MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli, ikitdar ve ana muhalefet partilerine, gerginlik siyasetini gözden geçirmeleri, rejim ve demokrasi ortak paydasında buluşacakları bir diyalog sürecini başlatmarı çağrısında bulundu. Bahçeli, "Böyle bir yumuşama ortamının estireceği 'bahar havası', gerilen siyasetin ve ağırlaşan krizin normalleşme sürecine sokulması için büyük önem taşımaktadır" dedi.
MHP Grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ÖSS'yi eleştiren sözlerine tepki gösterdi. ÖSS'nin yarının Türkiye'sinde yapılmasının fiziken de mümkün olmaktan çıkacağını dile getiren Bahçeli, yıllarca süren bir eğitimin sonucunun, yalnızca üç saat süren sınava bağlamanın eğitimin hedefine uygun olmadığını kaydetti.
Başbakan'ın bir konuşmasında, bu sınav sistemine ve bu sistemin yarattığı dershane kültürüne yaptığı eleştirilerin ilk bakışta haklı bulunabileceğine işaret eden Devlet Bahçeli, "Burada tuhaf olan durum, Sayın Başbakan'ın iktidarı ile geçen yıllarda, tam altı sınavın yapılmış olması ve kendisinin bu gerçeği altıncısında hatırlamış bulunmasıdır. Altı yıldır tek başına iktidar olan AKP, kapsamlı bir eğitim reformunu gündemine almamış, bu mağduriyeti giderecek hiçbir somut adım atmamıştır. Altı yıla yakın bir süredir Başbakanlık koltuğunda oturan bir siyasetçinin, bu durumun garabet olduğunu söylemesi, başlı başına bir garabettir" şeklinde konuştu.
MHP'nin iktidar olması durumunda uygulanacak eğitim sistemi hakkında bilgi veren Devlet Bahçeli, "Üniversite giriş sınavı kaldırılacak, bunun yerine ilköğretim ve orta öğretimde etkili bir yönlendirmeye bağlı olarak, uygulanacak müfredat ile orta öğretim başarısını ve orta öğretim sonunda yapılacak 'Olgunlaşma sınavını' esas alan ve fırsat eşitliğini gözeten üniversiteye geçiş sistemi uygulamaya konulacaktır" dedi.
KAMU GÖREVLİLERİNİN ÖZEL HAYATLARI
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin kırılgan siyasal bir fay hattının üzerinde, çok cepheli ve çetin bir iktidar mücadelesinin içinde kıvrandığını ve hırpalandığını belirterek, ana muhalefetin de katılımıyla keskin bir toplumsal kutuplaşma yaşandığını kaydetti. İsim vermeden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral ilker Başbuğ ve Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun ile ilgili iddialara değinen Devlet Bahçeli, kamu görevlilerinin özel hayatlarının ifşa edildiğini, özel anlamlar çıkartılarak kuşkuların hâkim kılındığını, karşılıklı güvenin yok edildiğini söyledi.
İnsanların izlenerek bunlardan komplolar çıkartılmaya çalışılmasının toplumda derin bir güven bunalımına neden olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle dedi: "Başbakan Erdoğan'ın 'Ankara'daki karanlık senaryolarda biz yokuz' açıklaması, ülke yönetiminden sorumlu bir hükümetin sürüklendiği çaresizliğin ilk ağızdan itirafıdır. Bu sözler hükümetin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, hükümetin gelişmelerden habersiz olacağı anlamına da gelmeyecektir. Sayın Başbakan; varlığını ikrar ettiği karanlık senaryoların önlenmesi için hükümetinin ne yaptığını ve hangi tedbirleri aldığını açıklamak zorundadır. Siyasi otorite, kaybetmeye başladığı iktidar olma niteliğini skandallar ve komplolar üzerinden siyaset yaparak sürdürme çabasındadır."
"TRENDEN İNME OLAYI"
Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, bugün yaşanan siyasi, ekonomik, toplumsal darboğazın öncelikli sorumlusu ve sebebi olduğunu iddia ederek, Başbakan'ın da artık bu gerçeğin farkına vardığını ve partisinde muhtemel bir çözülmeyi durdurmak için işi artık tehdit boyutlarına vardırdığını savundu.
Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ın yanlış makas değiştirerek, yanlış yöne yol verdiği partisini terke hazırlananlara yönelik 'Trenden inen bir daha binemez' uyarısı, kendi siyasi çizgisindeki 'aktarmalı' yolculuğun dramatik bir tekrarına işaret etmektedir. Dün, devrilen treni terk ederek siyasete başlayanlar, bugün kendi devirdikleri trenden kaçmak isteyenleri engellemek için yol ve yöntemler aramaya başlamışlardır" diye konuştu.
"ERKEN SEÇİM İYİ DÜŞÜNÜLMELİ"
Bahçeli, TBMM'nin kapatılma davası sonuçlanana kadar açık kalması girişimin bir panik halinin göstergesi olduğunu savunarak, Başbakan Erdoğan, bu yaklaşımı ile milletvekillerine olan güvenini tamamen kaybettiğini ortaya koymakta ve ara istasyonlarda ineceklere engel olmak için treni tam hızla sürmeye çalışmaktadır. Sayın Başbakan'ın yaklaşımına göre ise seyir halindeki AKP treninden atlayacak olanların akıbetlerinden ise kendileri sorumlu olacaktır.Kapatılma davası sonuçlanana kadar meclisin tatile çıkarılmaması yönündeki AKP girişimi bir seçim hazırlığı olarak da yorumlanmalıdır.Ancak, henüz üzerinden bir yıl bile geçmeden tekrarlanması halinde yapılacak bir seçimin siyaseten ülkemize ne kazandıracağını veya neleri kaybettireceğinin tahlili mutlaka iyi yapılmalıdır" şeklinde konuştu.
"ANA MUHALEFETE UYARI"
Yaşanan zincirleme etkilerin ağır tahribatının demokratik rejime tehdit boyutlarına ulaşmasının önlenmesi için iktidar ve muhalefetiyle herkesin hassasiyet göstermesi gerektiğini ifade eden Devlet Bahçeli, "Ana muhalefet partisi bu sorumluluktan muaf olmadığı gibi bu konuda imtiyazlı bir konumda da değildir. Ana muhalefetin krizden çıkış sürecine yapıcı bir katkıda bulunması ve bu konuda üzerine düşen görevi, siyasi hesapların yanıltıcı cazibesine kapılmadan yerine getirmesi, demokratik rejime bağlılığının vazgeçilmez bir gereği olarak görülmelidir. Herkesle küs ve kavgalı olmak, bütün diyalog kapılarını kapatmak, bu yöndeki çabaları tartışmadan ve düşünmeden elinin tersiyle itmek, sorumlu muhalefet anlayışı ve demokrasi inancıyla bağdaştırılamayacaktır" dedi.
İKTİDAR VE MUHALEFETE SAĞDUYU ÇAĞRISI
Türkiye'yi germenin, bunu siyasi ranta dönüştürmenin kimseye kalıcı ve muteber bir kazanç sağlamayayacağını dile getiren Bahçeli, iktidar ve muhalefete diyalog ve işbirliği çağrsında bulundu. Devlet Bahçeli, şöyle konuştu: "Bugünkü krizin iki mimarı olan AKP ve CHP'nin çatışma ve kavga üzerine kurulmuş gerginlik stratejilerini gözden geçirmeleri ve rejim ve demokrasi ortak paydası üzerinde buluşacakları bir diyalog sürecini başlatmaları Türkiye'nin hayrınadır. Böyle bir yumuşama ortamının estireceği 'bahar havası' gerilen siyasetin ve ağırlaşan krizin normalleşme sürecine sokulması için büyük önem taşımaktadır. Demokrasinin, bugünkü kriz ortamında rayından çıkmaması, ara rejim heveslilerinin bu yöndeki çabalarının boşa çıkarılması, rejimin geleceği açısından hepimiz için bir demokrasi sınavı olacaktır.Türk milleti ana muhalefet partisinin de bu sınavdan nasıl çıkacağını büyük bir dikkatle izlemektedir. Demokrasinin enkazı üzerinden siyasi ikbal hesabı yapmak, kimseye şeref ve itibar kazandırmayacaktır."
Öte yandan, DP'den ayrılan Ankara Haymana Belediye Başkanı Bünyamin Adamı ve Belediye Meclis üyeleri, grup toplantısında MHP'ye katıldılar. Bünyamin Adacı ve Belediye Meclis üyelerinin rozetlerini Devlet Bahçeli taktı.