoğlu, "Türkiye'de teknik adamla 3 yıllık anlaşma yapmanın ne anlamı var? Eğer 3 yıllığına getirdiysen sonuna kadar sahip çık, değerlendirmeni de üçüncü yılın sonunda yap. Neden yalandan üç yıllık, beş yıllık mukaveleler yapılıyor, anlayamıyorum. Futbol şablonunu oturtmaya gelince; tabii ki özellikle yeni jenerasyon antrenörlerin amacı güzel futbol. Futbolcu oynadığı futboldan keyif alacak. Artı bol gol olacak ve bu da yetmez, kazanacaksın. Bunların hepsini bir arada başarmak mümkün değil. Tabii ki zaman zaman sezon içinde 4-5 maç bu hedefe ulaşabilirsiniz ama genel anlamda birçok teknik adam rakip takımı oynatmamaya dönük bir anlayışla sahaya çıkıyor. Bu konuda kimseyi de suçlayamayız. Sonuçta futbol bir strateji oyunu. Eğer ben rakip takımı oynatmayıp kazanabilirsem sahaya bu kurguyla çıkarım. Ama rakip takım üzerime gelsin, kontrataklarda zaafı var diye düşünüp sonuç alabiliyorsam da bunu yaparım. Ancak dünya genelindeki istatistiklere baktığınızda olgun atakla oluşan gollerin oranı yüzde 15. Siz istediğiniz kadar olgun atak geliştireceğim, göze hoş gelen futbol oynayacağım diye çalışın, sonuç itibarıyla futbol bir strateji oyunudur ve o gün stratejisini doğru belirleyen teknik adamın takımı kazanır" ifadesini kullandı.
-"TÜRKİYE'DE KALECİ SIKINTISI YOK"-
Eski bir milli kaleci olarak Türk kaleciliğinin bugün geldiği noktayıda değerlendiren Engin İpekoğlu, "Kalecilere, koruduğu kaleye gelen her topu tutması gerektiği gözüyle bakılıyor. Ama böyle bir kaleci yok. Bizde kaleciler inanılmaz biçimde eleştiriliyor. Ama geriye dönüp baktığımızda elemelerdeki Yunanistan ve Norveç maçlarında kalecilerin yaptığı hataları hatırlıyoruz. Bunlara bir de finallerde Cech'in yaptığı hatayı ekleyin. Acaba o kaleciler ülkelerinde bizdeki kadar yerden yere vuruldu mu? Nikopolidis finallerde de takımının kalesini koruyordu. Bizde olsaydı o kaleciyi asardık! Bence Türkiye'de hiçbir şekilde kaleci sıkıntısı yok. Rüştü de Volkan da şimdi bize gelen Serdar da son derece yetenekli kaleciler. Bugün çok sayıda Türk kalecinin liglerde oynaması da rekabeti ve dolayısıyla kaliteyi artırıcı bir faktör" dedi.
-"SÜPER LİG'DE RÜŞTÜMÜ İSPATLAMAK ZORUNDAYIM"-
Engin İpekoğlu son olarak ise Süper Lig'deki hedefleri ve teknik kariyeri ile ilgili soruya ise şu cevabı verdi:
"Şampiyon olduktan sonra başkanla oturup konuştuk. "Öyle bir takım oluşturalım ki, 5 senelik büyük çabaların sonucunda Süper Lig'e çıkmış bir ekip olarak bir daha tehlikeli bölgelerde dolaşmayalım" fikrinde birleştik. Kadromuzu da buna göre şekillendirdik. Fatih Hocam bu gidişle 2022 yılına kadar Milli Takım'da kalır (Gülüyor). Tabii ki belli hedeflerim var. Ama şu da bir gerçek ki ben teknik direktör olarak rüştümü ispatlamak zorundayım. İstikrarlı bir şekilde Süper Lig'de birkaç sezon takım çalıştırmam ve elle tutulur bir başarı elde etmem lazım. Sonrasını ise ancak bunları başardıktan sonra göreceğiz" diye konuştu.