CHP TBMM Grup Toplantısı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun Türkiye Ziyaretinin Ardından, Türkiye'de Laiklik ve Demokrasinin Yapısal Biçimde Bir Arada Sürdürülmesi İmkanının Kaybolduğunu Açıkladığını Belirterek, "Türkiye'de 10 Yıl Önce Böyle Bir Teşhis Var Mıydı? Tersine Muhteşem Bir Türkiye Örnek Gösteriliyordu. 10 Yıl Önce de Aynı Millet Vardı. 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun Türkiye ziyaretinin ardından, Türkiye'de laiklik ve demokrasinin yapısal biçimde bir arada sürdürülmesi imkanının kaybolduğunu açıkladığını belirterek, "Türkiye'de 10 yıl önce böyle bir teşhis var mıydı? Tersine muhteşem bir Türkiye örnek gösteriliyordu. 10 yıl önce de aynı millet vardı. Ama Türkiye'yi altı yıldır; bu konuda projesi olan, Türkiye'nin laikliğini kaldırmaya sinsi sinsi gayret eden bir ekip yönetiyor" dedi.

Baykal, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Bugünün 1972 yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişlerinin 36. yıldönümü olduğunu hatırlatan Baykal, bir tek kişinin bile canına kast etmemiş 3 gencin idam edildiğini hatırlattı. Bu olayın, tüm toplumda giderek derinleşen bir pişmanlık olduğunu vurgulayan Baykal, "Üç yiğit genç insanı, 36 yıl sonra sevgiyle, dostlukla anıyorum" diye konuştu.

Ekonomideki sorunlara da değinen Baykal, sorunların artık ekonomi bakanları tarafından da inkar edilemez hale geldiğini anlattı. Hükümetin de ekonomideki bu gidişe teslim olduğunu belirten Baykal, gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. Ekonomideki bu manzara içinde en büyük sıkıntının tarım sektöründe yaşandığına işaret eden Baykal, son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 150 arttığını söyledi. Baykal, "Türkiye'de gübreden alınan KDV yüzde 1'e indirilmelidir. Gübre ve gübre hammaddelerinin ithalatında alınan gümrük vergisi sıfırlanmalıdır. Mazottan ÖTV'den alınmamalıdır. Bunlar yapılması gereken acil asgari zorunluluklardır. 'Sadece şikayet ediyor, çare söylemiyor' diyorlar. Çare budur" şeklinde konuştu. Hayvancılık desteklerinin büyük oranda sınırlandırıldığını da belirten Baykal, sütçülükte de büyük sıkıntılar yaşandığını, süt fiyatlarının büyük oranda düştüğünü söyledi.

"TÜRKİYE'DE DEVLET ŞİDDETİ VAR" Tüm dünyada tarım sektörünün stratejik önem kazandığını ve desteklemelerin de arttığını belirten Baykal, dünyada nüfusun arttığını belirterek, "İnsanları laboratuvardan doyuramazsın. İnsanı toprak doyurur, çiftçi, köylü doyurur. Bunun için sulanabilecek her yeri bulamak gerek. Türkiye'de 4 milyon hektar alan sulanmayı bekliyor" ifadelerini kullandı.

Köylünün zor bir dönemden geçmekte olduğunu savunan Baykal, "Köylüye dönük icra takipleri sona erdirilmelidir. Bu ortamda bu en büyük vicdansızlıktır" dedi.

Son dönemde yaşanan olayların hükümetin zihniyetinin ne olduğunu ortaya çıkardığını savunan Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önce 'Öfke bir hitabet sanatıdır' sözleriyle, millete karşı öfkeyi kendisine hak gördüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Daha sonra Kamer Genç'e onlarca milletvekilinin saldırmasını inkar ettiğini belirten Baykal, "Sadece 1 Mayıs'ta değil. 1 Mayıs'ın da ötesinde Türkiye bir süreden beri bir devlet şiddetine maruz kalıyor" diye konuştu.

Devletin kendine emanet ettiği yetkileri, milletin barışı ve huzuru yerine kendi özel hesapları için kullandıklarını savunan Baykal, bunun çok tehlikeli olduğunu ve bunların milletin devlete güvenini sarsacağını dile getirdi. Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörünün tutuklanması olayını hatırlatan Baykal, birkaç gün önce de Türk Tabipleri Birliği Başkanı Gençay Gürsoy'un gece yarısı kaldığı otelden yaka paça alındığını söyledi. Gençay Gürsoy'un 4 yıldır arandığının ve bulunamamasının mantıksız olduğunu anlatan Baykal, "1 Mayıs'a tepki olarak, bu zorbalığı kınadığını ilan edip, İstanbul'daki yöneticileri suçladığı toplantıdan sonra birden sabaha karşı derdest edilip götürülmüştür. Bu hukuk devleti mi? Özgürlük mü? Yetki bu mu? Evet yetkisi var. Ben yetkiyi sorgulamıyorum. Yetkiyi kullanmaktaki zihniyeti toplumun görmesini istiyorum" şeklinde konuştu.

DANIŞTAY SALDIRISI Türkiye'de bir süredir siyasetçilerin kendilerini savcı yerine koyarak iddialar ortaya attıklarını ve bunları ispatlamak için yargıyı harekete geçirmeye çalıştıklarını belirten Baykal, bir siyasetçinin, 'Danıştay olayını bir çete yaptı, çetenin içinde Deniz Baykal da var' dediğini söyledi. Baykal, "Arıyor, arıyor bulamıyor. Bir yıla yakın süredir bu çeteyi bulmaya çalışıyoruz. Arkadaşlar, ayıp oluyor" dedi.

AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun Türkiye ziyaretinin ardından, Türkiye'de laiklik ve demokrasinin yapısal biçimde bir arada sürdürülmesi imkanının kaybolduğunu açıkladığını belirten Baykal, Barroso'nun Türkiye'ye gelince laikliğe karşı tehlike olduğunu gördüğünü anlattı. Baykal, şunları kaydetti:

"Türkiye'yi bu noktaya kim getirdi. Türkiye'de 10 yıl önce böyle bir teşhis var mıydı? Tersine muhteşem bir Türkiye örnek gösteriliyordu. Bu tablo halkın talebi ile ortaya çıkmamıştır. Millet aynı millet, 10 yıl önce de aynı millet vardı. Ama Türkiye'yi 6 yıldır, bu konuda projesi olan, Türkiye'nin laikliğini kaldırmaya sinsi sinsi gayret eden bir ekip yönetiyor. Türkiye, bu ekibi bunun için mi işbaşına getirdi? işsizliği bitirsin, ekonomiyi ayağa kaldırsın, dokunulmazlıkları kaldırsın diye getirdi.

Milletin isteklerine dayanarak iktidara gelenler kendi isteklerini yürürlüğe koymaya çalışmıştır. Türkiye şimdi siyasi varoluş sorunları ile karşı karşıya bir ülke haline gelmiştir." (MÜG-ÖZ-Y)

Haber Yayın Tarihi: 06 Mayıs 2008 Salı Saat 17:33

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/chp-tbmm-grup-toplantisi-11-haberi/

(C) 2006 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.