CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, birden bire Türkiye'de 'Darbeye Hayır' gösterileri yapılmaya başlandığını ve hemen ardından da darbe yapma iddiasıyla anılan kişilerin gözaltına alındığını belirterek, "Bütün bunlar büyük bir planlamanın olduğunu gösteriyor. Türkiye büyük bir senaryonun oynandığı bir ülke haline gelmiştir. Bunlar Türkiye'de tarihi bir virajın, rejim değişikliğinin aradığıyla izah edilebilir" dedi.
Baykal, CHP Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen Parti Meclisi (PM) Toplantısı öncesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye tarihinin bugüne kadar hiçbir döneminde kurumların, toplumun böylesi bir çatışma, gerginlik ve ayrışma noktasına gelmediğini savunan Baykal, bugün gelinen noktada devletim tüm kurumlarının, toplumun değişik kesimleri ve medyanın birbirleriyle giderek kutuplaşan bir ilişki içine girdiğini söyledi. Hukuk sisteminin özünün ciddi bir çatışma ortamına çekilmek istendiğini kaydeden Baykal, "Bu tabloyu gerçekten bir hukuki soruşturmanın, bir yargı incelemesinin, adli bir sürecin gereği olarak, adli yetkililerin kendi takdiriyle olayın akışının icabıdır diye bu noktaya gelse hepimiz saygıyla karşılardık. Ama toplumda bir kuşku var. Bu kuşku, yaşanan sürecin bir adalet süreci değil, bir siyasi hesaplaşma olduğuyla ilgili kaygılardan kaynaklanmaktadır. Bu anlayış toplumda giderek kök salmıştır" diye konuştu.
Siyasetin zaman zaman kendi zemini üzerinden gerginlikler, çatışmalar yaşamasının doğal karşılanabileceğini ifade eden Baykal, "Ama adalet zemininin siyasi çatışma, siyasi misilleme, siyasi intikam arenası haline dönüşmüş olması sadece siyaseti değil, adaleti de, hukuku da, adaleti de ciddi şekilde sarsar. Bu konudaki kaygılar artmaktadır ve bunu haklı kılacak dayanakları vardır" dedi.
Bu yönde bir izlenimin artmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın takındığı tavrın belirleyici olduğunu savunan Baykal, Başbakan Erdoğan'ın Danıştay cinayetinin hemen ardından henüz hiçbir incelemeye gerek duymadan, 'Bu derin bir komplodur. Bu komplonun içinde ana muhalefet partisi lideri de vardır' dediğini belirterek, bunu sorumsuz bir siyasi değerlendirme olarak anlamanın mümkün olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan'ın iktidar yıpratılmak istendiği için Danıştay cinayetinin gerçekleştirildiğine inandığını belirterek, bunun çok vahim bir durum olduğunu söyledi. Baykal, "Adaletin karar vereceği bir konuyu siyasiler hükme bağlarsa adaletin sağlıklı işlemesi söz konusu olamaz" dedi.
Danıştay olayında adaletin işlediğini ve kişisel bir cinayet olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Baykal, bu kararın iktidarda ciddi bir rahatsızlık yarattığını söyledi. Baykal, iktidarın bir süre sonra Ümraniye'de ortaya çıkan tabloyu, içinde varolduklarını düşündükleri komplodan bir çıkış noktası olarak gördüğünü söyledi. İktidara yakın medyanın Ümraniye'deki çeteleşmeyle ilgili olarak derin bir komplo olduğunu kanıtlamak için sistemli yayın yaptığını savunan Baykal, "Sanki savcılar, emniyet, yargı bilmiyor, onlar biliyor" diye konuştu.
Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 9 Temmuz 2007'de gazetecilere 'Ümraniye soruşturmasını dikkatle izleyin. O iş çok büyüyecek' dediğini belirten Baykal, Başbakan Erdoğan'ın da 23 Ocak 2008'de 'çetelere karşı yürütme ve yargının işbirliği içinde çalıştığını' söylediğini belirterek, "Başbakan 'Bunlar bizim iktidara gelmeden önce yaptığımız tespitlerdi' diyor. 'Bunları ortaya çıkarma gayreti içindeyiz' diyor. Şimdi bu gayretin bir aşamasındayız. Savcının değil, daha iktidara gelmeden Başbakan'ın belirlediği istikamette bir noktaya geldiği ortaya çıkıyor. Tüm bunlar nasıl bir siyasi yönlendirmeyle işin yürütüldüğünü bize gösteriyor. Hukuku mu arıyorsunuz, siyasi yönlendirme mi yapıyorsunuz?" şeklinde konuştu.
"SİYASET VE YARGI İLİŞKİLERİ LAUBALİ " Başbakan Erdoğan'ın salı günü partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 'Olayın sonuna geldik' dediğini belirten Baykal, "Ya seni ne ilgilendiriyor. Sen savcılığın basın sözcüsü müsün? 'Yakında iddianame çıkacaktır' diyor. Hala iddianame yok. İddianamenin 2 bin 500 sayfa olduğu söyleniyor. Kaç sayfa olduğu belli ama iddianame ortada yok" dedi.
Avrupa Parlamentosu'ndan Ergenekon'un bir an önce sonuçlandırılması yönünde bir karar tasarısı çıktığını belirten Baykal, AP gibi ciddi bir organın siyasi bir konuyu ciddi bir davaymış gibi gündemine almasının dikkat çekici ve önemli olduğunu kaydederek, "Yargı ve siyaset hiç bu kadar laubali ilişkiler içinde olmamıştı" dedi. Birden bire iktidara muhalefet olmakla tanınan insanların gözaltına alınmaya başlandığını söyleyen Baykal, "Bu hukukiden çok, siyasi nitelik taşıyan bir olay haline gelmiştir.
Türkiye'de hukuk ile siyaset arasındaki ilişkilerin korunmasına ihtiyaç var. Yargının bu siyasi tertipleri boşa çıkarmasını bekliyoruz. (Başbakan) iddianame hazırlanıyor' diyor. Sen mi hazırlıyorsun iddianameyi? Sen nereden biliyorsun iddianamenin hazırlandığını. Bunu bilmesi ve bunu söylemesi davanın manevi ağırlığını çok ciddi tahrip etmiştir" diye konuştu.
"TÜRKİYE BÜYÜK BİR SENARYONUN OYNANDIĞI BİR ÜLKE HALİNE GELDİ" İktidarın bu projenin başında olduğunu ve hukuk adına bundan rencide olduklarını belirten Baykal, "Bu yöntemlerle kimse iktidarını pekiştiremez" dedi. Dinci medyanın bir süre önce 'Sessiz mi kalacaksınız? Elinizde imkan varken gerekeni yapmayacak mısınız?' dediğini belirten Baykal, "Ve bu öyle görülüyor ki, kısa bir tereddütten sonra karara bağlanmıştır. Siyasiler bir tercih yapmıştır ve bu tercih sonucu bugünkü tabloyla karşı karşıya bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Birden bire Türkiye'de 'Darbeye Hayır' gösterileri yapılmaya başlandığını ve hemen ardından da darbe yapma iddiasıyla anılan kişilerin gözaltına alındığına işaret eden Baykal, "Bütün bunlar büyük bir planlamanın olduğunu gösteriyor. Türkiye büyük bir senaryonun oynandığı bir ülke haline gelmiştir. Bunlar Türkiye'de tarihi bir virajın, rejim değişikliğinin aradığıyla izah edilebilir" diye konuştu.
(MÜG-CC-CC-Y)