Çin'in Sichuan eyaletini Pazartesi günü vuran 7.9 büyüklüğündeki deprem sonrası bölgeye girmeyi başaran tek Türk haber ajansı Cihan, şiddetli sarsıntının en çok yıkıma neden olduğu yerlerden Dujiangyang'daki enkaz kaldırma çalışmalarını görüntüledi. Cihan muhabiri, enkaz altından çıkarılan kayıpları için ağlayan Çinlilerin acı ve gözyaşlarına şahit oldu.
Depremin üçüncü gününde göçük altında kalanların sağ kalma şansı giderek tükeniyor. Çin resmi haber ajansı Xinhua, resmi ölü sayısını 19 bin 500 olarak açıkladı. Ancak Cihan muhabirinin birinci elden aldığı bilgilere göre, depremin bilânçosu 100 bini aşabilir.
Depremin merkez üssü 112 bin nüfuslu Wenchuan ilçesine karayoluyla hala ulaşılamadı. İlçeye giden 4 ana yoldan birinin bugün kısmen açıldığı kaydedildi. İlçede bugün telefon hatları onarıldı. Bunun üzerine yakınlarına ulaşmaya çalışan yüz binlerce kişi telefonlara sarıldı ancak karşı telefonlar ya kapalıydı yada cevap vermiyordu.
CİHAN muhabiri Dujiangyang'daki insanlık dramına yerinde tanıklık etti. Şehirdeki binaların çoğu çatlamış yada yıkılmıştı. Pek çok binanın önünde üstleri örtülmüş cesetler ve onların başında ağlayan insanlar yer alıyor. Akrabalarını kaybeden gözü yaşlı Çinliler, binlerce yıllık bir gelenek olan mum ve para yakma işlemi yapıyor. Cesetlerin yanına, öteki tarafta karınları acıkmasın diye portakal koymayı da ihmal etmiyorlar.
Güvenlik gerekçesiyle halk çadırlarda yaşamını sürdürüyor. Enkaz altında kalan cesetleri çıkarma çalışmaları aralıksız sürüyor. Şehirdeki en büyük hastane depremde yerle bir olmuş. Buradaki enkaz görüntülerini uzaktan almaya çalışan Cihan muhabirinin görüntü alması bir sebep belirtilmeksizin askeri yetkililer tarafından engellendi. Çalışmaları sadece devlet medyasının görüntülemesine izin veriliyor. Çin'in dışa kapalı yapısı, gerçek bilgileri ülkelerine geçmeye çalışan muhabirlerin işini zorlaştırıyor.
Bir depremzede, Dujiangyang'daki hastanenin karşısındaki bir binanın enkazında 10'dan fazla kişinin bulunduğunu, ancak yetkililerin 'tehlikeli' olduğu gerekçesiyle yardım yapmadığını çaresizce belirtiyor. Sokaklarda ambulans ve siren sesleri eksik olmuyor. Kentin değişik yerlerinde seyyar hastaneler, cep telefon şarj yerleri ve seyyar kaplarda yemek veren merkezler bulunuyor. Elektrik ve suların kesik olduğu şehirde, halk su tanklarından bakraçlarla su taşıyarak hayatını sürdürmeye çalışıyor. Hayatta kalanların ilaç, gıda ve suya ihtiyaç duyduğu kaydediliyor.
Enkazdan çıkarılan cesetleri gören yakınları feryat ederken, bazıları da sinir krizleri geçiriyor.