Uzmanlara göre alerji, gelişen tedavi yöntemlerine rağmen hala bu hastalığa yatkın kişileri ölüme götürecek kadar ciddi sonuçlara neden olabiliyor.
İnsanların bu hastalıklara yatkınlığının belirlenmesinde, genetik faktörler kadar çevresel faktörler de önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, çocukların bağışıklık sisteminin gelişiminin, allerjen maddelere verilen tepkilerin belirlenmesinde önemli olduğunu söylüyor.
Uzmanlara göre, çok çocuklu ailelerde ve erken yaşta yuvaya gönderilen çocuklarda astım ve alerjik hastalıkların daha az görülmesinin nedeninin bu çocukların daha çok enfeksiyon geçirmeleri.
Özel Bahar Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kösecik, alerjinin vücuda dışarıdan giren çeşitli maddelere karşı gösterilen anormal bir tepki olarak tanımlanabileceğini kaydetti.
Bazı kişilerin doğuştan alerjiye daha yatkın olduğuna işaret eden Doç. Dr. Kösecik; "Doğuştan, genetik olarak alerjiye yatkın olma durumuna atopi, böyle kişilere de 'atopik kişi' denir. Atopik kişilerde alerjik hastalığın ortaya çıkmasında, örneğin astım belirtileri görülmeye başlanmasında çevresel faktörlerin çok önemli bir etkisi vardır. Nitekim genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinin sadece yüzde 25'inde aynı alerjik hastalık bulunur. Alerji yalnız kalıtsal faktörlerin etkisiyle ortaya çıkıyor olsaydı, her 2 çocuğun da aynı alerjik hastalığa sahip olması gerekirdi. Alerjik hastalıkların ortaya çıkması için atopik özelliğe sahip kişinin belirli bir süre allerjenlerle temas etmesi gerekir. Buna duyarlılık kazanma süresi denir ve birkaç haftadan birkaç yıla kadar değişebilir. Alerjik hastalıklar, allerjenle mast hücresi yüzeyindeki antikorların buluşma yerlerine göre farklı hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Dünyaya alerjiye yatkın olarak gelen çocuklar, geçirdikleri enfeksiyonlar sayesinde mikrop ve virüslerle mücadele etmeyi öğrenirler. Bağışıklık sistemi bu enfeksiyonlar sayesinde güçlenir. Buna karşılık, çok temiz ortamlarda büyüyen, çok az enfeksiyon geçiren ve çok sık antibiyotik verilen çocuklar, yeteri kadar mikropla karşılaşmadığından, alerjiye daha yatkın olurlar." dedi.
Çok çocuklu ailelerde ve erken yaşta yuvaya gönderilen çocuklarda astım ve alerjik hastalıkların daha az görülmesinin bu çocukların daha çok enfeksiyon geçirmeleriyle açıklanabileceğini belirten Kösecik, buna karşılık az çocuklu ailelerde ve topluma fazla girmeyen ve daha az mikropla karşılaşan çocuklarda astım riskinin yüksek olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Kösecik, "Çocukluk çağında çok sık antibiyotik kullanılması astım riskini artırıyor. Çocuğunuzun boğazı ağrıyor, ateşi var, burnu akıyor diye üzülmeyin ve de hemen antibiyotiklere sarılmayın. Çocuğunuzu erken yaşta yuvaya gönderin. Astım ve alerjiler, köy, çiftlik gibi ortamlarda büyüyen çocuklarda ve hatta gebeliklerini bu tür yerlerde geçiren kadınların bebeklerinde de daha az görülür. Bu gibi yerlerde kedi, köpek ve diğer çiftlik hayvanları ile iç içe büyüyen çocuklar daha fazla mikropla karşılaştıkları için, bağışıklık sistemleri daha güçlü olur ve alerjiye yatkınlıkları da azalır." diye konuştu.