'Demokratik Toplumda Darbelerden Söz Etmek Abes'

Emekli Orgeneral Edip Başer, Darbelerin Demokrasiyi Geliştirdiğinin İddia Edilemeyeceğini Belirterek, 'Demokratik Bir Toplumda, Demokratik Bir Yaşamda Darbelerden Söz Etmek Dahi Abes.' Dedi. 

Emekli Orgeneral Edip Başer, darbelerin demokrasiyi geliştirdiğinin iddia edilemeyeceğini belirterek, "Demokratik bir toplumda, demokratik bir yaşamda darbelerden söz etmek dahi abes." dedi.

2. Ordu Komutanı iken emekli olan daha sonra Türkiye Terörle Mücadele Koordinatörlüğü görevinde bulunan Orgeneral Edip Başer İnönü Üniversitesi'nde "Türkiye'nin ulusal güvenliği" konulu bir konferans verdi.

Başer, darbelerin demokrasiye katkısı olup olmadığı yönündeki bir soruya şu cevabı verdi: "Demokratik bir toplumda, demokratik bir yaşamda darbelerden söz etmek dahi abes, bu dahi yanlış. Ama tarihteki her olayı kendi koşulları içerisinde değerlendirmek lazım."

1980 darbesinin birçok demokrata göre, demokrasiyi büyük ölçüde engellediğini ve demokrasiye büyük bir darbe vurduğunu ifade eden Başer, "O günlerde o tarihlerde hatta günümüzde Türkiye'de yaşanan rejimin adına gönül rahatlığı ile demokrasi demek mümkün müdür değil midir? Ben kesinlikle darbe savunması yapıyor değilim. Asker emeklisi olmam hiçbir şeyi değiştirmez. Keşke o darbeler hiç olmasaydı, Türkiye o darbelere gerek kalmadan kendi iç dinamikleri ile o sorunların üstesinden gelebilseydi." şeklinde konuştu.

Başer konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Keşke Beyazıt meydanında her gün 8-10 tane üniversiteli gencin cesedi toplanıp, ana babalarına birer sandık içerisinde teslim edilmeseydi. Keşke üniversitelerimizde kızıl bayraklar dalgalandırılmaya, Galata kulesinden kızıl bayrak sallandırılmaya başlanmasaydı da o darbeler olmasaydı. Elbette gönül bunu arzu ediyor."

Başer, din ve inanç konusunun, yeterli eğitime dayalı ve iyi niyetle kullanılması halinde, ulusal birliğin güçlü olarak oluşturulup korunmasında önemli rol oynayacağını söyledi. Başer, laiklik ilkesini ve çağdaşlaşmayı yanlış değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Samimi inanç sahibi dindar insanları, eğitmek ve aydınlatmak yerine, kendi hataları olmayan dinsel cehaletlerine bağlı bazı davranışları nedeniyle dışlamak, aşağılamak da, bölücü etkiler yaratabilecek çok ciddi yanlışlardandır. Kötü siyasetçilerin dini siyasete alet etme oyunlarına düşmemenin tek yolu ise, laik eğitimdir. Eğitim sistemini kayıtsız şartsız laiklik ilkesine dayalı düzenlemek ve ödünsüz olarak böyle uygulamaktır." dedi.

Soğuk savaşın sona ermesinin, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'nin de "ulusal güvenlik" anlayışında ve "tehdit algılamalarında" köklü değişimlere neden olduğunu belirten Başer, 90'lı yılların başlarında ortaya çıkan yeni durumda, geleneksel tehdit kavramının yerine şu tehdit ve tehlikeler öne çıktığını söyledi: "Bölgesel ve etnik çatışmalar, kitle imha silahları ve uzun menzilli füzelerin yaygınlaşması, kökten dincilik ve etnik bölücülük, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi örgütlü suçlar, uluslar arası terör, komşu ülkelerle mevcut siyasi sorunlar (Kıbrıs, Ege, Ermenistan ile ilişkiler v.b. konular)"

Ulusal varlığı ve değerleri tehdit eden iki temel unsurun cehalet ve kötü yönetim olduğunu belirten Başer, temel tehdidin cehalet, temel tedbirin ise eğitim olduğuna işaret etti. Başer konuşmasında istihbari bilgilerin nasıl elde edildiği yönündeki bir soruyu cevaplarken, Genelkurmay Başkanı'ndan daha üst bir mevkide bulunan birinden kendi telefonunun dinlediğini duyduğunu söyledi.

Haber Yayın Tarihi: 09 Mayıs 2008 Cuma Saat 19:57

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/demokratik-toplumda-darbelerden-soz-etmek-abes-haberi/

(C) 2006-2008 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.